fbpx 91 SAAT | Mamak Havadis

91 SAAT

Tarih 30 Ekim 2020, günlerden Cuma. Doğal akışıyla güneş, her zaman ki gibi ışıklarını dünyaya göndererek yeni bir güne başlamıştı. Günlük telâşeler, yemeler, içmeler, oynaşmalar, koşuşturmalar ve salondan çıkıp bir o odaya bir bu odaya koşup duran ay parçası bir çocuk. Ne kadar da benziyor, ayın dolunay halindeki pırıl pırıl yanan dünyanın kandiline Aydan…
​Cuma namazları kılınmış, haftanın yoğunluğu tatlı bir rehavete evirilmeye başlıyordu. Hafif bir rüzgâr ve nemle karışık, sıcaklığının hükmü yavaşlayan güneşin göz alan ışıkları arasında, yerinde duramayan Aydan’ın pırıltılı gözleri bedeni ile beraber sallanmaya başladı.
​Saat 14.51 sallanıyoruz. Beşik sallanır gibi sallanıyoruz. Onlarca kilometre ötelerden döne döne gelen sarsıntıyla içimiz bulanıyor. Büyük bir gürültü ile çatlamaya başlıyor her yer. Kum tanelerinden tozlar yağıyor tepemize. Dolap kanepe televizyon buzdolabı ne varsa hepsi bir duvara fırlıyor aniden. Ve çöküyoruz. Duvarlarla kolonlarla kirişlerle ve bedenlerimizle moloz deryasına doğru bilinmezlere gidiyoruz.
​On beş saniye içinde gündüz birden kayboldu. Zifiri bir karanlığın içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Kıpırdayamıyoruz. Aldığımız nefeslerde tozun kekremsi tadını yudumluyoruz. Dayanılmaz acılar duyuyoruz ama neremiz diye kontrol edemiyoruz. Her yer bir anda sus pus oldu. Ve korkmaya başlıyoruz. Bağırıyoruz, sesimizi duysunlar diye.
​Günün sonuna doğru 83 Milyon Türkiye’nin bağrına yaslar düştü. İzmir’de 6.6 şiddetinde deprem oldu. Ölüm haberleri, yardım çağrıları, koşanların ayak sesleri, dualar, ağlayanların hıçkırıkları, umutlu bekleyişlerin kalp çarpıntıları, mucizelerin sırları semaları doldurmaya başladı.
​  Zamanın galip gelmemesi çok önemliydi. Saniyenin onda biri bile çok büyük bir zaman dilimiydi. Her geçen saniyenin sonu bir mucize demekti. Depremin 17. Saati; İnci Okan, Hülya Özmet ve Nurcan Tosun sağ çıktılar. 58.saati; İdil Şirin mucizesi yaşandı. 65. Saati; Elif Perinçek, mucizenin de ötesine geçti. Ve 91. Saati; Ayda Bebek, artık bunun bir tarifi yok. Sırlar âleminin bir hediyesi.
​Çocuk 91 saat sen ne yaptın orda? Aman bir şey olmasın diye üzerine titrediğimiz çocuk, seni kimler kucakladı 91 saat. O ay gibi parlayan gözlerin karanlıkta kimleri gördü? Güvercin yüreği gibi titreyen kalbini kimler teskin etti? Vücudunu besleyen gıdaları hangi kaynaktan aldın? Ağladığında kimler avuttu seni?
​Çocuk, senin 91 saatin, yalnız olduğumuzu zannetmeye başladığımız yaşantımızda, yalnız olmadığımızı hatırlattı. 91 saatin umut oldu bizlere. Nefes alıp verdiğin 91 saatin her saniyesi ruhumuza hayat verdi. Çocuk, senin 91 saatin Cenab-ı Hak tarafından “Kendinize gelin” diye bizlere verilen bir derstir. Çocuk, bizim “yapıp ettiklerimizden” dolayı sana yaşattığımız 91 saatten dolayı hakkını helal et.
​Ey âlemi menamın sakinleri! Uyanın artık! Deprem bir felaket değildir. Depremler dünyanın bekasıdır. Kırılacak, sarsılacak, sallanacak, yerleşecek ve dünya olacaktır. İçindeki sıkışıklığı basıncı depremlerle, yanardağlarla ve farklı doğa olayları ile dışarı atacak ve varlığını devam ettirecektir.
​Doğanın tabiatında olan doğa olaylarını felakete çeviren insanoğludur. 7 şiddetinde, 8 şiddetindeki depremlerde, tedbirlerini alıp ölüm olayları yaşanmayan onlarca toplum örneği vardır. Deprem kuşağında yaşayan bir toplum olarak, depremlerle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Buna mecburuz. Allah esirgesin, yoksa her depremde her zaman canımız yanacak. Selam ve dua ile kalın.