fbpx BİR İNTİHAR NEDENİ SEVGİSİZLİK | Mamak Havadis

BİR İNTİHAR NEDENİ SEVGİSİZLİK

Bir  kahve doldurdu fincanına  sonra odanın köşesinde duran   sandukanın kapağını açtı.İçinden  çıkardığı  fotoğraf albümünü  koydu masaya, bir eliyle kahvesini yudumlarken "derin derin" bir iç çekti  resimlerdeki  anılarda  adeta kayboldu gitti..!

    Bir zamanlar gençti ,herkes yanındaydı şimdi koskoca  bir  evin tenhaliğında  boğuluyordu.Yalnızlık onun canını çok acıtıyordu artık  yıllarca oglunu okutup büyütmek için çalışmış oğlu inşaat mühendisi   çıkmış ama master yapmak için  İsvicreye gitmiş orada İsveçli bir kız ile evlenip İsviçre'de kalmıştı.
 İki üç senede bir Türkiye'ye gelirdi oğlu gelincede babasının yanına  bir kaç  günlüğüne uğrardı .Gelirken yanında getirdiği O meşhur  "İsviçre çikolataları " ve  birkaç gömlek  ile kendi vicdanını sustururdu  babasına karsı..
          
   Yine dertlendi yalnızlığın tavan yaptığı bir  gündü bugün  ne arayanı nede soranı vardı  arada bir ogluda aramada o telefon hiç calmayacaktı.Kimse ne haldesin  demez olmuştu artık 
Kendi kendine de söylendi  "görünmez oldum  ben yaşlandım çürüge çıktım" üstüne de bir köşede "terkedildim." Ne anlamı varki  böyle sap gibi tek başına amaçsız ruhsuz   yaşamanın yürüyen bir cesedim artık şuracıkda ölsem kimbilir kaç gün sonra cesetim bulurlar yalandan üç beş gün oğlum ağlar  O kadar diye üzgün üzgün ağladı..
 
  Sonra oturduğu yerden bir hışımla kalktı evet kararını verdi  bugün son verecekti "hayatına"  aldı bir kağıt kalem bir şeyler yazdı koydu cebine ayakkabılarını giyip  sokağa çıktı.İnsanlara baktı kimi mutlu kimi mutsuzdu ama hayatlarına devam ediyorlardı bir şekilde  mutluluklarında da  mutsuzluklarin da da yanında  birileri vardı.  

Kağıda yazdığı notta  bugün bir tek kişi bile bana "gülümsese"intihar etmeyecegim.
Bu hayata dair hala bir umudu olacaktı  birileri ona gülumsese kendini o kadarda yalnız, mutsuz ,umutsuz  sevgisiz  hissetmeyecekti belkide...

İnsanlar yanlarından geçip gidiyor ama kimselerin onu gördüğü yoktu ona halini hatrını  soran da yoktu.
Ne bilsinler di ki bu adamın ne yaşadığını belki bilseler böyle bağıra bağıra susmak zorunda kalmazdı ama anlatacak kimseside yoktu ki uzaklaştırmayı herkesi etrafından huysuzluguyla ..

Bu dünyadan anlaşılamadan gidecek gazetelerin ikinci sayfa haberlerinde  köprüden  atlayan adam diye manşetlerde  çıkacaktı.Ve giderken de  bir mesajı olacaktı  insanlığa tek cümlelik cebinde duran yazdığı o notla işte bugün  onu herkes bir cümleyle anliyacakti...

Hedefe doğru yürüyordu  yürürken  sağına soluna baktı kimse ona gülümsemiyordu.Bir kaç saat dolaştı öyle boş boş yollarda sokaklarda öylece sonra kafenin birinde bir bardak çay içerken izledi insanları sonra  arabasına  bindi arabasının  penceresinden sağa sola bakıp  izlediği hayatta hiç güzel bir şeyler bulamadı.Oysa lunapark vardı az ötede bir dev sinema, bir çocuk parkı  gorebilseydi keşke oradaki mutlu insanları,çocukları ama gitmedi oralara...

İndi  köprünün orta yerinde arabasından  çıktı köprünün  kenarında durdu son bir kez daha baktı ve atladı  hiç düşünmeden köprüden...
Ertesi gün ikinci sayfa haberlerinde adı çıktı köprüden atlayan adamın cebinden çıkan notta şu yazıyordu:

"Bugün bir kişi bile gülümsese bana bu köprüden atlamayacaktım."diye..

Şimdi suç kimdeydi..? İnsanların ona gülümsemesini beklerken  geçip giden  mutsuz hayatında mı?
Onun sevgiyi unutan kalbinde mi?
Yoksa bir tebessümü çok gören insanların suçu muydu? 
Suç belkide herkesteydi keşke birileri gulumseseydi ısınırdı onun sevgisiz üşümüş yüreği...

 Oysa Mevlana'nın da dediği gibi  "Mutluluk sana gelmez sen ona yürüyeceksin"

Keşke sen  yürüyebilseydin  mutluluğa,bir çocuk gülüşünde,bir iyilikte,bir çiçeğin kokusunda bulsaydın tebessümü,mutluluğu  elindeki olanların varlığına sükredip,olmayanlarla ömrünü çürütmeden bulabilseydın bir gülümseme nedeni   önce aynada kendine sonra insanlara gülumseyerek  ne güzel onlarada bulasirdi bu gülücük...

Kimbilir belki dünyada,dünyanda değişirdi 
"bir avuç umutla"yeşeren yüreğinle...

Nevin Aktekin Gülfirat