fbpx BİR KARTALIN HİKAYESİ | Mamak Havadis

BİR KARTALIN HİKAYESİ

Bugün size bir kartalın  hikayesinden bahsedeceğim Hani şu yüksekten uçan, ihtişamlı, mesafeli , her daim güçlü görünen, şiirlere konu edilen uçuşuyla  bizi kendine hayran bırakan  kartallardan.

Kartallar ortalama 30-35 yıl yaşarlarmış.Bu yaşlarda artık gagaları avını yakalayamaz , pençeleri avını taşıyamaz olurmuş. Tüyleri dökülmeye başladığından, soğuktan korunamaz ve bu koşullarda daha fazla yaşama şansları kalmazmış. Eğer bir kartal yaklaşık 150 gün( 5 ay) süren bir değişim ve yenilenme sürecine girmeyi göze alırsa ve bunu başarabilirse normal şartlarda bir 20-25 yıl daha hayatta kalıp, bir ömür aha yaşama şansına sahip olurmuş. Bu 150 günlük değişim ve yenilenme süreci için ilk olarak çok yüksek dağların tepelerine konumlanırmış. Gagasını taşlara vurarak koparır ve yeni gaganın çıkmasını beklermiş. Gagası yenilence, bu sağlam gagasıyla teker teker pençelerini söker ve yeni pençelerin çıkmasını sağlarmış. Bu zorlu süreçte  tamamlanınca , bu sefer yenilenmiş pençeleriyle tüylerini yolar ve bir süre sonra, tazelenmiş yeni çıkan tüyleriyle artık yeni doğmuşçasına hayata dönermiş. Ve yeni hayatına merhaba der, uzun yıllar yeni hayatına kaldığı yerden devam edermiş.

Ne kadar zor süreçler değil mi? Değişim ve yenilenmenin ne kadar büyük bir mücadele gerektiğini, bu sürece katlanabilirsek eğer, hayatımızı 2 kat güç ile devam edebileceğimizi anlatabilen bundan daha güzel bir örnek olamazdı herhalde. Hayatımızın tamamını güçlü, kendinden emin bir şekilde devam ettirmemiz çokta imkânlı değil bence. Çoğunlukla hiç beklemediğimiz anda ayağımız takılır ve  düşeriz. Kendimize güvenimiz azalır, bir daha  doğrulamayacağımızı düşünürüz. Günlerimiz kararır, hayat nefes alması zor bir süreç halini alır. Bir anlamda bizi tamamen devre dışı bırakacak bir düşünce  sistemi,  zincirleme bir reaksiyona sebep olur ve  bize kendimizi kötü hissettirir. 

Bence bu hissettiğimiz ruh halinin gerçeklerle çokta fazla bağlantısı yoktur. Bu  bize beynimizin oynadığı ,yıpratıcı ve güçlü bir oyundur. Ama beynimizle giriştiğimiz bu mücadele  ne kadar güçlü olursa olsun aşılmaz, ne yaşarsak  yaşayalım, hiçbir şey göründüğü kadar icinden çıkılmaz degildir.Yapmamız gereken , içinde bulunduğumuz umutsuzluğun, umuda dönüşebilme seçeneğinin düşündüğümüzden daha fazla olduğuna inanmamız, düşüncelerimizin ibresini daha olumlu bir alana yönlendirnemizdir,
Bizim de bir kartal gibi  yenilenmek için gideceğimiz bir dağ tepesi olduğuna inanmamızdır. Zor olanın bu dağa çıkmanın değil, bu yolculuk için güçlü bir inanç sistemine sahip olmamız gerektiğini bilmemizdir.

 Alıştığımız, bizi aşağıya çeken bir düşünce sistemimizle mücadele ederken,   tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki, bu sürecin sonunda vardığımız yer,  korkularımızla hiçbir alakası olmayan bir yerdir.   Hem de hiç bir sekilde.

Sadece inanmakla, hak ettiğimiz mutluluk için canımız çok yansa da o ilk adımı atmakla  bunu başarabiliriz.Ve sonunda göreceğiz ki,  bu yolculuğun   bize sunacağı ödüller  , kayiplarimızdan çok daha fazladır.  Yaşadığımız mutsuzluğa harcadığımız enerjinin yanında, her gün bir adım önde olmak için harcadığımız çaba   inanın daha az yorucu olacaktir. 

Size büyük bir oyun oynayan zihninizin aldatmalarına fazla kulak vermeden güç toplayın ve yolunuza devam edin. 

Denemeye değmez mi ne dersiniz?