fbpx Bir Yağmur Damlası… | Mamak Havadis

Bir Yağmur Damlası…

Ana rahmindeki cenin gibi büzülüp kalmıştım, sevda yokluğunun başucuna sarıldım, camdaki sesinden irkilip… Başımı gömdüm yastığımın altına, duyuyordum yine de seni. 
Benim yerime yağmur yağıyordu İzmir sabahlarına kara bulutlardan canımı acıtarak, yakarak...

Hiç istediniz mi bir yağmur damlası gibi yaşamak? 

Kimisinin isteyip özendiği, kimisinin uzağından geçeceği yaşamlardır, yağmur damlalarının, taş çatlasa birkaç dakikayı geçmeyecek ömürleri.
Tıpkı bir bulutla yolculuk etmektir günlerce. Hiç bilmediğin yerler görmek, çöller, okyanuslar aşmak, güneşi yanından ayırmadan yaşamak.
Yaşamak bir yağmur damlası gibi... Ürkek ama yılmadan! Dolaşmak gökyüzünde… Özgürce… Ayağında ki zincirin kalbinin gırtlağına sarılmamış halde o yerlerde olmak…
Sonra bir yer seçmek kendine gezdiğin yerlerden. Yüzüne çarpan rüzgârı hissederken, gördüğün yerleri düşlemek… Düşmek… Sürekli düşmektir. Git gide hızlanır düşüşün. En sonunda çarparsın yere sert bir şekilde. Canın yanar. Derken daha diplere inersin, umutların biter. Oysa farkında değilsindir sayende yeni çiçekler can bulacaktır…
Sonra; "burası olsun" diyerek tam da oracıkta hayatına son vermek için düşmektir saniyeler sürmeden. Soğumuş yüreğinin söndürmek çabasıyla koskoca bir yangını... Düşmek en koca çirkefliklerin orta yerine korkmadan...
 ____________ve son bir replik haykırmak… Çakılacağın, sabit halde öylece duran, çaresiz yer kabuğuna doğru; bir damlan bir damlana çarpmadan hızla… düşerken istemli veya istemsiz avaz avaz…
"Ey sen kasvetli toprak! parçalarımı sana getiriyorum bekle. Sana en güzel kokuları getirdim bak, en güzel aşkları getirdim. Bir gözyaşı da var yanımda istersen. İşte tam öylece dur toprak, üzerine saçılmaya geliyorum. Sana okyanusları getiriyorum. Sana az evvel terk ettiğim güneşi getiriyorum." Dersin ama____ duyarsa… ya duymaz yada duymamış gibi yapar. Çünkü kendi benliğini yaşamaktır düşleri… 
Duymaz… haykırışını…

Bir bulutun gözyaşlarından biri olmaktı istediğin.  Ve oldun…
Karanlık simsiyah bir bulutun gözlerinde başladı hayatın. Ama bir gün koparsın bir anda; tek bir damlasındır ama düştüğün yerde sel yaratmak istersin. Ömrün bulutla toprak arasındadır, fazla yaşayamazsın belki, evet düştüğün yerde kaybolursun tamamen ama amacına ulaşmışsındır, kısacık ömrüne başladığın gibi tek bir yağmur damlası olarak veda etmişsindir.
…bir yağmur damlası gibi... ürkek ama yılmadan!
Yalnızlıkta kalmak istemezsen düştüğün yere dikkat et yağmur damlası kor olmasın. Kor ateşte buharlaşırsın. Buharlaşmayla birlikte tekrar yağmur damlası olmak sonu gelmeyen yalnızlıktır…

“Ölmek için doğmuştur ya insan, o yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever… “  (Lev Nikolayeviç Tolstoy)

25.02.2016

Sevgi özgür gönüllerde büyür. Neşeyle kanat açar. Tutsak özgürlük olmaktansa, özgür tutsaklık olmayı yeğler… 
Kırıcı ve yıpratıcı davranışları bir yana bırakıp, özgürce sevip saygı ve dostluk çiçeklerini soldurmadan koruyacağımız ve dostlukları güçlendireceğimiz bir Dünyada; Güneşin parlak ışıklarıyla doğan, saflığıyla süzülen gününüz, bir çınar ağacın gölgesindeki huzur, berrak sulardaki saflık, topraktaki bereket ve aldığınız nefesteki anlam kadar güzel, gözlerinizin içini güldüren, içinizi ısıtan, sevgi dolu, umut dolu yeni bir günde  yeniden sevin, sevilin... hayat sevince güzel ve diyelim ki her bir cümleye; bu ülkenin sahipleri yalnızca bu ülkeyi karşılıksız seve bilenlerindir… Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun, gecenizden doğan gün/aydınligınıza selam olsun değerli okurlar...

25.02.2020