fbpx ESKİ ÇAĞIN OYUNCAKLARI | Mamak Havadis

ESKİ ÇAĞIN OYUNCAKLARI

İnsanlık ne kadar geçmişe giderse gitsin, günümüz değerlerinin en eski formatlarını tarihin eski kalıntılarında görmek mümkündür. Benzer şekilde insanlık ne kadar ileriye giderse gitsin, insanoğluna dair bazı değerler geçmişten geleceğe çeşitli formlarla yaşanıp yaşatılacaktır. Tıpkı oyuncaklar gibi! Bundan binlerce yıl öncesinde vardılar. Şimdi de varlar. Gelecekte daha da çoklandırılacaklardır. 

 Sizce en eski çağlarda yaşamış birçok çocuğun hayal dünyasını dolduran oyuncaklar nasıldı? Günümüz oyuncakların ilk protiplerinden bahsediyorum. Çok değişmiş olamazlar dimi? Taştan, tahtadan, papirüsten, seramikten, deriden ya da pişmiş topraktan şekillendirilmiş oyuncaklar!

İnsanlığın bilinen en eski oyuncağı, M.Ö. 3000-1700’lü yıllardan kalma oyuncak bir kağnıdan oluşuyor. İki öküz tarafından çekilen bu kağnı, dönemin kağnılarının bir örneğini teşkil ediyor. Bu oyuncak kağnı, İndus Vadisi Uygarlığına ait Harappa şehri kazılarında keşfedildi.

Eskiçağın oyuncak literatüründe başka ne gibi oyuncaklar vardı, beraber bakalım.

İlk oyuncak araba; Mardin’in Kızıl Tepe ilçesinde bulundu.  Bu oyuncak yaklaşık 7500 yıllık. Hareket ettirilebilen buğday öğüten ekmek oyuncağı ise Mısırda bulundu. Ve birçoğumuzun bildiği topaç; Antik Yunandan kalma. Bu topaç kilden yapılmış, M.Ö. 5 yüzyıla tarihleniyor. Salınacağa binen bir kadını betimleyen seramikten yapılı oyuncak; Girit’te bir Minos yerleşimi olan Hagia Triada’da bulundu. Kirpi oyuncağı, M.Ö 1500- 1200’e tarihlenen oyuncak Elam İmparatorluğunun başkenti Susta ki kazılardan. Kolları, bacakları ve dirsekleri oynayan oyuncak ise bunlardan en ilginci; M.S. 1. yüzyıla tarihlenen fil dişinden yapılma bu oyuncak bebek, Antik Roma’dan kalma. Bebeğin üzerinde altın kolye ve bilezik gibi aksesuarlar bulunuyor.

Sanırım günümüz oyuncaklarına kıyasla çok basit formlarda olan bu oyuncaklar ile büyümek isteyebilirdik, fakat eski  çağ da çocuk olmak istemezdik. Hakikatten eski çağda yetişkinlere verilen önem çocuklara verilmemiş, çocuklar olması gereken çocuk statüsünde değerlendirilmemişlerdir. Daha ötesi, çocuklar açıklanamayan doğaüstü olayların laneti ve kötülüğü olarak görülmüşlerdi. Örneğin Milattan önce Çatal höyükte yaşamış insanların yetişkinleri öldükten sonra evlerin temiz dedikleri bölgelerine gömerlerken, ölen çocukları evin kirli dedikleri günlük yaşamın en çok kullanılan bölgelerine gömdükleri tespit edilmiştir. Ayrıca zorlu yaşam koşullarında çocukların hayatta kalmalarının güçleştiği anlarda ölüme terk edildikleri, erkek çocuklarının kız çocuklarına kıyasla iş gücü ve dayanıklılık açısından daha çok tercih edildiği bilinmektedir. Çocuklara bahşedilen bu değersizlik ancak yerleşik hayata geçişle kırılabilmiş ve çocukların varlığı kabul bulup yeni roller ve buna bağlı olarak sorumluluklar verilmiştir. Erkek çocukları iyi bir savaşçı, kız çocukları ise iyi bir anne ve kadın olmak zorundaydılar.

Bunun yanı sıra şu detayı da göz ardı etmemek gerekiyor. Eski çağda tüm toplumlara özgü standart bir anlayışın aksine her toplum kendi yapısına ve beklentilerine uygun bir anlayışın varlığından söz edilebilir. Örneğin Mezopotamya da çocuk ailenin devamı olarak nitelendirilirdi. Bir çocuk babanın malı gibi sayılır, köle olarak satılabilir, evlatlık ve rehin verilebilirdi.  Antik Yunanlılarda ise babalar çocukların üzerinde sınırsız haklara sahiptiler. Ayrıca erkek çocuklar kız çocuklarına göre daha değerliydi. Kız çocukları ev işleri ile yakından ilgilenir, erkek çocukları ise iyi bir sporcu, savaşçı, siyasetçi olabilirdi.

 Tahmin edildiği üzere eski çağın çocukları günümüz çocuklarına kıyasla hiç de şanslı sayılmazlardı. Dolayısıyla eski çağda zor koşullarda yaşayan bir çocuğun hayal dünyası ve oyuncakları gündelik yaşamdan esinlenen gerçeğin bir minyatürü gibi karşımıza çıkıyor. Bu durumda eski çağın oyuncakları olarak nitelendirdiğimiz eşyalar, çocuklar için mi yapıldılar, yoksa gerçeğin bir taklidi eşya olarak mı yapıldılar, tekrardan düşünmek gerekiyor.