fbpx İDLİB’ DE TUZAĞA DİKKAT! | Mamak Havadis

İDLİB’ DE TUZAĞA DİKKAT!

Türkiye 2014 yılından itibaren ABD ve İsrail’ in “ Büyük Ortadoğu projesi” ni bozma sürecine girdi. Bu süreçte ABD nin Türkiye, İran, Suriye üzerindeki planları suya düştü. Suriye’ de “Kürt” koridoru oluşturulamadı. Bölgede “ 2. İsrail” devleti hayalleri devlet ve millet gücüyle engellendi. Bu süreçte Türkiye emperyalist kamptan koparak Asya kampına kaydı. Buna Mazlumların antiemperyalist kampı da diyebiliriz. Bu gelişmelere Astana süreci damgasını vurdu. Buna S- 400 alımını’ da ekleyebiliriz. Bu öyle bir süreç’ ki Türkiye ile ABD resmen savaşıyor. Bir savaşta neler yaşanıyorsa onlar yaşanıyor. Fakat bütün savaşlar aynı zamanda taktikler ve manevralarla ilerler. Sürekli çatışma olmaz. Zaman zaman geri çekilmeler ve molalar olacaktır. Önemli olan bu süreçlerde doğru taktik ve manevra yürütmektir. İşte Fırat Kalkanı, Zeytin dalı ve Barış pınarı harekatları bu savaşın kanıtı, doğru mevzilenmesi ve doğru cepheleridir. Türkiye bu doğru harekatlarla ilerledi. Türkiye bu süreç’ de emperyalistlerin karşısında başı dik, devlet ve millet olma kararlılığını korudu ve Türkiye kazandı.

İDLİB konusunda maalesef yanlış ve teröristlere hizmet eden bir mevzi’ ye girdik. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetin izlediği çizgi önceki sürecin tam tersidir. İdlib’ de Suriye ve Rusya ile karşı karşıya gelmek kimin işine yarayacak. Bunun cevabı o kadar açık’ ki, sıradan bir vatandaş bile bu çizginin ABD nin işine yaradığını söyler. Tarihte olduğu gibi bugünde Suriye ve Rusya en önemli müttefikimiz ve komşularımızdır. Özellikle bu günkü stratejimiz açısından, bu ülkelerle karşı karşıya gelmek, “ savaş” nedeni olabilecek söylem ve açıklamalarda bulunmak açıkçası cinayettir, ABD ve İsrail’ in tuzağına düşmektir. Akıl ve mantık almıyor. Kimseye anlatamazsınız. Türkiye emperyalist ve terör örgütleriyle’ mi savaşıyor, yoksa Rusya ve Suriye ilemi. Bu konuda, özellikle Sayın Cumhurbaşkanı bir yol ayrımındadır. Ufak bir yanlış 2014 öncesine götürür’ ki buda felaket olur. Hükümetin yıkılmasına kadar gider. Tam’ da ABD- İsrail- FETÖ- PKK nın istediği çizgi. Biz bugüne kadar boşuna’ mı Rusya, İran, Irak, Libya ile görüştük. Türkiye ve Suriye Milli istihbarat yetkilileri görüşmüş ve önekli adımlar atılmıştır. Bütün bunlar boşuna’ mı yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanını uyarıyoruz; bu stratejide yapılan hata, bize Doğu Akdeniz ve Libya’ dada müttefik kaybettirir. Milli savunma bakanımız, dışişleri bakanımız, genel Kurmay başkanımız’ da bu olaylardan sorumludur. Bu meseleler yanlış bilgilerle, duygusal davranışlarla çözülemez. Savaşlar soğukkanlılıkla yürütülür.Evet askerlerimize saldırı oldu ancak, yetkililerinde açıkladığı gibi misliyle karşılık verilmiştir. Bunu düşmanlık noktasına vardırmanın, devam ettirmenin Türkiye’ ye ne faydası olabilir. Onun için Türkiye’ nin düşman tanımını doğru yapması gerekir. Yanlış tanımlama ve mevzilenme büyük bedeller ödetir.
Zaman,  zaman Rusya ile görüşmeler yapılmaktadır. Bunlar olumlu ancak yetersiz. En son dışişleri bakanının yaptığı  “ Suriye sorunu Türk- Rus ilişkilerini etkilememeli” açıklaması olumlu olmakla birlikte yetersizdir. Çünkü Suriye sorunu bu ilişkileri zorunlu olarak etkiler. Bu güne kadar Suriye sorununu Rusya üzerinden çözdük ve önemli bir noktaya’ da gelmiştik. Suriye devletine ve onun başkanı’ na posta koymak ilişkilerin yeniden bozulmasına yol açar. Sormazlar’ mı bu güne kadar Astana süreci neydi? MİT başkanı Suriye istihbarat başkanı ile sizden habersiz’ mi görüştü? 
Acilen yapılacak iş; Suriye devleti ile barışmaktır. İkimiz’ de terörle mücadele ediyoruz. ABD- İsrail- FETÖ- PKK nın tuzağına düşmeyelim.  Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk milleti ve bölge ülkelerinin ortak aklına ve ortak çıkarlarına uygun davranmayı gerektirir. Devlet yönetmek ve devlet adamı olmak’ da bunu gerektirir. Türkiye ve bölge ülkelerinin ekonomik, ticari, kültürel ve tarihi çıkarları’ da bunu gerektirir. Hiçbir güç Türkiye’ yi girdiği Asya sürecinden alıkoyamaz.