fbpx İKİ LİDERDEN, İKİ UYARI | Mamak Havadis

İKİ LİDERDEN, İKİ UYARI

1

Türkiye’ nin gündemini bir anda iki önemli sorun meşgul etmeye başladı.

Kıdem tazminatı ve Avukat’ lık kanunu tasarısı.

Avukatlık kanunu tasarısı’ nın muhatabı doğal olarak Türkiye Barolar Birliği ( TBB ) genel başkanı Metin Feyzioğlu’ dur.

Kıdem tazminatına yapılan müdahalenin muhatabı ise, en büyük işçi konfederasyonu olan   TÜRK- İŞ genel başkanı Ergün Atalay’ dır.

 Emek ve hukuk cephesi liderlerinin kamuoyuna, hükümet yetkililerine ve daha’ da önemlisi Sayın Cumhurbaşkanı’ na önemli açıklama ve uyarıları oldu.

Her iki sorun’ da, Türkiye’ nin önemli kesimini ve büyük çoğunluğunu oluşturması bakımından ciddi sonuçları beraberinde getirebilir. Siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçları ağır olur, o bakımdan her iki sorunun temsilcilerinin yetkililerce iyi dinlenmesi gerekir.

Emek cephemizin lideri Sayın Ergün Atalay; o gerçek emekçi duruşu ve doğal davranışıyla özet olarak şunları söylüyor. “ Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir dokunamazsınız, hakkımızı pazarlık konusu yapmayız, kıdem tazminatımızı elimizden alırsanız sendikalara ve sendikacıya gerek kalmaz, tarafların anlaşması söz konusu olamaz bunu kimse bizden beklemesin, kıdem tazminatı’ na dokunmak Genel grev nedenidir, Cumhurbaşkanımızın bizi anlamasını istiyoruz.”

Dikkat çekici nokta, bütün sendikalar bu konuda fikir ve eylem birliği içindedir. İlk eylem fitilini29 Haziran’ da 81 il’ de yaktılar, işçi sınıfı kararlı gözüküyor, tarihi bu bakımdan önemli başarılarla dolu.

 Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ise Ergene çevre projesi töreninde talihsiz bir açıklamada bulundu. İşçi ve işveren sendikalarını eleştirerek,” kıdem tazminatını bir araya gelin çözün, niye kendi aranızda çözmüyorsunuz, işçi ve işverenin karşısında bizi kötü durumda bırakmak’ mı istiyorsunuz”

T.C. devletinin Cumhurbaşkanı sıradan bir makam değildir, bir parti makamı, bir sendika veya devletin herhangi bir kurumu’ da değildir. Bütün sorunların çözüldüğü yüce ve yüksek makamdır. Cumhurbaşkanlığı sisteminde ise, bu sorun iki dudağın arasındadır “ evet, hayır” gibi. Ne demek aranızda halledin, beni ilgilendirmez, ne haliniz varsa görün der gibi. Türkiye nüfusu’ nun önemli bir kısmını oluşturan bir sorun’ a Cumhurbaşkanı böyle yanıt veremez. Sayın Cumhurbaşkanı’ na soruyoruz; işçinin alın teri olan kıdem tazminatı hakkını kimden koruyup “ güvence” altına alıyorsunuz. Üstelik “ ben de işçilikten geliyorum” diyorsunuz. O zaman sizin iki kat fazla emekçinin yanında olmanız gerekir.  Bizler de hem vatandaş, hem emekçi ailesi olarak sizden emekçiden yana tavır almanızı bekliyoruz.

Avukat’ lık kanunu tasarısı’ na gelince;

Son günlerde kamuoyunda tartışılan en önemli konulardan biridir.  Çok ilginç, kıdem tazminatı’ nda olduğu gibi, avukat’ lık kanunu tasarısına da başta TBB olmak üzere bütün barolar ve bütün avukat camiası karşıdır.  Bu tasarı’ nın esas tartışılan ve karşı çıkılan tarafı  “ çoklu baro” sistemi dir. Elbette avukatlık kanunu ve yargıda bazı düzenlemelerin yapılması gerekir.  Ancak baroların karşı olduğu bu kanunu kime, neden çıkartıyorsunuz? Bunu anlamakta insan zorlanıyor. Anlamlı soru şudur; ne demek çoklu baro, baro’ yu bölmek ne demek oluyor? O zaman “ çoklu TTB, çoklu TMMOB, çoklu TÜRMOB” da olsun. Bunun sonu gelmez.  Bu uygulamayla, tek merkez yerine çok merkez, tek disiplin yerine çok disiplin, birleşme yerine bölünmeyi teşvik etmiş oluyorsunuz. Türk milletinin savunma gücünü bölmek, karşı karşıya getirmek hükümete’ de bir şey kazandırmadığı gibi kaybettirir.

TBB genel başkanı Sayın Metin Feyzioğlu ne diyor;

“ Görüştüğüm bütün baro ve meslektaşlarımın hepsi çoklu baro sistemine karşıdır, bir ilde bir den fazla baro terör örgütleri ve onları kullanan emperyalistlere yarar, süreci birlikte yürütelim, bize rağmen bir girişimde lütfen bulunmayın, ortak akılla hareket edelim”

Bu kadar uyarıcı, birleştirici, samimi, avukat kitlesini ve devletini sahiplenen bir isimdir Sayın Feyzioğlu.

SONUÇ:

Her iki meslek örgütümüz ve liderleri Türkiye’ nin vicdanıdır.  İkisi’ de tam bir sorumluluk bilinci ve devlet adamı tavrıyla hareket etmektedir. Türkiye’ nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik zorlukların bilicindeler. Bu iki lider ve iki kurumumuz zor şartlarda devlet’ e ve millet’ e sahip çıkma geleneğini taşımaktadır. Kitlesi’ de aynı duyarlılıktadır.  Lider ve devlet adamı olmak bu tavrı gerektirir. Ne kendileri, ne kitleleri kırıp döken tipten, maceraperest değiller. Kanunların elverdiği biçimde haklarını müdafaa ediyorlar.  Son derece haklı ve meşru zeminde hareket ediyorlar. Eylemleri’ de uyarıcıdır.

 Başta Sayın Cumhurbaşkanı’ na sesleniyoruz; yapılacak en ufak yanlış ( kıdem tazminatı’ na dokunmak, çoklu baro ) başta terör örgütleri FETÖ ve PKK nın işine yarayacaktır. Onlar her iki konunun bir an önce yasalaşmasını sabırsızlıkla bekliyorlar, bundan emin olabilirsiniz. Çünkü onların görevi istikrarsız bir Türkiye’ de kendilerine yeniden iktidar olanakları yaratmak. Türkiye önemli bir rotaya girmişken yeniden başa dönmeyelim. ABD- FETÖ- PKK ya karşı devlet ve millet olarak başarılı süreçlerden geçiyoruz. Kaldı’ ki bu iki meslek örgütümüz ve kitlesi bu sınavlardan başarıyla çıkmıştır. 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasına karşı dik duran kurumlarımızdır. Bunların aileleri, çevresi, esnaf’ ıda katarsanız büyük bir kitleyle yüz yüzeyiz. Her iki konuda kurumlarımızın lehine alınacak tavır hem bu kurumlarımızı, hem toplum vicdanını rahatlatacağı gibi,  hükümeti’ de son derece rahatlatacak, terör örgütlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Devlet aklı kendi öz gücünü, kurumunu, emek ve hukuk cephesini koruyarak; düşmanın tuzağını boşa çıkarmayı gerektirir.