fbpx İnsanlık ... | Mamak Havadis

İnsanlık ...

Eski bir anı burada bu gün paylaştığım. Bir amacı yok, amaç biziz, yani insan, benim kalemim yalnızca bir araç Ben yeniden hatırlatmak istedim sadece ne olmamız gerektiğini, diğer yaratılmışlardan farklı olarak niçin yaratıldığımızı...

Yoksa içinde sevgi, unuttu isen eğer, hatırla yaratılırken yoğrulduğun İnsanlık mayasının içine Rabbimin koyduğu bir cimdik sevgiyi...
Arada bir aynaya bakmalı insan. Güzel miyim diye değil, "İnsan" mıyım diye dostlar...

Ve İnsanlık: 
Nereye gittiği meçhul bir kavramlardan bir tanesi daha işte... İnsanlık. Bir tarafta zenginlik içinde boğulan ama amaçsızlıktan kendini kaybetmiş bir topluluk. Diğer taraftaysa kemikleri açlıktan birbirine yapışmış hayallerini yıllar değil günler, belki de saatler süsleyen bir başka topluluk. Aradaysa koca bir uçurum. Dipsiz mi dipsiz koyu mu koyu bir uçurum. Sonu gözükmeyen… Çevresi bu uçurumu görmezden gelen insanlarla dolu. En azından görmezden gelmeye çalışan insanlar.

İşin ilginciyse iki tarafında birbirine inanamıyor olması belki de. Bazıları insanların açlıktan öleceğine inanamazken bazıları da insanların gece karnı tok uyuduğuna inanamıyor.

Yaratılmışlar içinde en mükemmelidir insan,
Yüce yaradan “eşref-i mahlûkat” olarak yaratmış,
En şereflisi, en güzeli, en değerlisidir o
Asli görevlerinin yerine getirenler yükselmekte,
Fıtratına muhalefet edenlerse aşağılık bir hal almaktadır.
Peki, nedir insanı mükemmel kılan değerler?
Erdemlik, temiz ahlak, iyi ve güzel düşünce, merhamet duygusu, güvenilir olma,
Sevmek, saymak, hoş görmek, affetmek, yardım etmek, kederi ve mutluluğu paylaşmak,
Vefa göstermek, sebat etmek, incitmemek, kırmamak gibi insani değer insanın varoluşuna uygun bir yaşam sürmesi için yaşatması, sergilememesi gereken özelliklerdir.

Ee peki nerede bu saydığımız insanlık erdemleri?
Hani şu övüne övüne bitiremediğimiz insanlığımız nerede?
Bunca insanın aç kalması bir tarafa bunca insanın açlıktan ölmesine nasıl göz yumabiliyoruz?
Anlaşılan insanlığımız ve vicdanımız bavulunu toplayıp gitmiş kalbimizden. Bir hayli uzaklaşmışlar sanırım ki bu derece vurdumduymaz bu derece umursamaz davranıyoruz açlıklara, ölümlere…
Bir avuç insanımız kalmış vicdanının sesini duyabilen. Onları da sağır etmek için aralıksız çalışan koskoca bir toplum var karşılarında.

Evet konumuz neydi? İnsanlık öyle değil mi?
İnsanlık! Bu hızla giderse anca masallarda okuyacağımız bir kavram daha işte. Hem sömürülüp hem açlıktan kırılma noktasına gelmiş bir ülke ve insanlara yardım etmek için yanına çakı dahi almamış insanlarla dolu bir gemiye yapılan çıkartma (Ya da belki buna suikast demek daha doğru olur. İnsanların kalan vicdanına yapılmış bir saldırı, suikast). Elimizde en bariz iki örnekle biz hala insanlıktan bahsediyoruz. İnsanlıktan umudumuzu kesmek için belki henüz erken fakat önlem almak için geç kalmadan önce bir şeyler yapmalı…
Önce aynada kendine bakmalı herkes ve yüzünün çizgilerine kalp gözüyle şu vasıfları görmeli, görmüyorsa düşünmeli…

Sağlam mozaik ’inin harcı olan güvenirliliğiyle olmalı insan ki; güven duymak ve güvenilir olmak hayatının bir parçası olmak ve toplum nezdinden de Allah katında da güzel bir mertebeye ulaşmak için…

İnsanın erdemlik vasfı olmalı ki; nefsini terbiye ve erdemle doldurunca, bir başkasının nefsini terbiye bilgiyle doldurmak için…

Temiz ahlaklı olmalı insan ki; malum güzel ve temiz ahlak bir neslin temeli, insana değer verme manası taşır… Olur ya bir gün, toplumda kendini takdim ederken ahlakıyla ön planda olmak için…

İyi ve güzel düşünmeli insan ki; güzel ve iyi düşünenin gördükleri güzel olur. Hayatından lezzet almak için güzel düşünmeli… Düşündüklerini hayata geçirmeli, hayatını anlamlı kılmak için…

Merhamet kanatlarını kuşanmalı insan…
Tavizi merhametten ayıracak kadar feraset sahibi olmalı. Yeryüzündekilere merhametle yaklaşmalı insan… Ki yarın kendisine Allah tarafından yapılacak merhameti beklemek için...

Sağlam mozaik ’inin harcı olan güvenirliliğiyle olmalı insan…
Güven duymak ve güvenilir olmak hayatının bir parçası olmalı insanın. Toplum nezdinden de Allah katında da güzel bir mertebeye ulaşmak için…

Hoşgörülü olmalı insan; Pineci(Eski ayakkabı onarıcısı) olmalı, hatayı yüzüne vurarak değil, usulünce söyleyip uyarmalı… Dost biriktirirken yüreğindekini yansıtmalı bulunduğu ortama… Dostluğu sevgiyle yoğururken, hoşgörüyle köprüler kurmalı hayata… İzzet ve onurunu çiğnetmeden gösterdiği hoşgörüyle bahar estirmeli etrafına… Tüm çirkinliklere format çekmeli insan… Yarınlara umut vaat etmeli hoşgörüsüyle… Güzel bir hayat ve temiz bir yaşam için…

Affetmeyi bilmeli insan…
Affetmeli her şeye rağmen… Zihninde beslediği intikam duygusuna gem vurmak için…
Susmayan vicdanının sesini duyurarak affedebilmeli…
Kör gözlerle görmesi, sağırlaşan yüreğiyle duyması, katılaşan kalbini yumuşatarak affedebilmeli insan…
Kem düşünceye direnerek, içinde büyüttüğü şeytanlarıyla savaşarak affetmeli insan…
Ve kim bilir, belki de içine kök salmış zeytin dalları hala duruyordur. Fark etmeli onları sağa sola uzatarak affetmeli…

Yardım sever olmalı insan…
İyi niyetin getirisi olan yardımı, yardım etmeyi sevmeli insan…
Yardım etmek için cebindekilerine değil, yüreğindekilere bakarak yapmalı…
Yürekten, kalben yapabilmeli… Karşılığı olmayan yardımlar yapmalı karşılıksız sevdiklerine…
Fenalıktan kaçındığı kadar koşmalı yardıma. Dertlenebildiği kadar dertlenmeli dertlilerin dertleriyle…
Derler ya atalarımız kötülükten maraz çıkar, yaparsan elbet sana da konar..
İyilik yapmalı herkese iyilik…
Balık bilmezse Halik’ın bilmesi için…

Kederi ve mutluluğu paylaşabilmeli insan…
Paylaşabilmeli mutluluğunu paylaştığı gibi keder ve tasalarını…
Paylaşarak kurtulmalı yalnızlığından… Dertleriyle dertlenmeli insanın… İliklerine kadar işlemeli bunu. Hissettirmeli yalnız olmadıklarına… En ümitsiz anlarında belirivermeli yanı başlarında… Arasında Okyanuslar, Sınırlar olsa bile…
Ördüğü duvarları yıkarak köprüler kurmalı insanlara ulaşmak için…
Özgür olmalı insan… Özgür… Kuşlar kadar özgür… Kalemi kadar özgür…
Prangalarından kurtularak yarınlarına “onur” mücadelesini anlatabilmesi için özgürlük mücadelesi vermeli insan…

Bir duruşu olmalı insanın. Vakarını güvenle yâd etmek için…
Bir gülüşü olmalı insanın. Gülüşünden çiçekler toplamak için…
Yüreği olmalı insanın yüreği… Bir tarafı efe olup, özgürlük naraları atmak için…
Kırmalı yüreğinde ki zincirleri..
Hâsılı onuru olmalı insanın… Hiçbir şeye değişmeyeceği, ayaklar altına aldırmayacağı…
Esarette onursuzca yaşamaktansa, özgürlüğü uğruna ölmek için…
İnsan olmalı insan…
Velhasıl kelam; her şeyden önce olması gereken şeydir insani değerler taşıması…
Ne olacaksa olsun, öncelikle kendisi olmalı insan…
Her sabah yeni sabahları olmalı insanın…
Yeni umutları, yeni dostları olmalı…

Hâsılı önce insan olmalı insan değerli dostlarım…
İnsanca yaşamak için ise sevgi dolu olmalı insan…
Karşılıksız sevmeli her şeyi… Sevdiği kadardır insan. Kendisini sevdiği kadar sevmeli etrafındakilerini.
Bencillikten uzak, riyasız, pervasız, karşılıksız sevmeli insan… Art düşünceli egolarından arınmalı insan… Verecekse almadan vermeli insan.
Mevkisine, makamına, yaşına, cinsiyetine bakmadan sevmeli insan… Milliyetine, ırkına, diline, rengine bakmadan sevmeli… İnsan olmanın gereği olarak sevmeli, insan olduğu için sevmeli…
İnsan olmak, karşısında gördüğü bedeni değil, taşıdığı ruhu sevmeyi yeğlemeli…

Sevdiği kadar sevilmek için…
Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir… Mutlu ve umutlu, acısız, gözyaşsız günler dilerim. Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun, gecenizden doğan sabahınıza selam olsun...