fbpx KARANLIK ODA | Mamak Havadis

KARANLIK ODA

Hafızamı yeniden yolladım. Ve usulca, gıcırdayan merdivenden çıktım. Kulağımda çınlayan halen onun sesiyle...
Kalbim yerinden fırlatacak gibiydi, derin bir nefes aldım dumanından...
Hayret, belki üç aydır, evet daha fazla da olabilir, uzun zamandır girmediğim karanlık puslu odadaydım.
pencereler halen kapalı, etrafta çıt yok! Odanın bir köşesinde duruyor olmalıydı.
El yordamıyla pencereyi açtım. Koyu bir toz bulutu esen rüzgarla savruluverdi...Derken, usulca o ince dudaklarla karşılaştım. Elimde olmadan dokunuverdim buz gibi ifadesiz dudaklara...
Bu suret bana mı bakıyordu, yoksa öylesine düşünüyor muydu?" Gözlerin ilk günkü gibi hüzün dolu" dedim.
Çıt yok. Bir yudum al istersen, rahatlatır. Hayır anlamında bana baktı.
Oysaki ne çok severdi içmeyi. Bir süre daha bakıştık ...Ben konuştum o ise dinledi ...Suskundu.
Ta ki, kapı zili çalan dek...Dayanamayıp bekle beni dedim. Gitmemi istemiyordu, anladım.
Tam çıkıyorken bir damla yaş aktı yorgun gözlerinden...Yavaşça yaklaştım, korkudan kalbim fırlayacak gibi oldu. Tanıyamadım sizi dedim...İyice yaklaştığımda kırık dökük aynada gördüğüm sadece kendi suretim!
Tek yumrukla çerçeveyi indiriverdim...Bu korkunç suret benim olamazdı. Ne gözyaşı ne de aynadaki boş yansımam, hiç biri umurumda değildi artık.
Kapıyı bir solukta açtım. Postacı taziye mektubu getirmişti...Diğer gelen mektuplarla birlikte karanlık odamın en ücra köşesine gizleyiverdim!