fbpx " KOLAY ALIŞIYORUZ HER ŞEYE (2) ” | Mamak Havadis

" KOLAY ALIŞIYORUZ HER ŞEYE (2) ”

İnsanoğlu garip, ne yazık ki, her şeye alışıyor.
“Yaşamak alışmaktır.” diyor Paulo Coelho Hippi adlı kitabında.
 
Düşünürsek, nelere alışmadık ki hayatımız boyunca?..
Sevdiklerimize, nefret ettiklerimize, karşıt sözlere, yanlış davranışlara, haksızlıklara… Karşı çıktığımız, birlikte olamayacağımızı düşündüğümüz, doğrudan ya da dolaylı tepki gösterdiğimiz kimi insanlarla da yaşamaya alışmışızdır. Hayat mı bizi değiştiriyor yoksa bulunduğumuz ortama uyum sağlamak için biz mi değişiyoruz, bilmiyorum.
 
Geçmişimizi bir film şeridi gibi gözlerimizin önünde saracak olursak: Kimler girmedi, kimler çıkmadı ki hayatımızdan… Büyük bir dostluk ya da sevdayla bağlandığımız kimi insanlardan, bir söz ya da bir davranış nedeniyle ansızın kopmadık mı? Onların varlıklarına da alıştık, bir süre sonra yokluklarına da… Bağlanmalar, karşılıklı verilen sözler, buluşturan tutkular nasıl da unutuluyor!
Nedeni ne olursa olsun, her şeye alışıyoruz!
Varsıllığa da alışıyoruz, yoksulluğa da… Bir ömür boyu ne ile karşılaşacağımızı kim bilebilir ki… Bir servet içinde doğmuş ya da tırnaklarımızla kazıyarak bunu biz de elde etmiş olabiliriz. Bir anda bu serveti de yitirebiliriz. Yaşam yine de sürüyor!
Kurallara da alışıyoruz, kuralsızlığa da… Toplum içinde yaşadığımız sürece, uymak zorunda olduğumuz kurallar, gelenekler, yasalar bizi bağlıyor, koşullandırıyor. Çoğu kez bilinçli olarak bunlara uyarken, kimi zaman da bilinç dışı kendimizi bu çemberin dışında buluyoruz. Yine de çarkın bir dişlisi olmayı sürdürüyoruz.
Başarıya da alışıyoruz, başarısızlığa da… Hayat yolculuğumuzda tökezlediğimiz, düştüğümüz anlar eksik olmuyor. Karşılaştığımız tüm olumsuzluklara karşın, kaldığımız yerden yolumuzu sürdürüyoruz.
 
Her şeye alışıyoruz! Velhasıl kelam…
Amma velakin!!!...
İnsan her şeye alışıyor da, varlığına alıştığının yokluğuna alışamıyor...
En acısı, ölüme de alışıyoruz! Sevdiklerimizi bir bir toprağa verirken, onlarsız yaşamanın olanaksız olduğunu düşünürdük. Bir süre sonra onları anılarımıza gömerek, yine hayatımızı eskisi gibi sürdürüyoruz.
Alışıyor insan her şeye... Acıya da, kaybetmeye de, yalnızlığa da... Her geçen gün daha az acıtıyor yaşananlar ve yavaş yavaş göğsünün ortasına yerleşiyor ağır bir yumruk. Her soluğunda sana anılarını, geçmişi hissettirirken gözlerin daha derin, sözlerin daha dingin.
Karşınızdakine, 'seni canımdan çok seviyorum' derken, bir süre sonra onun yokluğuna da alışıyor ve kanıksıyorsunuz. İnsanoğlu her şeye alışıyor ve her şeyi kanıksıyor.
Kimi zaman elde etmek konusunda gözümüzde büyüttüğümüz her şey gün geliyor yaşamımızın en sıradan olgusu haline geliyor. Sıradanlaşmak ya da sıradanlaştırmak gün gelip bizi de sıradanlaştırır diye o an hiç aklımızdan geçmiyor.
 
Ölüm olgusu da bunlardan bir tanesi… Alışılmaz, kanıksanmaz dense de, insanoğlu ölüme de alışıyor. Ölüm denen olgu yaşamımızın en kaçınılmaz olgularından bir tanesi... Sevdiğiniz birinin ölümünün ardından önce eşsiz bir acı duyuyor ardından da kanayan bir yara gibi, zamanla kanın durmasını bekliyorsunuz. Ölmek demek, belki de yok olmak yere sonsuzluğa terfi etmek gibi. Yani öldüğünüzde artık sonsuz oluyorsunuz...
 
Kısacası, insanoğlu her şeyi ama her şeyi kanıksıyor ve özümsüyor. Alışkanlıklar bazen biz insanları duyarsızlaştırıyor. Bir anda asla dediğimiz birçok şeyle barışıyoruz. İşte bu nedenle asla dememek gerekiyor. Çünkü herkese ve her şeye alışıyoruz...
 
Ünlü Rus yazar Dostoyevski, (okuduysanız hatırlayacaksınız)’Suç ve Ceza’ romanında şöyle diyordu…
“Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır.”
Yine ‘Ölüler Evinden Anılar’ kitabında geçen şu sözlerini anımsayalım:
“İnsan her şeye alışan bir yaratıktır.”
 
Bu yazarı okuduğumuzda, sözlerini haklı çıkaran bir yaşam öyküsüyle karşılaşıyoruz. Acılar, sürgünler, ölümle yargılanmalar, darağacında asılmak için bekleyiş… Bu deneyimleri yaşamak kadar, bunlara katlanmak kolay olmasa gerek!
Alışmak zaman alıyor; zamansa her şeyi…
 
Aklıma Afşar Timuçin’in yazdığı bir şiiri geliyor…
“bunu sen de bilirsin /alışmak yaşamaktır bakıp bakıp kendine / yaşamak bir gün uyanmaktır /bir gün birdenbire yalnız kalmaktır / yaşamak alışmalardan sonra / alıştığın her şeyle savaşmaktır.”
 
Sabahattin Ali ise demiş ki: “İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere çok çabuk alışıyor.”
Hep sınanıyoruz, sevgi ile sevgisizlikle, acılarla, kayıplarla çaresizlikle. Yine de yaşıyoruz işte. Olgunlaşarak, hayatı anlayarak ruhen tekâmül ederek, buruk acılarla…
Sözün özü dostlarım; dünyada, vatanımızda ve çevremizde yaşadığımız sürece: Daha çok şeye alışacak, çok şeylere katlanacağız…
 
Kişinin kaybettim zannettikleri belki de hayatında kazandıklarıdır. Ama iyi ama kötü yaşanılan her ne varsa yaşanmışlıklar bizimdir. İyileri kendimize mal edelim kötülerden ise yaşanması gerekiyormuş diyerek. Bir daha tekrarlamamak kaydıyla kendimize ders çıkarıp tecrübe edinelim. Her şey insanlar için kalabalıkta, yalnızlıkta önemli olan kendimizi nasıl mutlu hissettiğimiz ve çevremize bu mutluluğu nasıl paylaştığımızdır.
 
26.07.2020