fbpx Korona Süreci ve Ulusal Egemenlik | Mamak Havadis

Korona Süreci ve Ulusal Egemenlik

İyi ki sağlıkta cumhuriyet dönemi kazanımlarımızı tam yok edememişler. Yoksa halimiz perişandı.İyi ki bu ülkede yurtsever sağlık ordusu var. Yanılıyor muyum dostlar? Yazımızı okuyun derim!

1

(Medigün hastanesinde hastalarımızın tedavilerini gözden geçiriyoruz).

Korona Süreci ve Ulusal Egemenlik

Geçenlerde 100. yılını kutladığımız 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI nedeni ile atamız GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü saygı ve minnetle bir defa daha anıyoruz. Bu nedenle biçimsel olarak var olan TBMM’de ULUSAL EGEMENLİK KONUSU tartışılıp gündeme geldi. Korona sürecinde doğru dürüst kutlanamayan bu bayramda konu hakkında düşüncelerimizi ortaya koyacağım. Umarım bu konudaki tartışmalara katkısı olur.
Covid-19 pandemisi öncesi dünyada iki eğilim çatışma halindeydi. Pandemi sonrası bu çatışma daha da hızlandı.

Birincisi toplumların daha baskıcı ve otoriter yönetimlerce yönetilebileceği, diğeri ise daha ilerici, özgürlükçü ve toplumcu iktidar modelinin kaçınılmaz olduğu anlayışı idi. Hangisi demeye gerek yok elbette. ÖZGÜRLÜK, BAĞIMSIZLIK, DEVRİM ve hatta TOPLUMCULUK büyük hedefimiz olmalı.
Cumhuriyet; kulluktan özgür birey olmaya geçiş sürecinin başlangıcıdır. 1789 Fransız devriminin eşitlik, özgürlük ve adalet anlayışı kısmen bize de yansıdı. Görece bu kavramlara alışarak uğrunda büyük mücadelelere giriştik.
Elbette “Bağımsızlık, özgürlük, ulusal egemenlik” gerekli ve toplumcu anlayışlardır. Ancak unutmamamız gereken temel olgu; Bu kavramlarla buluşmak, vahşi emperyalizme ve iş birlikçilerine karşı doğru tavır almakla mümkün olabilir. İnadına bu temel değerleri savunmalıyız.
Bu temel değerler Ekim 17 Sovyet devrimine kadar burjuva taleplerdi ve onun çözebileceğine inanılırdı.
Ekim 17 devrimi ile birlikte dünya değişti. Böylece yeni bir dönem başladı. Bu dönem emperyalizm ve devrimler dönemi olarak da adlandırılır.

Yani bu temel sorunları burjuvazinin çözemeyeceği düşüncesi ağırlık kazandı.
Bu çelişkiler, giderek “Devrim ve Toplumculuk (sosyalizm)” ile çözülebilir anlayışını hakim hale getirdi.
Emperyalizm ve geri kalmış ülkeler arasındaki çelişkiler ile tüm ülkelerdeki sınıfsal çelişkiler daha da keskinleşti.
Bu nedenlerle; büyük ütopyalarımızın gerçekleşmesi adına,
Yaşasın Özgürlük,
Yaşasın Ulusal Egemenlik
Yaşasın Eşitlik ve Kardeşlik
Yaşasın Devrim ve Toplumculuk İnadımız devam etmelidir.
İnadımız, muradımız olduğunda hem daha daha güzel bayramları kutlarız. Hem de çocuklar daha güzel bir dünya sevdamıza dört elle sarılır.

1

YORUM VE ÖNERİLER: içinde yaşadığımız KORONA SÜRECİ bizlere çok şey öğretmekte ve daha da öğreteceğe benzemektedir. Her şeyden önce yaşamın bireysel değil doğadaki tüm canlılar ile beraber el ele ve birlikte olması gerektiğini kafamıza herhalde kazımıştır. Nazım ustanın dediği gibi; YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞCESİNE!

Uzm. Dr. Mustafa Torun

mtorun3@mynet.com