fbpx OKUMAK VE KİTAP SEVGİSİ | Mamak Havadis

OKUMAK VE KİTAP SEVGİSİ

Bilindiği gibi Kur’an’da ilim, hikmet ve kitap kelimesi çok sık tekrarlanmaktadır. Çok kere ilim ve bilgi ile doğrudan ilgili olan “hikmet”, “kitap”, anlama (fehm), düşünce (tefekkür), akletme ve bunlardan türeyen isim, fiil ve sıfatları da eklersek ilim ve okumanın çerçevesini görebiliriz. Kur’an’da ilim ve ondan türetilmiş ifadeler 750 yerde geçmektedir.

Okumak ve ilim sahibi olmak, bu münasebetle önemli bir hadisedir. Cenab-ı Hak Resulüne; “Rabbim ilmimi artır.” (Taha 114) diye dua etmesini öğütlemektedir. İlk inen ayetler de; “Oku, Rabbinin ismiyle ki sizi o yarattı. O, insanı bir alaktan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak 1,2,3) ifadeleri ile insanların okuması istenmektedir.

Okumanın ve bilgi sahibi olmanın Kur’an ölçülerine göre üç işlevi vardır. Birincisi; Okuma ve bilgi, öncelikle insanın iç dünyasını aydınlatır ve onu değerli bir varlık haline getirir. Onun bu değerini Kur’an; “Kime hikmet verilmişse ona çokça hayır verilmiştir. (Bakara 269) diye iltifat etmiştir. Okuyan, bilen ve ilim sahibi ile okumayan ham insanları sınıflandırırken; “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9) diye okuyan ile okumayan insanların arasındaki sınırı çizer.

Okumanın ikinci işlevi: İnsanla beşeri ve tabii çevreleri arasında makul ve verimli ilişkilerin kurulmasıyla ilgilidir. Sosyal hayatta insanlar çoğu zaman öğretilerini yanlış alırlar. Bu yanlışlık zamanla adet, anane ve görenek haline gelir. Her hadisenin aslı ve nesli araştırılmadan doğrular kümesi içinde kabul görür. Buda doğal olarak beşeri münasebetlerde büyük yıkımlara neden olmaktadır.

Okumak bu açıdan önem arz etmektedir. Kur’an bu hususta; “Bilmediğin bir şeyin üstünde (ısrarla ve inatla) durma doğrusu kulak, göz ve kalp onların hepsi o durumdan sorumlu olur.” (İsra 36), “Ey insanlar eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırın (ve açıklığa kavuşturun) yoksa bilmeden bir topluma çatarsınızda, yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat 6), “Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uymakta ve tahminde bulunmaktadırlar..” (Enam 116), “Zan ise gerçek karşısında hiçbir işe yaramaz.” (Necm 27), “Bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartşırsınız.” (Ali İmran 66)

Okumanın ve bilginin üçüncü işlevi ise: Kur’an’a göre insanın bir yaratıcısının var olduğu inancına götürmektedir. Bu konuda Kur’an; “(Ey Muhammet) sana indirdiğimiz bu kitap mübarek (bir kitaptır); Onun ayetleri üzerinde düşünsünler, akıl sahipleri de öğüt alsın.” (Sad 29) İnsan yeryüzünde hayatını idame ederken, bazı öğrenme evrelerinden geçer. En basit tanımlarıyla; Çıkarım yoluyla, gözlem ve deney yoluyla, bizzat yaşayarak tecrübeyle ve okumayla öğrenir. Bunlara Kur’an’da ki ifadelerine; ilmu’l yakin, aynu’l yakin ve hakku’l yakin denir.

Okuyan toplumlar içerisinde okumanın neresindeyiz? Bir sene içerisinde kaç kitap okuduk? Bir ay, bir hafta ya da bir gün içerisinde göz gezdirdiğimiz satır sayısı kaç adettir? Kitapları sevdirme açısından kaç kitabın içeriği hakkında malumatımız var? Eğer bu ve bunun gibi sorulara verebileceğimiz cevaplar yetersizse, okuyan bir toplum olduğumuzu iddia edemeyiz.

Okumanın evi olan okullarımız, pandemi sebebiyle, Dünya Milletlerinde olduğu gibi bizde de sıkıntılı bir süreçte başladı. İnşallah devlet ve toplum bilinci ile bunun da üstesinden geleceğiz. Eğitim ve öğretim, ekmek ve suyun ihtiyacı kadar önemli bir konudur. Eğitime destek, geleceği inşadır.

Yeni Eğitim ve Öğretim yılında öğrencilerimize kabiliyet ve tüm eğitim camiasına başarılar diliyorum. Kahraman Azerbaycan halkına ve kahraman ordumuza muzafferiyette muvaffakiyetler diliyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu kutsal davada zafer Hakkın ve hak sahiplerinin olacaktır. Selam ve dua ile kalın.