fbpx Sendikal örgütlenme nasıl başarılı olur? | Mamak Havadis

Sendikal örgütlenme nasıl başarılı olur?

SAMPA’da sendikal örgütlenme ve sonrasındaki büyük işçi kıyımı, sendikal örgütlenmelerin nasıl başarılı olacağı konusunu yeniden önümüze getirdi.

Örgütlenmenin her durumda geçerliliği olan bazı kurallar vardır. 11 Nisan 2019 tarihinde bu köşede “Sendikal Örgütlenmede Taktik Hatalar” başlıklı yazı ile bu tecrübeleri özetlemeye çalışmıştım. Bugün okuyacağınız saptamalar ise o yazının devamı niteliğindedir.

Sendikacılarımızın ve işçi önderlerimizin tartışmasına sunuyorum.

ÖNCE OLUMLU YANLAR

- SAMPA’da kısa zamanda yetki alacak sayıda işçiyi üye yapabilmiş olmak, zamanlamanın doğru olduğunu gösteriyor. Sendikacıları ve örgütlenme sorumlularını bu bakımdan tebrik etmek lazım.

- İşten atılanların için açılacak davalara sendika avukatını görevlendirmek, avukatlık ücreti olarak çok düşük rakam belirlemek, takdire değer başka bir durumdur.

- İşten atılanlara kişi başına 1.000 TL destek verilmesi, özellikle bayramda anlamlı olmuştur.

EKSİKLER, HATALAR, GÖREVLER

SAMPA örneğindeki bu olumlu adımlara rağmen, hem SAMPA’da hem de başka örgütlenme çabalarındaki eksikleri, yanlışları saptamaz, ders almazsak, ne kıyımlar biter, ne de başarısızlıklar.

1-) Her mücadele bir eğitimdir. Tecrübeleri biriktirmek ise, eğitimi kalıcılaştırmak, sonraki mücadelelerin başarısını kolaylaştırmak demektir. “Sendikal hareketin hafızası” da diyebiliriz buna.

Oysa sendikaların çoğunda, hatta konfederasyonlarda bile böyle bir hafıza yok. Her olayda adeta sıfırdan başlayan, orada öğrenmeye çalışan bir patinaj görüyoruz. Yöneticiler, koca bir boşlukla, bilinemezlikle göreve başlıyorlar. Onlar da görevde kaldıkları sürece toparladıkları birikimi sonrakilere taşımadıkları için, patinaj devam ediyor.

2-) Sendika uzmanları, maaşlı görevliden fazlası olmak zorundadır. İşçi sınıfının hafızasını yaratma görevi onlarındır. Sendikacı böyle görevi vermiyorsa bile, kendiliğinden bu işi üstlenmeli, tecrübeleri derlemeli, sonraki yöneticilere ve sendikal harekete sunmalıdır.

3-) Sendikal örgütlenme, sadece yeterli sayıda üye yapmak olmamalı. Böylesi bir örgütlenme koftur, sert rüzgârlara ve çeşitli oyunlara karşı dayanıksızdır. Nitekim başarısızlıkların bir kısmında sebep budur. Hazırlık ve üyelik süreci eğitimlerle desteklenmeli, işçinin kenetlenmesi sağlanmalıdır.

4-) Sendikacı, örgütleyeceği işyerini iyi tanımalıdır. Üretim süreçlerini, üretimin özel niteliklerini, stokları, pazarlamayı, piyasayı, işverenin güçlü ve zayıf yanlarını, işçinin güçlü ve zayıf yanlarını iyi bilmelidir. Sendikacının, işverenin manevralarına vereceği cevapları olabilmelidir.

5-) İşveren işçi çıkarmayı göze alamamalı. Bunun için işyerinin özel niteliklerini bilmek yanında, eğitimli ve kenetlenmiş işçi ile mümkün olabilir.

6-) İşveren ilk işçi atımı ile işçinin ve sendikacının vereceği cevabı yoklar. İşçi ve sendika sessiz kalmışsa, daha çok işçi çıkarabilecek cesarete ulaşır.

Bu durum ise işçinin moralini bozar, hatta dağılma kapısını aralar.

7-) İşten atılan işçiye ”evinize gidin” demek, başka bir hatadır. İşçi birlikte ise güçlüdür. Evine giden işçi yalnızlaşır, ruhen çöker, işverenin avcı hamlelerine açık hale gelir.

8-) Atılan işçiyi işyerinin önünde birlikte tutmak, sadece onlara güç vermez, işverenin yeni çıkarma girişimlerini dizginler, içerideki işçi için anlam sağlar.

9-) İşçi çıkarmalarda dışarıdaki işçinin doğru eylemi, toplumla ve basınla birleşmesi ne kadar önemliyse, içerideki işçiyi diri tutmak da o kadar önemlidir.

 İçerideki işçinin diriliği, işverenin bölme çabalarını, ücret ya da görevlendirme rüşvetlerini, evlere yapılacak avcı hamlelerini boşa çıkarabilmektir.

10-) Sendika, her işçi çıkarmaya cevap olarak daha çok işçiyi bir araya getirmeli, yeni işçileri sendikaya üye yapmalıdır.

İçerideki işçi ile bağ kurmanın zorlaştığı durumlarda işyeri dışında bağ kurmak kritik önemdedir. Kahvelerde görüşmeler, toplantılar, ev ziyaretleri hayati derecede gereklidir.

Ne yazık ki sendikacılarımızın hiç yapmadıkları iştir bu. Bu boşlukları da çoğu zaman işveren doldurur.

11-) Kimi zaman sadece işçinin öz gücü başarıya yetmez. Diğer fabrika ve işletmelerin işçileri, esnaf, emekli, öğrenci, hatta ev kadını işçinin potansiyel müttefikidir. Bu kesimlerle bağ kurmak bile, öz gücü birkaç kat artırmaktır.

12-) İşçi kıyımını basından saklamak akıl işi olamaz. Kaldı ki işveren sakinleşmez, daha çok kıyım için cesaret bulur.

Zaten haber arayan yazılı ve görsel basın, başarıya giden yolda bulunmaz nimettir. Sendikacı, bu güçten yararlanmak için özel olarak çaba göstermelidir.

13-) Büyük mücadelelerde bir ya da iki uzmanla iş kotarmaya kalkmak kolaycılıktır, yenilgiye davet çıkarmaktır. Mücadele büyükse, gerekirse genel başkan oraya karargah kurulmalıdır.

14-) İşverenle görüşmeye çalışmak, sendikalaşmanın işyerini batırmayacağını, daha eğitimli, daha disiplinli, fabrikasına daha bağlı işçilik yaratmak olduğunu örneklerle anlatmak lazımdır.

SAMPA işçisine selam olsun! Öz Çelik-İş’e başarılar diliyorum!