fbpx SGK'NIN AÇIKLAMASI VE ÖRGÜTLÜLÜK; | Mamak Havadis

SGK'NIN AÇIKLAMASI VE ÖRGÜTLÜLÜK;

SGK sonradan yalanlasa da iki gün önce, bazı yayın organlarında çıkan bir haber, başta sosyal medya olmak üzere, emeklilerin yoğun tepkisine yol açtı. Zira bazı yazılı basın organlarında yer alan ve FOX TV.de yayınlanan habere göre, CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, SGK’nın talebi üzerine, kurumun alt birimleri “Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü ile Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü”nde emekliler aleyhine birtakım çalışmalar yapıldığını açıklıyordu.
 
Sözde tasarruf amaçlı yapılması düşünülen değişiklikler için, hazırlanan taslağın hükümete iletileceği ve kanun çıkarılması talep edileceğini açıklayan Güzelmansur’a göre, SGK’nın yaptığı çalışmaya göre, daha önce uygulanan ancak, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan Milletvekili genel seçiminde parlamento çoğunluğunu kaybeden AKP’nin, seçim sonuçlarını yok sayması ve seçimin 1 Kasım 2015 tarihinde yenilenmesi sürecinde ki vaadi üzerine, önce %10’da sabitlenen, 2016 yılında ise tamamen kaldırılan, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) geri getirilecekti. Yani önceki yıllarda, kesilen, ancak yoğun tepkiler üzerine, seçim kazanmak içinde olsa kaldırılmış olan SGDP geri getirilmek isteniyordu.
 
Peki neydi SGDP, kısaca; Emekli maaşıyla geçinemeyen emeklilerden, kendi nam ve hesabına işyeri işleten veya şirket ortağı olanlarının, maaşlarından Sosyal Güvenlik Destek Primi adı altında kesilen primdi. Kişinin emekli maaşına katkısı olmayan, sağlık hakkı sağlamayan, eş ve çocukları yararlanmayan bu sözde prim, aslında ikinci bir vergiydi. Zira kayıtlı işyeri işleten veya şirket ortağı olan emekli, bu ekonomik faaliyetinden elde ettiği kazanç karşılığı, ödemesi gereken vergiyi veriyordu. O zaman kişiye veya ailesine Sosyal Güvenlikte herhangi bir kazanım sağlamayan bu prim, olsa olsa ikinci bir vergi olabilirdi. Üstelik bu vergi kişinin beyan ettiği, ekonomik faaliyetinin kazancından değil, SGK’dan almakta olduğu emekli maaşından tevkif usulüyle kesilmekteydi. Şimdi bu sözde prim, sözde diyorum, çünkü prim dediğinizin onu ödeyen kişiye, ya da bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerine kazanım sağlaması gerekiyor. Sosyal Güvenlik Destek Priminin böyle bir özelliği yok. O zaman prim değildir.
 
Aynı açıklamaya göre, emeklilere yılda iki defa dini bayramlarda verilmekte olan 1000’er lira ikramiyenin kaldırılması, emekli maaşlarından %5 sağlık destek primi kesilmesi ve ölen emeklinin eşine, ölen emeklinin maaşının bağlanması için, yaş sınırı getirilmesi, bu sınırın ise kimine göre 30-35, kimine göre ise 50 yaş olacağı ve bu yaşın altında olan dul eşe maaş bağlanmaması gibi düzenlemeler için hazırlık yapılmaktaydı.  
 
Evet Sosyal Güvenlik Kurumu SGK bu haberleri jet hızıyla yalanlayarak, böyle bir çalışmalarının olmadığını, kurumu yıpratmaya yönelik, kasıtlı olan bu tür haberler hakkında gerekli hukuki yollara başvurulacağını açıkladı. Açıklamaya bakar mısınız? sanki, SGK bir devlet kurumu değil de iktidar partisinin kendisi. SGK özel şirket mi ki?  Birileri veya ticari rakipleri yıpratmak için, kasıtlı haber yayınlasınlar. SGK milyonlarca emekli ile çalışanın primleri ile oluşturdukları, onlara hizmet sunması gereken bir kurum, kim neden bu kurumu yıpratsın. Devlet memuru olan SGK yöneticileri, böyle bir çalışma yapıldığını açıklayan kişi, muhalefete mensup bir milletvekilidir ve yaptığı açıklama siyasi faaliyet içindedir. Dolayısıyla, böyle bir çalışma olmadığını siz değil, muhalefete mensup milletvekilinin eleştirisinin muhatabı olan, iktidar veya kurumun bağlı olduğu bakanlığın başındaki bakan, böyle bir çalışma olmadığını açıklayabilir. Ama SGK yönetimi, aldığı duyumu siyasi faaliyet çerçevesinde açıklayan, Milletvekilinin yaptığı açıklamayı haberleştiren, basına hukuki yollara başvuracağız tehdidi savuruyor ve birileri kurumu yıpratmak istiyor gibi, siyaset diliyle açıklama yapıyor. SGK yönetimi öncelikle şunu bilmelidir. Yapılan halkın malı olan kurumu yıpratmak değil, bu tür hazırlıkları yaptıran iktidarı eleştirmektir.
 
Evet açıklama yöntemi, yukarıda açıkladığım nedenlerle yanlış olsa da SGK yönetiminin yaptığı açıklama, şimdilik rahatlama sağlamış görünüyor. Ancak ben, çalışma yapıldığı haberinin, kulak ardı edilmemesi gereken önemli bir haber olduğunu düşünüyorum. Bazen kötü niyetli kullanılsalar da eskilerin söylediği bazı laflar önemlidir. Hani “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkmaz” diye bir laf vardır. Evet böyle bir çalışma olması ihtimali oldukça yüksektir. Açıklamayı yapan milletvekili buna dair bir duyum almamış olsaydı, böyle bir açıklamayı yapar mıydı? Ben olsam yapmazdım. O zaman iki ihtimal var, ya SGK içinden birileri vekili yanılttı, ya da hükümet tepkilerden çekindiği için, böyle bir çalışma yok diye SGK’ya açıklama yaptırdı.
 
Ben durumun ikinci şıktaki gibi olduğunu düşünüyorum. Evet tamı tamına, haberde yer aldığı şekliyle olmasa da emeklilerin haklarında, geriye gidişin düşünüldüğünü daha önceki açıklamalarda göstermektedir. Örneğin, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin TBMM’ye sunulduğu günlerde, basınla kanun teklifi hakkında bilgilendirme toplantısı yapan, Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji Başkanı Naci Ağbal, 2020 yılı bütçesinde, 138 Milyar Lira açık öngörüldüğünü ve açığın nedeninin, Çalışanlar ve Emeklilere verilen ücretler ile emekli ikramiyeleri olduğunu açıklamıştı. Aynı şekilde Bakan Damat beyde bu yönde açıklamalarda bulunmuştu. Yani özellikle başta ikramiye, emeklilerin maaşlarının bütçe üzerinde yük oluşturduğuna dair açıklamalar yeni değil. Bu nedenle, ben CHP Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Güzelmansur’un açıklamasının altının boş olmadığını düşünüyor ve böyle bir çalışma olması ihtimal dahilindedir diyorum.  
 
SGK’nın ivedi olarak açıklama yapması, konunun henüz tam olarak, olgunlaşmamış olması telaşından ileri geliyor. Daha açıkçası hükümeti zora düşüren, SGK’nın içinden zamanından önce bilgi sızmış olmasıdır. Bu nedenle hükümet çalışmayı üstlenmeyerek, kendisi muhatap değilmiş gibi, SGK’ya açıklama yaptırmıştır. Bu nedenle, emekli örgütleri konuyu hassasiyetle takip etmelidirler. Bu yapılmadığı taktirde, devletin elindeki birçok varlığı satmak suretiyle, gelirlerinden olan ve ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşayan iktidar, bir gece yarısı operasyonuyla, yukarıda hazırlığı yapıldığı belirtilen düzenlemeleri, bir Torba Kanunun içine atarak çıkarması işten bile değil.
 
Diyeceksiniz ki, iktidar bu kadar emekliyi karşısına alır mı?  İki şekilde alabilir diye düşünüyorum. Birincisi kaynak ihtiyacının ağır basmasından dolayı, bunalan ve erken seçime gitmeyi düşünmüyorsa, nasıl olsa olağan seçime 3 yıldan fazla bir zaman var diyen iktidarın, ne olursa olsun gözünü karartması. Bence asıl önemli olan ikincisi ise emeklilerin yeterince örgütlü olmamalarından cesaret almasıdır.
 
Evet emekliler, 13 milyonluk büyük bir kitle. Aileleriyle birlikte düşünüldüğünde emekliler nerdeyse toplumun tamamı. Ancak emekliler örgütsüz ve dağınık bir kitle. Son yıllarda, 1995 yılında kurulan Türkiye’nin ilk Emekli Sendikası DİSK/EMEKLİ-SEN öncülüğünde, verilen mücadeleler, emeklilerin sorunlarının gündeme taşınması, tartışılması ve çözümü konusunda olumlu bazı adımlar atılmış ise de bu büyük kitle yeterince örgütlü değil. Elbette bunda toplumun örgütlülük bilincinin eksikliğinin yan sıra maaş dahil emeklilere verilen hakların, ömürlerinin en güzel çağlarında, yani gençliklerinde çalışarak, bu ülkeye değerler, emeklilerin sarfettikleri emeklerinin karşılığı değil de iktidarın, hatta başındaki kişinin lütfu olarak, algılatılmasının etkili olmasıdır.
 
Milyonlarca emeklinin yapması gereken, 25 yıldır, “ÖZGÜRLÜK VE DEMKORASİ MÜCADELESİNDEN EMEKLİ OLUNMAZ” şiarıyla, anti demokratik uygulamalar ile hukuksuz engellemelere inat, mücadele eden, DİSK’e bağlı, bundan bir yıl önce, 25 Şubat 2019 tarihinde kuruluşunu yenileyen, eski adı TÜM EMEKLİLER SENDİKASI, yeni adı EMEKLİLER SENDİKASI (DİSK/EMEKLİ-SEN) olan sendikanın çatısı altında örgütlenmeleridir. Zira sendikalaşma hakkı; Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anayasası’nın 90 maddesine uygun olarak, imzaladığı ve taraf olduğu, iç yasalarla farklı esaslar içermeleri durumunda öncelikle uygulanmaları gereken uluslararası sözleşmelerle “herkes”e tanınmış bir haktır. Bu sözleşmelerin başında ise 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, 1949 yılında ise Türkiye tarafından kabul edilmiş olan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gelmektedir. Bu g-beyannamenin yanı sıra TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE ilişkin uluslararası sözleşmeler ile onları kanunların üstünde kabul eden, Anayasanın 90. Maddesinin açık hükmüne rağmen, bu hakkın kullanımının engellenmesinin nedeni, örgütlü toplumu yönetememe korkusudur. Zira Türkiye’nin üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği ülkelerinin tamamında emeklilerin sendikalaşmasına dair düzenlemeler vardır ve emekliler sendikalıdırlar. Avrupa ülkelerinin emekli sendikaları, DİSK/EMEKLİ-SEN’inde üye olduğu, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC)’na bağlı Emekli ve Yaşlı Sendikaları Federasyonu (FERPA)’ya üyedirler.
 
Evet Emekliler; unutmayın sizden sonra bu ülke de çocuklarınız ve torunlarınız yaşayacaklar, sizin bu ülkeyi onlara, evrensel demokrasinin hâkim olduğu bir ülke olarak devretme borcunuz var. Zira bu ülke, bize bizden önceki kuşaklardan miras değil, bizden sonraki kuşakların emanetidir. Bizim emaneti onlara en şekilde devretme borcumuz vardır. Bu ise çağdaş evrensel demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla bu ülke de uygulanması ile mümkündür. Örgütlü olmak, örgütlü olarak, haklarına sahip çıkmak insan olmanın en önemli kıstasıdır. Emeğinizin karşılığı olan insanca bir yaşam için, örgütlü olmak olmazsa olmazdır. Bu nedenle haydi emekliler, DİSK EMEKLİ-SEN çatısı altında birleşmeye diyorum.