fbpx VİRÜSLE YAŞAMAK KADER DEĞİLDİR! / ÇİN'İN VİRÜSE KARŞI ZAFERİ  | Mamak Havadis

VİRÜSLE YAŞAMAK KADER DEĞİLDİR! / ÇİN'İN VİRÜSE KARŞI ZAFERİ 

1

COVID YAZILARI -4
VİRÜSLE YAŞAMAK KADER DEĞİLDİR! / ÇİN'İN VİRÜSE KARŞI ZAFERİ 

Aşağıda paylaşmış olduğum fotoğraflardan son ikisi 15 Ağustos'ta Çin'in Wuhan kentinde bir eğlence merkezinde çekilmiş. Gençler balık istifi gibi dizilmişler; aralarında ne mesafe var, ne de maskeleri.
Koronavirüs ilk kez bu kentte tespit edilmemiş miydi?
Neden bu kadar rahatlar acaba?

Bu görüntüler dünya basınında yer alınca Avrupa ve Amerika basını büyük tepki göstermişti.
Bunun üzerine Çin Yönetimi bir basın toplantısı düzenledi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Cao Lician gazetecilerin bu görüntülerle ilgili sorusu üzerine '' Bu, Wuhan'ın salgına karşı stratejik bir zafer kazandığının işaretidir...Umarım Çin'de gerçek durumu haber yaparsınız, böylece insanlar Çin'in pandemiyle mücadelesinde ne kadar başarılı olduğunu görebilir...'' diye cevapladı. Ayrıca yapılan haberler karşısında şaşırdığını da belirtmişti Lician .

Bilim ne diyordu? 
Virüsler tek başına canlılıklarını sürdüremez. Yaşamak ve çoğalmak için canlı hücrelerine ihtiyaçları var..bir canlıdan diğerine geçerek yaşamlarını sürdürürler.Öyleyse virüsün yaşayabileceği ortamı ortadan kaldırmak ,yani 'virüsü hapsetmek' gerek. Karantinanın, fiziki mesafenin, maskenin anlamı da bu zaten. Aşının da mantığı pek farklı değil. Bu kez de virüsü hücre dışında hapsediyorsunuz.

Wuhan maskeyi, mesafeyi bir kenara atmış, neden bu kadar rahat?
Nedeni çok basit! 
Wuhan'da son 3 aydır tek vakaya rastlanmadı. Mayıs ayı başında 1 vaka görüldüğünde hemen 1 hafta gibi kısa süre içinde 10 milyon kişiye test uygulandı.Mayıs ayının ortalarından bu yana tek vaka görülmedi Wuhan'da. Virüsün kuluçka dönemi 2-14 gün.Bu süre içinde virüs varsa hastalık belirtileri ortaya çıkıyor.
 Etkinliğin üzerinden 12 gün geçmiş, yine tek vaka yok..
Virüs yoksa maskeye, mesafeye gerek var mı?...
Virüs yoksa maske de yok, mesafe de!...Sevdiklerinize de rahatlıkla sarılabilirsiniz o zaman, değil mi?

Peki Çin bu başarıyı nasıl sağladı?

ÇİN'İN BAŞARISI
21 Ağustos'ta Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımda şöyle diyordu: ''...Hasta tedavi etmekle başarılmış bir salgın mücadelesi yoktur. Büyük  başarı tedbir almakla sağlanır....'' ... 2 gün önce ilk cümlesinden  görsel hazırlayıp bir paylaşımda bulunmuştum. Arkadaşlarımın kimi komik buldu, kimi şaşkınlıkla karşıladı.( Koca'nın paylaşımını Odatv'deki bir haberde görmüştüm. Onlar da şaşırmış olacaklar ki ''Bakan Koca'dan dikkat çeken 'tedavi' mesajı'' başlığını atmışlar.)
Oysa Sağlık Bakanımızın söylediği çok doğruydu. Salgında en önemli mücadelenin tedavi edici hekimlik değil de ''koruyucu hekimlik'' olduğunu anlatmak istiyordu.

Siz isterseniz dünyanın en modern tıp cihazlarını barındıran hastanelerine sahip olun; dünyanın en iyi hekimlerini ülkenize getirin, koruyucu hekimliğe önem vermezseniz salgın karşısında başarılı olamaz, can kayıplarını önleyemezsiniz. 
Salgını durduramadığınız gibi sağlık sisteminiz de çöker, ekonominiz de.
Koruyucu hekimliğe önem vermeyen, sağlığı meta olarak gören kapitalist sağlık politikalarının çaresizliği de bu yüzden.

Çin'in başarısının sırrı burada. Salgına karşı bilimin gerektirdiği önlemleri almak : Koruyucu sağlık tedbirleri, en önemlisi de ''karantina''!

Çin'de salgın ilk olarak geçen yılın Aralık ayı başında Wuhan'da görülmüştü. Salgının nedenini anlamaya çalışan Çinliler Aralık ayı sonunda salgının etkeninin yeni bir tip koronavirüs olduğunu saptayıp DSÖ'ye bildirdiler.DSÖ bu yeni tip koronavirüsü 7 Ocak'ta ilk olarak ''2019 n COV'' diye adlandırdı. 11 Şubat'ta da '' Covid 19'' olarak ismini değiştirdi.

20 Ocak'ta halkın karşısına çıkan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ''durumun çok ciddi olduğunu, bilim ne öngörüyorsa onu yapacaklarını, bilimin dışına çıkmayacaklarını..her şeyi şeffaf bir şekilde halkla paylaşacaklarını'' bildirdi.
Hemen ardından Başbakan Li Kejiang başkanlığında ''salgınla mücadele komisyonu'' oluşturuldu. Bilimsel komitenin başına da SARS salgını sırasında uygulanan politikaları acımasızca eleştiren, hükümeti topa tutmuş olan Prof.Dr. Zhong Nashan'ı getirdiler.Sonrasında 60 milyonluk Hubey eyaleti karantina altına alındı. 10 günde 1000 yataklı 2 pandemi hastanesi, bir tane de 1500 yataklı sahra hastanesi kurdular.Bilimsel komite ne önerdiyse derhal yerine getirdiler.Sıkı karantina tedbirleri, hastaların izolasyonu ve tedavisi, çok sayıda test, temaslıların en modern yöntemlerle tespiti ve izolasyonu ile salgını kısa sürede kontrol altına aldılar. 
10 Mart'ta salgını durdurduklarını dünyaya ilan ettiler.
 DSÖ Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da aynı gün Çin'in başarısını dünyaya duyurdu ve Çin'i '' en güvenli ülke'' ilan etti. (aşağıdaki ilk  2 fotoğraf da 18 Mart'ta çekilmiş.Salgına karşı canla başla mücadele veren sağlık emekçileri başarının sevinciyle evlerine dönüyorlar)

Dünyanın beşte biri nüfüsunu barındıran Çin kendi ülkesinde salgını durdurmayı başardı.
Demek ki, salgını durdurmak mümkünmüş, virüsle yaşamak kader değilmiş.

Salgın dünyaya tek bir virüsün mutasyon sonucu insandan insana geçişiyle yayıldı. Salgın riskinin ortadan kalkması da dünyada tek bir virüsün kalmamasına bağlı. Aşı bulunmadıkça ya da tek bir virüs ortada kalmayıncaya dek ortaklaşa mücadele verilmedikçe elbette Çin de dahil bütün ülkeler risk altında...

Çin çok sıkı tedbirleri hayata geçirirken ''koca eyaleti hapishaneye çevirdiler'' diyenler,Çin'in başarısını alkışlayıp örnek alacaklarına, şimdi de bu görüntüleri gördükleri zaman 'tedbirsizlik' diye Çin'i suçlamaya kalkıyorlar.

Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş...

Selahattin YILMAZ, 27.8.2020