fbpx YENİDEN UYANIŞ, YENİDEN DİRİLİŞ  | Mamak Havadis

YENİDEN UYANIŞ, YENİDEN DİRİLİŞ 

Hatırlıyorum da; çocukluk dönemimde törenle her zaman giderdim. Ne de olsa annem öğretmen olarak, törende bulunur; babam da askeriyeden bir subay olarak protokolda bulunurdu…
Hatırlıyorum da; öğrencilik dönemlerim idi. Hiçbir bayramda ‘gitmemezlik ‘ diye birşeyimiz olmazdı… Siyah okul önlükleri tek renk olacak diye, üzerine mont türü bir şey giyemeyeceğimiz için, önlüklerimizin içine kalın olan kıyafetlerimizden giyerdik. İlkokuldayken, bazı duyguların bize aşılanması için, her gün andımızı okurduk.  Tek renk; tek duruş şekli! Şiirlerle, marşlarla yürürdük… 
Hatırlıyorum da; ortaokul dönemimiz ve lise dönemlerimizde şiire seçerlerdi; beni… Duyarak okurdum; o anlamlı şiirleri…
Bizim okul dönemlerimiz Atatürk şiirleri, bayrak törenleri, saygı duruşu, kısacası Atatürk’e ve bayrağa saygı ile geçti... Bir sonraki nesil geldi. Onlara bayram kutlamaları gibi şeylere gerek olmadığı, tek noktada kutlama yapılmasının yeterli olduğu, andımızın okunmasına gerek olmadığı söylenildi… Her geçen gün farklı farklı değişiklikler gördük ama annemden bir şey öğrenmiştim. ‘Aile hamurun malzemelerini hazırlar; ilkokul öğretmeni hamuru yapar; biz ortaokul, lise öğretmenleri şekil veririz. Üniversite ancak görüntüyü güzelleştirip; sunar. Hamur piştikten sonra nasıl şekil değiştirmeye çalışınca kırılır; değişmezse, belirli bir yaştan sonra da insanlar karakterleri de değişmez’ demişti. Bizlerin ilkokul öncesi ve ilkokul döneminde hamurumuz ATATÜRKÇÜ olarak hazırlandığı için, artık değiştirilemezdi!
Bayramlar yasaklandı
Andımız yasaklandı
‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dedik ‘faşist’ dediler.  
‘Mustafa Kemal’in askerleriz! dedik; ‘cuntacı’ dediler.
‘Açılama hayır’ dedik; ‘barışsever değilsiniz’ dediler.
‘Bayramlar kutlansın’ dedik, ‘tatil yapılıyor, daha ne istiyorsunuz’ dediler.
Çok şeyler söylediler ama dedim ya; bizim hamurumuz daha önce ATATÜRKÇÜ olarak hazırlanmıştı. Aralık, Şubat ayları soğuk olduğu için, halk sokakta yürümeye cesaret edemezken, ATATÜRKÇÜ olanlar, Silivri’de dışarıda karın, yağmurun altında bekleyebiliyordu. Hem de suyun ve gazın tadını da içine çekerek… Çünkü biliyordu ki; cumhuriyeti kuranlar da, güneşin, karın, yağmurun altında savaşarak, emperyalizmden kurtarmışlardı, bu ülkeyi… O zaman nöbet değişimi zamanı idi. 
Daha önce Silivri’den öğrendiği tadı; bayramları kutlamak istediği zamanlarda da arada bir tazyikli su ile biber gazı ile tadıyorlardı. Gençler ‘gazımız bitti; onun için geldik’ ; ‘suyumuzu almadan gitmeyiz’ diyorlardı. 
Kapadokya’da 2 kadın otel müdüründen birisi olarak; o bölgenin en büyük turizm zincirin sahibini ziyaret gittiğimde, çok güzel bir iş teklifi almıştım. ‘Tabi bunu konuşabilir ama şimdi aday olarak, seçimler için sizi ziyaret etmeye geldim’ deyip; broşürü masanın üzerine bıraktığım zaman, saniyesinde rengi değişen ve bir daha değil görüşmek; telefonlarımı bile açmayan kişiyle karşılaşmayı da tattım.
Iğdır’da seçimler için çalışırken, Yeşilyurt adlı köyün pkk destekleyen köy olduğunu duyduktan sonra, ziyaret edip; ‘buraya pkk geliyor deniliyor ama öyle gözükmüyor, bu düzgün insanların, böyle yamuk yapacağını sanmıyorum, yanılıyor muyum’ diyerek köyde konuştuğumu bilirim…
Van milletvekili adayı olup; 8 de 7 hdp çıkan yerde, hdp kapatacağız diye yürümeyi bilirim.
Bitlis Adilcevaz’da 3 kişi ile yaptığımız çalışmada, biri araçta, diğeri karşı kaldırımda iken, tek başıma kahvehaneye girip, broşürleri dağıtırken, bana alaylı olarak ‘hdp kapatacağız diyormuşsunuz öyle mi’ diye soru soran adama ‘evet bak nedenini bir soru ile anlatayım. Türkçede ERKEK diye bir kelime vardır. ER denilen adam, yiğit, efedir. Er, erat, erbaş gibi... Hatta sözünün eri, işinin eri gibi… Kısaca sağlam adamdır; er. Bir de ERKEK kelimesinin KEK denen hecesi vardır. Pişmeden önce başka, pişince, kesince, yiyince başka şekle girer; mercimek misali. Siz başka kelime kullanırsınız da, terbiyem müsaade etmiyor ve kek diyorum, aynı duruşu belli olmayan gündüz şehre halkın yanına inen, gece pkk lı gibi dağa çıkan… Hamileyi, bebeği, yaşlıyı öldürür.  Askeri sırtından vurur. Ama benim askerim yiğit yani er’dir. Kek olmadığı için, sırtından vurmaz ve eller yukarı der. Ya ikisi karşılıklı silah çeker, silahı olmayanla düello yapar ama vurmaz. Şimdi söyle bakalım! Sen er misin; kek misin?’ diye sorup; soruya cevap veremeyen o adam ve kahveden yükselen 2 ses ‘helal olsun’, ‘kadına bak, kadına’ sesi ile oradan ayrılan kişiyim…. Eee hamurumuz farklı!  
Bugün bakıyorum da; Anıtkabir’e giden kişi sayısı nasıl da arttı…  
Bugün bakıyorum da; ne kadar çok kişi Atatürk resmi üzerine bayram kutlamaları yazarak; paylaşım yapıyor…
Bugün bakıyorum da tüm partiler, belediyeler, valilikler, sivil toplum kurumları nasıl da bayram kutlaması yapıyor…
Bugün bakıyorum da; senelerden beri kutlamayı özlediğim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dün en üst mercide de ne güzel kutlandı…
İnsanlar siyahı görmeden; beyazın, kötüyü görmeden; iyinin, çirkini görmeden; güzelin, mutsuzluğu görmeden; mutluluğun, karanlığı görmeden; aydınlığın, ayrışmayı görmeden; birleşmenin, savaşı görmeden; barışın değerini anlayamaz! Keşke sadece tarihe bakarak; bazı şeyleri değerlendirebilsek… Bir musubet, bin nasihattan iyidir diye boşuna söylememiş atalarımız… 
Onun için de tarih tekerrürden ibaret oluyor ve tekrar yaşanıyor; acılar; tekrar hissediliyor siyahlar… Dünyanın dönüşü gibi tekrar yaşanıyor akşamlar ama sabahın geleceğini de unutmayarak… Bazı şeyleri ağlayarak; mutsuzluklarla öğreniliyor insan… Çirkini de öğrenince anlıyoruz güzelin değerini… 
Milliyet, inanç, dil, mezhep ayrımı yapmadan asırlar boyunca nasıl mutlu yaşadığımızı, kız alıp-verdiğimizi, birbirimizin geleneklerine nasıl saygı duyduğumuzu hatırlıyoruz…  Emperyalizmin 1800 li yılardan başından itibaren önce batıda bulunan Sırpları, Hırdavatları, Yunanlıları, Bulgarları bize karşı nasıl kışkırtıp, kendisinin tereyağından kıl çeker gibi bundan faydalandığını hatırlıyoruz. 1800 li yılların sonunda Ermenileri, Rumları, Kürtleri, Lazları, Çerkezleri bize karşı nasıl kışkırttıklarını hatırlıyoruz. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Atatürk döneminde mezhep, dil, ırk olarak ortalığı karıştıramayınca, feodal güçleri, ağaları kullanarak kurulan cumhuriyet karşı kışkırttıklarını hatırlıyoruz. 
Atatürk’ün ölümünün akabinde 2. Dünya Savaşı çıktığı için öteledikleri, 1946’dan itibaren kaldıkları yerden ülkemizi tekrar karıştırmaya gelenleri de biliyoruz. En iyi kandırma yönteminin eğitim seviyesini düşürüp; insanın en hassas noktası olan inançlarla kandırmaya başladıklarını da biliriz. Kapatılan köy enstitüleri ile açılan kuran kursları sonrasında oluşan fetullah gibi kişilerle, ülkemizdeki kişilerin değil; bilakis emperyalistlerin işine yaradığını da biliriz. 1970 li yıllarda Asala ile Ermenileri, 1980 li yıllardan itibaren pkk ile Kürtleri kullanarak, iç huzuru bozmak istediklerini de biliriz. Bizler gibi bilenleri, emperyalistlerin sevmediğini de biliriz…
En iyi bildiğimiz ise, en eski tarihe sahip olan Türklerin, düşman kim olursa olsun 7 düvele karşı durabileceğini de biliyoruz. Haçlı seferlerine karşı Selçuklu’nun, İstanbul’un fethinde Osmanlı’nın, Kurtuluş Savaşında Türkiye’nin 7 düvele karşı nasıl mücadele ettiğini biliyorsak; bugün etrafımızı saran emperyalistlere karşı durabileceğimizi de biliyoruz. Bugün aynı anda emperyalistlerin hem Suriye’de, hem Kuzey Irak’da, hem adalarda, hem Kıbrıs’da, hem Karadeniz’de neler yaptığını ama Mehmetciğin karşısına çıkınca nasıl titrediğini de biliyoruz. Dün ülke genelinde gerçekleştirilen 29 Ekim kutlamaları ile fiziki olarak devam eden 7 düvele karşı savaşın, resmi başlangıcı gerçekleştiğini de biliyoruz.
Dünkü 96.Cumhuriyet Bayramı itibaren, Türkiye Cumhuriyetinde  yaşayanların da hepsi bilecek. Artık olumsuzlukların tadını öğrendiğimize göre, hep beraber birleşmelerin olduğu, güzel, mutlu, aydın, beyaz günlere merhaba diyeceğiz. Bunun için tek yapılması gereken; Atatürk zamanında olduğu gibi; toplumsal menfaatlerde kenetlen! Dik olacağız, diri olacağız, tek hedefte olacağız. İşte o zaman arkasına bakmadan kaçan emperyalistleri beraber göreceğiz.  
Atatürk yolunda nice mutlu Cumhuriyet Bayramlarına… 

Ebru ÖZTÜRK
www.ebrununsozlugu.com