fbpx YÜZYILIN ÇIKIŞI KADDAFİ’DEN | Mamak Havadis

YÜZYILIN ÇIKIŞI KADDAFİ’DEN

           Libya, Muammer Kaddafi’den sonra ayakta kalmaya çalışıyor. Orta Doğu coğrafyasının kritik ülkelerinden olan topraklarda son yıllarda peş peşe bir hareketlilik yaşandı. Bir Kuzey Afrika ülkesi olan Libya’nın Osmanlı döneminde yaşadığı sükûnetten artık eser yok. Ülke toprakları şimdi iki ayrı hükümet tarafından idare ediliyor. Küresel güçlerin ilgi odağı haline gelen ülkede, 10 yıldan fazla bir iç savaş yaşanıyor. 2011’de ABD batılı güçlerin önceliğinde ülkeye giriş yapmış, ülkenin güneyinde ve doğusunda General Halife Hafter öncülüğünde karşıt tepki gelişmişti.

Libya’nın sömürgeci güçler karşısında ki bu durumu yeni sayılmaz. Nitekim İtalya 18 Ekim 1912 Uşi Antlaşması ile bu toprakları işgal etti. İtalya, Libya’yı işgalini Fransa’nın Cezayir’i işgaline karşılık haklı görüyor, bu toprakları Roma İmparatorluğunun denizi olarak kabul ediyordu. İtalya’nın yıllar süren sömürgeciliği bu toprakları zayıf düşürdü. İşgaller karşısında direniş hareketleri baş gösterdi. Bunlardan en mukavemet gösteren direniş bilindiği üzere Ömer Muhtar’ın verdiği mücadeledir. Libya tarihine damgasını vuran bu direniş harekâtı maalesef yeterli olmadı, makûs bir şekilde Ömer Muhtarın idamı ile son buldu.

 Yıllar sonra Libya lideri Muammer Kaddafi’nin İtalya ziyaretinde yakasında taşıdığı Ömer Muhtar’ın zincire vurulmuş fotoğrafı olayı tekrar gündeme getirdi. Bu tarihi çıkış dünya basınına, Kaddafi Berlusconi’yi Ömer Muhtar’la şoke etti olarak geçti. Ömer Muhtarın zincire vurulmuş fotoğrafını yakasında taşıyan Kaddafi, yıllar öncesinin intikamını almış oldu. Kaddafi bununla da yetinmedi, İtalya ziyaretine Ömer Muhtarın oğlunu yanında götürdü. İtalya- Libya ilişkilerinin dönüm noktası sayılan olayda Berluscon’u ‘Tarihin acı dolu bir dönemi nihayet sona geldi.’ ifadesini kullandı.

20. yüzyılın en çok konuşulan liderlerinden olan Kaddafi’nin bu çıkışı batının haksız işgal ve zulmünün karşısında bir duruştu. Batı karşıtı politikaları ve savunmalarıyla tanınan Kaddafi’ye göre bu durum şöyle ifade edilmişti. ‘Tüm dünya, Libya hariç hiçbir ülkede demokrasi yoktur’. Muammer Kaddafi üçüncü evrensel teorisiyle islamda sosyal eşitlik ve ekonomik adalet gibi kavramların sosyalizmde de olduğunu ileri sürdü ve bunu bir devlet politikası haline getirdi. 1969’da Amerika’nın uyguladığı ambargoyu bu ekonomik politikayla alt üst etti. Birleşik Milletler Kaddafi’ye karşı BM’nin kararlarını ihlal ettiği ve halkına zulmettiği gerekçisiyle Libya’ya asker çıkardı ve Kaddafi yönetimini devirdi. Kaddafi saklandığı sığınaktan çıkarılıp, kendi halkı tarafından öldürüldü.

 Kaddafi’den sonra ülke topraklarında istikrarın sağlandığını söylemek çok güç olur. Hakikatten ABD başta olmak üzere, Fransa, Rusya, İtalya’nın arzuları ve güç gösterileri yerel yöneticiler ve direnişler ekseninde devam etmektedir. Batılı güçlerin siyasi liderler üzerinden oynadığı bu aksiyon, arka planında örgütler ve yapılanmalar ile sürdürülmektedir. Tıpkı Kaddafi olayında olduğu gibi. Birleşmiş Milletler çıkarları doğrultusunda Kaddafi’yi kimi zaman destekledi, kimi zaman da halkını ona karşı örgütledi. Bu müdahale çok geçmeden Kaddafi’nin öldürülmesiyle neticelendi.

Son yıllarda ise başta ABD olmak üzere ılımlı devrimcilerin ve İslam guruplarının bulunduğu bölgelerde DAEŞ’ı kullanarak strateji oluşturtmaktadır. Bölgeyi rakiplerine kaptırmak istemeyen ABD Hafter üzerinden ülkeyi iktidarsızlığa sürüklerken, İslami kesimin önüne geçecek her türlü silahlanmaya ve yapılanmaya izin vermektedir. Libya’da yaşanan istikrarsızlığın aleyhine olduğunu düşünen İtalya bu durumun karşısında yer alırken aynı zamanda eski sömürgesinden vazgeçmişe benzemiyor. Nitekim İtalya BM’nin Libya ile ilgili çalışmaları yakından takip ediyor.

ABD’nin karşı cephesinde yer alan Rusya ise ABD’ye benzer bir politika güderek, bölgeyi rakiplerine kaptırmama konusunda oldukça aktif rol oynamaktadır. Rusya’nın yanı sıra Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır General Hafter’in iktidarını onaylamaktadır. Bölgenin istikrarından yana olan Türkiye ise Trablusgarp merkezli Ulusal Mutabakat Hükümetini teknolojik ve taktiksel olarak desteklemektedir. Son günlerde gerçekleşen Türkiye ve Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında antlaşmalar olumlu yanıt verdi ve Hafter’in birlikleri ve milislerinin ilerleyişi durduruldu. Bölgenin kalıcı barışa ve istikrara ihtiyacı olduğu bu günlerde meydana gelecek olan kritik ve politik gelişmeler Libya’nın ve Türkiye’nin geleceğini yakından etkileyeceğe benziyor.