fbpx Zûhre'sini arayan Tahir | Mamak Havadis

Zûhre'sini arayan Tahir

Sevdiği kadına yazıp gönderdiği ve  ondan   gelen mektuplardan oluşan "tutkulu bir aşk" hikayesinin kaleme alındığı  

"Zûhresini arayan Tahir"   adlı kitabın imza günüydü .

Herkes merak etmişti  öncelikle yazarı ve kahramanlarını.

Kitabın kahramanlarindan olan 
Zühre kim 
Tahir kim di  
gerçekten varlar mıydılar.? 

Aralarında ki   bilinmezlikler ve gizemlerle   dolu iken  tutmuştu bu ask öyküsü...

Aşkın kutsallığı ile dopdolu bu hikaye  tekrar aşkı en derininden  yüreklere  hissetirmiş  yoğun talep ile dördüncü baskıya bile girmisti bu kıtap.

Nede olsa  her zaman aşk romanları pirim yapardı.İnsanlar kitaptan çok yazanı merak ettiklerinden  de gelmişti bugün buraya .Çünkü  O güne kadar kimse bilmiyordu kitabı yazan  bu gizemli adamı kimseye ne bir röportaj vermiş ne blogunda  nede  başka bir yerde yayınlanmış  bir resmi vardı yazarının...

Zaten kullanıcı adıda  kitabınında ismi olan 
"Zühre' sini arayan Tahir'di."O yüzden yazar hakkında kimsede yazıları dışında özel  bir şey bilmiyordu.

Kimdi bu Tahir bilen yoktu  ama yazarın  bir çok kadın hayranı  "Zühre olmak " öyle sevilmek,öyle tutkuyla sahiplenilmek  isterken hayaller üstü bir aşkı yazan  bu derin ruhlu adamı görmek için de merakla bugün buraya gelmişlerdi.

 Ortada bir masa bir kalem bir sandalye ellerinde  satın aldıkları kitabı imzalatmak için   sırada merakla  "Zûhresini arayan Tahiri" bekliyorlardı.

Alkışlarla 45 yaşında şakakları  kır saçlı orta boylarda hafif yapılı bir adam geldi  herkese hafif bir selam verip oturdu sandalyeye.

Gazetecinin biri sordu:

_Merhaba Tahir bey neden bugün bu gizemi bozdunuz aşikar ettiniz kendinizi.

Gülümsedi kitabın yazarı;

_ Herseyin bir zamanı vardır. O  hikayesini okuduğunuz kişi  Zühre ile yıllarca mektuplastık  öyle satırlar arası saf bir o kadar ruha değen gerçek bir aşk yaşadık.Bedenlerin hükmünü yitirdiği ruhların  "kördüğüm olup" birbirine sarıldığı, sarıldıkça  kaynaşıp kaybolduğu mekandan zamandan münezzeh bir şeydi bizim hikayemiz ..

O benim Zühre yıldızımdı  ben ise onun 
Tahir'i  idim kitabımı yoğun bir talep ile çıkardıktan sonra uzun bir süre yazmadı, küsmüştü  Zühre'm bana sırrımızı aşîkar ettiğim için geçenlerde bir mektup yazdım yine ona;

_ Zûhrem "çoban yıldızım" nasıl olurda herkeslesir bu aşk sen bende bir devrimsin bilmezmisin? 
Hemde öyle bir devrim ki bir devir kapatıp açtıran cinsi ya anla be Zühre'm ışığımsın sensiz hep bir karanlık yarım nasıl olur da insan karanlığı seçer sen var iken.
Gel etme koyma beni zindanlara burası karanlık sensizlik ten  üşüyorum çıkar beni zindanlardan gel "çoban yıldızım."
Gel artık

"Zuhrenin Tahiri " diye oda aylar sonra ilk defa geçenlerde  yazdı bana 

_ Tahirim..
Kalbim sana çok kızdım önceleri iki kişilik sırrı aşikar edip aşkımızı herkesleştirdigin için
Sonra anladım ben  senin Zühre yıldızınım..
Senin gökyüzünde bir ben vardım sen ışığını benden alıyordun onun için böylesi saftın sen kalma zindanlarda  bensiz ...
Geldim Tahir'im
Artık ayrı ayrı yerlerde değil senin ile aynı gökyüzüne beraber  bakmak istiyorum. 
Artik vuslat vakti yakın...

Tahirin Zûhresi 

diye yazmış bugün  ilk defa buraya gelecek ilk defa Zühre yıldızım güneş gibi doğarken haneme  hissedecek ellerim sıcaklığını  çok ama çok "heyecanlıyım" dedi yazar gazeteciye...

Herkes" sus pus" olmustu..Bugün böyle bir hikaye beklemiyorlardı bu gizemli yazarı görmek isterlerken..Ellerinde kitapları ile kitaplarını imzalatmaya  devam edip sıra ile  imzalattıktan sonra  gitmiyor karşı köşede bekliyorlardı merak ile  ya gerçekten bugün Zühre gelirse diye.

Saatler geçti yazar  umudunu kesmişti anlaşılan Zühre utanmış vazgeçmişti gelmekten...

Sonra bir kitap daha koydu yazarın önüne biri imzalatmak için sebebsizce yazarın içine bir heyecan dolmuştu kitabı verenin yüzüne bakmadan  açtı kitabın kapağını;

Geldim 
her şiirde nefesin,
her şarkıda seslenişin benli gökyüzünün
tek  yıldızı olmaya geldim
Tahir'in Zûhresi
Zühre'nin Tahiri olmaya  geldim
Geldim Tahir'im
Geldim 
Senin Zühre'n  yazıyordu.

Kalakaldı öylece Tahir  sanki etrafında  yıldızlar ucuşurken  içindeki kelebeklerle senfonik bir orkestra kurmuşlardı.

Gözlerini kaldırdığında Zûhre'sinin  yıldız gözlerinde kayboldu..
Bütün kalabalıkların içinde yoktular başka bir alemde vücut bulmuşlardı sanki...

Sustular sanki yıllar  sığmıştı saniyelere ayağa kalktı Zûhre'nin Tahir'i

_Sen dedi 

_Ben Zühre'n  şaşırdın biliyorum
Evet  ben otobüste hergun işe giderken yanyana  sıra beklediğin aynı otobüste yolculuk ettiğin  O kızım yani Tahir'in Zûhre'si....

Bir alkış kıyamet onları bu rüyadan uyandırdı gerçeklere döndürdü.Herkes avuç içleri parçalanırcasına alkışlıyordu.Umut doğmuştu "aşk yok artık" bu devirde diyen   gerçekte nadide rastlanılan bu  aşk masalı kahramanlarının kavuşma sahnesini izlerken...

_Hoşgeldin "Tahirin Zûhre'si" dedi Tahir 
_Hoş buldum Zûhre'nin Tahir'i dedi Zühre

Ve aşkın saflığı hiç olmadığı kadar ışıldarken  ikisinin gözlerinde" yıldız yıldız" kendi aşk hikayelerini yazmak ve  yaşamak için  herkese,herşeye inat söz verdiler birbirlerine iki alemde ölümsüz bir aşk ile....

Nevin Aktekin Gülfırat