fbpx 03 Haziran Türk yazarımız ve şairimiz Nazım HİKMET’ in  Ölümü’ nün 57. Yıldönümü.  | Mamak Havadis

03 Haziran Türk yazarımız ve şairimiz Nazım HİKMET’ in  Ölümü’ nün 57. Yıldönümü. 

1

Bahriye mektebinde öğrenci

​​​​Hiçbir 

Korkuya benzemez   

Halkını satanın 

Korkusu     N. Hikmet  

NAZIM HİKMET VE

DALKAVUKLAR                                                                                                    Nazım Hikmet, hem Türk hem dünya edebiyatında yeni bir sayfa açan, ona hayat veren yaratıcı kişiliğinin yanı sıra,  aynı zamanda gerçek siyasetçi ve partili şairimizdi. 

Bilimsel sosyalizmi, eylem ve yazılarıyla doğru kavradı ve sonuna kadar bağlı kaldı. 

Emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelede örnek aydındı.

Kurtuluş savaşımız için yazdığı, Kuvayı Milliye destanı şiiriyle safını belirledi.

Hiçbir zaman ve hiç bir zorluk karşısında asla davasından taviz vermedi ve başı dik yaşadı.

Hiçbir zaman dalkavukluk yapmadı, birilerine yaranmak onun kitabında yoktu.

Atıldığı zindanlar onun için mücadele karargahı oldu.

Nazım Hikmet yaşadığı dönemin Aydınlıkçı’ sıydı.

Onun şiirleri, özellikle “AYDINLIKÇILAR” şiiri hepimizi Aydınlıkçı yaptı.

1921 yılında Dr. Şefik Hüsnü Değmer’ ile yolları Aydınlık dergisinde buluşur. Burada 15 şiir’ i yayımlanır.  Yayımlanan şiir ve yazılarından 15 yıl hapsi istenir.

Aynı zamanda tarihe’ de duyarlıydı. Türk ve dünya tarihini yakından takip eder, doğru ve gerçekçi biçimde topluma sunardı. Tarihi çarpıtmaz ve çalım atmaya kalkmazdı.

Mesela İstanbul’ un fethi için yazdığı 

SEKİZ YÜZ ELLİ YEDİ şiir’ i pek bilinmez.

Nazım HİKMET ise,  bize bıraktığı bütün bu mirası iyi bir partili olmasına borçludur. 

Bu gün yaşasaydı kesinlikle ABD- CIA- FETÖ- PKK nın hedefindeydi, Ergenekon tertibiyle diğer vatanseverlerle Silivri zindanında olurdu.

Dalkavuklar piyasada

Nazım Hikmet’ in ölüm yıldönümü geldiğinde dalkavuklar her zaman olduğu gibi yine yuvalarından çıkarak, harekete geçerler. Hepsi Nazım’ ın karşısında  “ secde” dururlar. Onun şiirlerini kullanan kullanana.  Liberali, sahte solcusu, sahte Atatürk’ çüsü, sahte milliyetçisi hepsi timsah gözyaşlarını dökerler. Elbette herkes sahip çıkacak, çünkü Nazım topluma mal olmuş bir şairimizdir. Ama onun yürüttüğü mücadelenin bugün’ kü önemini ve hedefini es geçmek ve esas yanını gizlemek bir tür dalkavukluktur. Mesela onun partili yanını gizlerler, çünkü işlerine gelmez, sonra halk partilileşir olacakları siz düşünün.

Bu halk dalkavukları partilerde, meslek örgütlerinde, demokratik kitle örgütlerinde, parlamento içinde, medyada, “ Aydınlar” içinde yuvalanmıştır. 

12 Eylül bunlara alan açarak, besleyerek, toplumu zehirleme görevi vermiştir.

Her eylemde, zorlu süreçlerde bu zehri saçarlar ve ABD nin düdüğünü hep birlikte çalmaya başlarlar.

Mesela bunların her zaman kullandıkları ortak sözcükleri var, eminim Nazım’ ı anarken de bu sözcükleri kullanacaklar.

“ demokrasi, özgürlük, insan hakları, hak, hukuk, adalet, açlık, yoksulluk, sömürü, baskı, halk, mozaik, sivil toplum, darbeciler, işkence, katil devlet, diktatörlük” gibi. Daha’ da çoğaltabiliriz.

Çoğu ne güzel sözcük değimli? Süslü, püslü. Pek’ i bu sözcükler yanlış’ mı? Hayır, çoğu doğru ama maalesef emperyalizm günümüzde bunları kullanıyor, piyonlarını’ da bunlarla harekete geçiriyor.

Amaçları kafa karıştırmak, hedef saptırmaktır.

Dikkat ediniz bu halk dalkavuklarına; bağımsızlık, Türk, millet, milliyetçilik, Atatürk, Cumhuriyet, devletçilik, üretim, kamuculuk, savunma, terör, ABD- FETÖ- PKK/ HDP gibi sözcükleri asla kullanmazlar, bu mevzide asla görünmezler. 

Dalkavukluk böyle bir şeydir. Gerçeğin arkasından dolanarak, onu gizlemeye çalışır.

Vatan partisi genel başkan yardımcısı rahmetli Hasan YALÇIN’ ın AYDIN RANTI, DÖNEKLER, MEDYAMIZIN HALLERİ kitapları bu açıdan incelenmesi gereken önemli başucu eserleridir. 

 DÖNEKLER kitabından bir alıntı konumuz açısından yararlı olacaktır;

“ F tipi aydın bir tür esnaftır. Kendini toptan batılı merkezlere sunmuştur ama, ayrıca perakende çalışır. Tezgahında Kürt hakları da bulunur, insan hakları’ da; işkence aletleri satıcısı Batılı devletlere dalkavukluk’ da vardır; cezaevindekiler için gözyaşı da. Avrupa’ nın tarihi şatolarında hiç anlamadığı konuların uzmanı olarak kontlar gibi ağırlanır, aynı zamanda çocuğu cezaevinde bulunan acılı ailelerin dert ortağı rollerinde kalem oynatır. Kendi vatanını, kendi tarihini, kendi halkını tezgahında’ ki mal gibi, ün ve iltifat karşılığında emperyalist efendilere ikram eder.”

Bu güne gelince;

ABD’ nin son 30 – 40 yıldır yaptıklarına bakalım;

Irak işgali ,” diktatör Saddam”, Afganistan’ a müdahale, Libya’ ya müdahale “ diktatör Kaddafi”, Suriye’ yi karıştırması “ diktatör Esad” 15 Temmuz Amerikancı FETÖ darbe girişiminin bastırılması ardından Tayyip Erdoğan’ ı“ diktatör” ilan etmesi, İran’ a ambargo ve gözdağı, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve çin’ e gözdağı vermeye çalışması. Bütün bunlar demokrasiden tutun insan hakları, adalet, özgürlük’ ğe kadar bütün sözcükleri kullanarak yapıyor. 

Bizim dalkavuklar’ da hep birlikte ABD’ nin bu düdüğünü öttürüyorlar. Hepsi’ de “ diktatör Tayyip, diktatör Esad, diktatör Saddam, diktatör Kaddafi, diktatör Putin, diktatör Ruhani, diktatör aşağı diktatör yukarı. Oysa gerçek diktatör’ ün ABD- FETÖ- HDP/PKK olduğunu gizlerler.

Hat’ ta “hepimiz Ermeni’ yiz” yürüyüşünde kol kola CİA düdüğü öttürdüler.

“Ermeni soykırımı” yalanına hep birlikte sarılarak, “ Türkiye soykırım yapmış” diyecek kadar vatansızlaşıyorlar. Oysa bu tez’ in başını yine ABD ve Avrupa ülkeleri çekiyor.

Aynı durum Kürt meselesi, Dersim ve Cumhuriyet’ e başkaldıran bütün isyanlar için’ de geçerli.

Yine hiç biri PKK’ yı terör örgütü olarak görmez, HDP nin PKK’ nın siyasi kolu olduğunu çok iyi bilirler ama gizlerler, hatta onları Kürtlerin temsilcisi olarak görürler.

 Türkiye’ nin ABD planlarına karşı Suriye’ ye girmesine “ bataklık” diyerek karşı çıkarlar.

Yine Türkiye Rusya’ dan S- 400 alır, hep birlikte ABD düdüğünü öttürürler.

Ergenekon, Balyoz tertiplerinde hepsi orkestra halinde ABD- FETÖ yanında saf tutarlar.

Daha 2018 yılında CHP, HDP/PKK, FETÖ ile kol kola Ankara’ dan İstanbul’ a “ Adalet” yürüyüşü düzenleyerek, gazetecilere “ özgürlük” sloganı attırarak, aslında FETÖ ve HDP/PKK’ ya özgürlük istemiştir. Çünkü içerde olanlar ya FETÖ’ cü,  ya’ da HDP/PKK’ lı. 

Bu yürüyüşe, bütün dalkavuklar yuvalandıkları yerden sahneye çıkıp,  propagandasını yaparak destek vermişlerdir.

Bunlar öyle örgütlüdür’ ki, bir merkezden düğmeye basıldığında herkes aynı anda harekete geçer.

Bu dalkavuklar ve dönekler Atatürk ve Nazım Hikmet döneminde’ de vardı. Onlar’ da bunlarla mücadele ede geldiler. Nazım Hikmet yaşasaydı bu günde yazı ve şiirleriyle bunlarla savaşırdı. Emperyalizmin içimizdeki bu uzantılarıyla mücadele etmek, bu günde gerçek devrimcinin, Atatürkçü’ nün, milliyetçinin, aydın’ ın görevidir.