fbpx 10 Kasım'da Atatürk'ü anlamak ve anlatmak... | Mamak Havadis

10 Kasım'da Atatürk'ü anlamak ve anlatmak...

Ben size bu gün bir büyük aşktan söz etmek istiyorum dostlarım…
Görmeden, onunla konuşamadan, kokusunu bile içine çekemeden özleyeceğiniz kişiler vardır, Atatürk gibi…
Kasımda aşk başkadır çünkü bize ölümsüz bir aşkı hatırlatır. 10 Kasım 193∞___
81 yıl geçse de bu aşkın üzerinden daha nice su gibi akan yıllar, taşları bile eriten zaman, yazsa da ferman, sen hep kalplerde o aşk ile yaşayacaksın…
Bizler bu vatan evlatları, bu vatanı karşılıksız sevenler öksüz kaldık hep birlikte bir Kasım sabahı, kalplerimizde o aşk kaldı ve kalacak ilelebet.

Her gün olduğu üzere bu gün yine günlerden Atatürk... Yarın ve gelecek yarınlardan sonrada Atatürk. Bir gün değil her gün Atatürk...

1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata’mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir. O’nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır.

İşte şimdi ben burada:
Türk ve Müslüman olarak bugün buradan istediğim gibi kendi düşüncelerimi, bu satırları yazabiliyorsam, özgürce ifade edebiliyorsam.
Bir Türk olarak çalışıp kendi kendime yetiyor ve kendi özgürlüğüme sahip çıkabiliyorsam sayende Atam.
Ve biliyorum ki bunu borçlu olduğum insanlarımız var. Dini, mezhebi, memleketi, yaşları birbirinden farklı binlerce insan…

'Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam eğer. Ekmeğim ak suyum berraksa ve ağaçlar çiçek açıyor, topraklar ısınabiliyorsa.
Kazabiliyorsam toprağımı, gün ışığında çapa kürek elde. Çalışabiliyorsam gece gündüz, ekip biçebiliyorsam dileğimce.
Soframda aşım, bardağımda suyum varsa. Sesim gür çıkıyor, özgür özgür bakabiliyorsam dünyaya.
Sen varsın gözbebeklerimde, sen varsın Atatürk'üm sen varsın.
Yazabiliyorsam gönlümce ve dahi okuyabiliyorsam.
Sen varsın yüreğimde, sen varsın Atatürk'üm sen varsın.'
Bil ki! Daima izindeyiz, seni yürekten sevmekteyiz. Gösterdiğin hedeflerden, hiçbir ödün vermeyiz.
Dün olduğu gibi bugünde, bugün olduğu gibi yarında. Canımız sağ oldukça, izinden gideceğiz Atam.
Laik, demokrat ve Cumhuriyet Türk çocukları senin izinde ilerleyebilsin inşallah...
Ne mutlu Türk'üm, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım diyene...

İşte, 10 Kasım'lar bu yüzden milletçe tuttuğumuz yasa rağmen; Atatürk'ün fikirlerinin daha iyi anlaşılarak tatbik edileceği günler olmalıdır. Bugün bizler onu her zamankinden daha iyi anlayarak, düşüncelerinden daha iyi istifade ederek, bilimin ışığında ülkemiz ve milletimiz için daha iyi neler yapabiliriz onu düşünmeli ve zaman geçirmeden işe koyulmalıyız.

Hayatının en son anına kadar ülkesine hizmet etmiş olan bu büyük insan; “Benden sonra beni benimsemek isteyenler bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar” demek suretiyle kurduğu cumhuriyete sahip olunmasını ve çok çalışılarak bilimde ileri bir seviyeye çıkılmasını arzu ve temenni etmiştir.

Atatürk, yenilikçi ve ileriyi görebilen özellikleri yanında büyük bir komutandır aynı zamanda. Türk Kurtuluş savaşına yön vermiş, milleti ile birlikte “ya istiklal ya ölüm” parolası ile hareket ederek, zaferin kazanılmasında en büyük pay sahibi olmuştur.
1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata'mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir. O'nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır. Atatürk devrimleri bugün bir çok ülkede örnek olarak kabul görmüş bir vaziyette ele alınmaktadır. Bağımsızlığını tam olarak kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bütün bunlar Atatürk'ün evrensel bir dünya görüşünün mimarı olduğunu da göstermektedir.

Bizler her 10 Kasım'ı, bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz. 10 Kasım'ı, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, sanırım daha doğru bir yaklaşımdır.
Her 10 Kasım'ın üzerimizde oluşturduğu kaçınılmaz hüzne rağmen, anlam ve önemi bakımından büyük bir gün olduğunu sanırım artık daha iyi anlıyoruz. Atatürk'ün izinde yürüyen ve ulaştığı çizgiyi daha ileriye götürebilecek bir kuvvetin varlığını damarlarında hisseden Türk gençliği, kendisine yakışan başarıyı elde etmekte ve etmeye de devam edecektir.

Biliniz ki sizler genç nesiler; Atatürk'ün ilkeleri ışığında, onun çizdiği medeniyet ve çağdaşlık yolunda, hiç yorulmadan yürümekle, ona en büyük hediyeyi vermiş olacaksınız. Biliyorum ki sizler; Atatürk'ün ümit ettiği o gençliksiniz. O'nun izinden ayrılmadan, ülkemizi her alanda başarıdan başarıya koşturacak olan sizlersiniz. Bundan hiç şüphem yoktur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır. Atatürk'e olan sevgi ve saygımız dünya var oldukça devam edecektir. O'nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşının ve kurulan cumhuriyetin değeri daha iyi anlaşılsın.

Atatürk'ü anlamak onun fikirlerini çok iyi bilerek tatbik etmekten geçer. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması bir devrin yeniden yazılmasıdır adeta. Yurdun dört bir yanı işgal altında inlerken, bağımsızlık ateşi hiçbir zaman sönmeyen Türk milletine önderlik yapan Atatürk, milletimizin esaret altında yaşamasını aklının ucundan bile geçirmeyerek, tarih sayfalarındaki, inancın zafere dönüştüğü, en büyük bağımsızlık savaşının mimarı olmayı hak etmiştir.

Atamızın en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne her yönü ile sahip çıkacağımıza söz vererek, onu bu ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, konuşmama Atatürk'ün şu sözleriyle son veriyorum; “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Evet, haydi şu anda! Ve her zaman ve dahi 10 Kasım’lar da Atatürk’ü daha iyi anlamaya, anlatmaya devam…
Oturup ağlamanın çare değil, Atatürk'ün dediklerini hayat geçirmek ve onun aydınlattığı yolda hedefe emin adımlarla gitmek çaredir...

Büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk!

Sen ebedi İstirahatgahında rahat uyu! Bizler emanetin olan Türkiye Cumhuriyeti'ne her zamanki gibi gönülden sahip çıkarak, sana layık bir millet olmaya devam edeceğiz.
Ruhun şad olsun...

10 Kasım 2019