fbpx 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ | Mamak Havadis

10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

Kamuoyunun her türlü ve gerekli olan bilgilerle aydınlatılması ve bilgilendirilmesi amacıyla, her koşulda görevlerinin peşinde koşan, gazetecilik mesleğinin zor şartlarına rağmen mesai ve zaman mevhumu gözetmeksizin, hizmet eden fedakâr emekçilerimiz, gazetecilerimiz ve basının değerli mensupları.
Basın yayın organları içerisinde çalışan muhabirinden, sayfa editörüne, yazarlarından, matbaasında çalışan tüm gazetecilerimize kadar her biri görevlerini büyük fedakârlık ve titizlik içerisinde yerine getirme azim ve gayretiyle profesyonel çalışma anlayışı içerisinde, bir fotoğraf karesi için, saatlerce en doğru anı bekleyen, bir satır haberle birçok hayata umut olabileceği gerçeğini unutmadan çalışan emektar basın mensuplarımız.
Böylesine saygın, meşakkatli ve değerli mesleği icra eden basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü ilk olarak 1961-1971 arasında "Çalışan gazeteciler bayramı" adıyla kutlanmıştır. Böylesine kıymetli bir mesleğin, anlamlı gün olarak her yıl istisnasız olarak kutlanması gerekmektedir. 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra, ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine, bu kutlama gününün adı, " 10 Ocak Çalışan gazeteciler günü" olarak değiştirilmiştir. 
Mesleğini onurlu ve şerefli bir şekilde yerine getiren, her türlü meşakkate göğüs geren, tarafsız ve güvenilir haberciliği ilke edinmiş, birilerinin yazılmasını istemediği yazıları kahramanca ve cesurca yazarak eğilmeyen, vakarlı gazetecilik mesleği sadece bir günle geçiştirilmemelidir. Basınımızın değerli mensuplarına gerekli yardım ve dayanışma yerine getirilmelidir. Özlük hakları iyileştirilmelidir. 
Gazetecilik demek, yürekli olmak demek, gazetecilik demek, objektif olmak demek, gazetecilik demek fedakârlık demek, gazetecilik demek inanç, azim ve kararlılıkla çalışmak demektir. Gazetecilik demek, itibar demektir, haysiyet demektir. Gazetecilik tüm şartlar altında doğru, tarafsız ve gerçek haber yaparak, bizleri olaylar ve haberler hakkında aydınlatan vefakâr insan ve meslek mensubu demektir. Gazetecilik demek, yasam, yürütme ve yargı gibi kuvvetler ayırımı ilkesinin dördüncü ayağı olan basının çok değerli mensubu demektir.
Gazetecilik, ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla, kamuoyunu tarafsız bilgilendirmek gibi önemli bir görevi, büyük bir özveriyle ifa etmek demektir. Gazetecilik, toplumsal bilinci ve kamu yararını gözeterek emek veren, fedakârca çalışarak, tüm gelişmeleri halkımızla paylaşma yolunda emek harcamak demektir. Gazetecilik, çok zor koşullar altında halkımıza haber ve bilgi akışı sağlayan, haber ve bilgi akışını tarafsız bir biçimde yansıtmak, toplumsal sorunları dile getirmek, demokrasi ve gelişimine katkı sağlamak için görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden, basın çalışanları demektir. 

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk Basınımıza da, her alanda olduğu gibi büyük katkılarıyla çok önemli ve büyük hizmetler vermiştir. Atatürk, 27 Kasım 1919’da Erzurum Heyet-i Merkeziyesi’ne yolladığı yazıda, zamanın gereğine göre acele olarak mahalle ve köylerde Teşkilat-ı Milliye’nin kurulmasını belirtmekteydi. Milli Teşkilat mahalle ve köylerde kurulup geliştirilince, ister istemez buralara ulusal bağımsızlık savaşı ile ilgili bilgiler ulaştırılacaktı. Bunun için de, Atatürk’ün direktifleriyle öncelikle Sivas’ta “İrade-i Milliye”, sonra Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” gazeteleri çıkarılmış, Ankara’da Anadolu Ajansı ve Matbuat Müdürlüğü kurulmuştur. Bu gazetelerde ulusal şahlanışın ülküsü dile getirilmiş ve Mustafa Kemal ATATÜRK bu gazetelerden söz ettiğinde daima “benim gazetem” deyimini kullanmıştır. Dolayısıyla da, basınıyla gururlanmış ve milli basınına sahip çıkmıştır.

Yine Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün buyurduğu üzere, “ Türkiye basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan Cumhuriyetin etrafında çelikten bir kalesi olacaktır. ” demek suretiyle de, Cumhuriyetimizin sağlam ve sarsılmaz gücünü Türk Basınından aldığını vurgulamıştır. Ayrıca başka bir veciz sözünde de, “ matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz ” demek suretiyle de, basının bağımsız ve özgür olmasını hür iradesi ile meslek faaliyetlerini icra etmelerinin gerekliliğini ve önemini anlatmıştır. 
Basınsız bir ülke, basınsız bir dünya demek; gözü görmeyen, kulağı duymayan hissiyatları olmayan ve hayat damarları kopmuş insanlar topluluğu demektir. Geri kalmış milletler topluluğu demektir. Aklı, vicdanı hür basın demek, medeniyet demek, uygarlık demek, ilerlemek demek, kültür demektir. Bu vecihle böylesine anlamlı bir günde, çok önemli görev icra eden değerli basınımızın “ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜNÜ” kutlar, ebediyete intikal etmiş, değerli basınımızın çok kıymetli mensuplarını da saygı ve hürmetlerimle selamlarım.