fbpx ADALETİN BU MU DÜNYA ? | Mamak Havadis

ADALETİN BU MU DÜNYA ?

    Malumları olduğu  üzere,  bize çok seçenekler sunulan  modern(!) bir çağdayız. Biz fani kulların, kısacık hayatını mutluluk ve haz içerisinde geçirmesini sağlayacak milyonlarca ürün, hizmet, insan, hayvan, tabiat, doğa ve daha birçok şey bir parmak dokunuşu kadar yakın. Seç seçebildiğini, al alabildiğini. Üstelik kargo ücreti yok, kurulum ücreti  yok,  mutluluk garanti, tatmin olma duygusu had safhada. Yanında bir sürü ürün de bedava. Yeter ki sen iste, yeter ki sen ol de. Ötesini hiç düşünme. O nazik canını sıkmadan, bilgisayar karşısında uf olan gözlerini yaşartmadan, o değerli bedenini incitmeden her şey ayağına gelsin.

     Hakkın değil mi canım, elbette ki hakkın.  Sabahın köründe kalkıyorsun, trafikte saatlerce cebelleşiyorsun, her gün bunca derdin sıkıntının içinde kahır mektupları yazıyorsun, televizyonlardan akan vahşeti, hırsızlığı, uğursuzluğu sineye çekiyorsun, konforsuz bir konforun içinde ömrü hayatını geçiriyorsun, üstelik bunun için de kimse seni alkışlamıyor, sırtını sıvazlamıyor, aferin oğlum ya da kızım demiyor. Sana yüklendikçe yükleniyor, modern köleliğin boynuna taktığı halkaları sıkıştırdıkça sıkıştırıyor.

     Bedel çok, hesap defterlerin  kabarık, rüyaların ise karmakarışık, Eeee!  bu durumda ne yapman lazım? Rahatlaman lazım, rahat olman için ne yapman lazım, bizim sana her gün sunduğumuz milyonlarca seçeneğin içinde tercih yapman lazım. Bu da kolay değil elbette, çünkü birini seçtiğin an aklın diğerinde kalacak. Belki orada daha mutlu olabilirdim düşüncesiyle sahip olduklarının da tadını da çıkaramayacaksın. İstedikçe isteyeceksin. Birçok seçenek arasında dolanırken, bir de bakmışsın ki kendini tatmin olmamış, kafası karışmış bir şekilde saha dışında buluvermişsin. Üstelik bu kadar para, zaman ve çaba harcamışken bu ruh halinde olmanın hiç de adil olmadığını, başka mutlu hayatların senin gibi hiç bedel ödemediğini düşüneceksin. Bu haksızlık diyeceksin,  ben ki ben, bu kâinatın en üstün, en mükemmel varlığı nasıl olurda hakkımı alamam, nasıl olur da bu yalan dünyadan  bu kadar dert sıkıntı almışken  huzurlu olamam diye ortalığı yangın yerine çevireceksin.  Ne diyeyim haklısın dostum.

     Bu da bizim size sunduğumuz cennet görünümlü cehennem aslında. Kendiniz olmayın, insan olmanın getirdiği yükümlülüklerin ağırlığı altında ezilmeyin diye size bu cehennemi tasarladık. Tüm bu vadilere yayılmış yayla gibi evler, renkli, süslü manzaralar, devasa alışveriş merkezleri, bir ürüne bir yıllık kazancınızı verebilmenizi sağlayacak reklamlar, size saygınlık kazandırdığını düşündüğünüz armalı kıyafetler, bir tüy hafifliğinde yağ gibi kayıp giden, konforun bin bir çeşidine sahip arabalar hepsi bu cehennemi unutun diye varlar. Tıpkı bilgisayar ekran koruyucuları gibi gözlerinize inen perdeleri sakın ola aralamayın diye, size her gün üç doz yutturulan yalanlar sinsice kanınıza karışsın,  tüm hücrelerinize sızsın, oralarda kök salsın diye varlar. 

     Yoksa işimiz bu kadar kolay olur muydu? İçinizdeki vicdan kedilerinizi uyutmasak, beyninizin en nazik noktalarına sızmasak size farkında bile olmadığınız mesajları bilinçaltınıza yerleştirmezsek, ortalıkta bu kadar rahat cirit atabilir miydik? Üstüne üstlük bunca yalana rağmen size kendimizi alkışlatabilir miydik? Kapımızda sizden duvarlar ördürmüşken,  elimizdeki kırbaçlarla ruhlarınızı bu kadar kan revan içinde bırakmışken kendinizi bu kadar rahat hissettirebilir miydik? Hissettiremezdik elbette. Çünkü siz insansınız dostum. Dimağınız dipsiz bir kuyudan yapılmış, bencillikleriniz ise saf altından. Maşallah ne de güzel parlıyor ne de güzel gözlerimizi kamaştırıyorsunuz. Bravo size, tebrikler,  bugünkü yarışı da siz kazandınız, Tıpkı diğerlerini kazandığınız gibi.

     Bunun yanında birazcık eğlenceli vakit geçirmişsin, bol sıfırlı hesapların geldiği et lokantalarında midene bayram ettirmişsin, birbirine tıpatıp benzeyen mekânlarda gönlünü hoş tutmuşsun çok mu canım? Aşk olsun yani ne demek lafı bile olmaz.  Hiç bakmayın siz etrafınızda bıdı bıdı konuşanlara, açlıktan ayılıp bayılanlara, arenalarda ölüp gidenlere. Hepsi sizden ırak, hepsi mutluluğunuzun nazar boncuğu olsun. İtin çukurlara ayağınızın dibine düşenleri. Bunu yaptım diye de suçlanmayın sakın. Nasıl olsa onlar layık oldukları yerdeler. Birazdan üstlerine de dökersiniz  bir ton beton. Ohhh! Şeytan kulağına kurşun rahatsınız artık, yaslanın  arkanıza şimdi , keyfinize bakın. Bunu çoktan hak ettiniz değil mi?