fbpx AKUPUNKTUR ... | Mamak Havadis

AKUPUNKTUR ...

AKUPUNKTUR

Akupunktur, çok uzun yıllardır ülkemizde resmi olarak uygulanmasına rağmen, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbbın diğer tedavi yöntemleri de  Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki yönetmeliği ile 2014 yılından bu yana ülkemizde resmi olarak uygulanmaya başlamıştır.

Akupunktur, vücut yüzeyindeki bazı nokta veya noktaların iğnelenmesi ile organ ve dokuları aralıksız devam ederek saran fasya tabakasını uyararak enerji dengesini sağlayan, vücudun savunma mekanizmasını uyararak  hastalıkları önlemeyi ve pekçok hastalığı tedavi etmeyi amaçlayan bilimsel bir yöntemdir.

Tüm yöntemlerin doğuşu ve dünyaya yayılışı açısından baktığımızda “Doğu Felsefesi” benim için çok özel bir yere sahiptir. “Geleneksel Çin Tıbbı” (GÇT) bu alanda en önemli yere sahiptir. GÇT, ilkel toplum dönemlerinde hatta taş devri döneminde başlamış, feodal toplum döneminin başlangıcında düzenli bir hale gelmiştir. Dış kültürlerden etkilenmiş ve bugün ki dünya çapında uygulanmakta olan felsefi yapısına ulaşmıştır. Arkeolojik çalışmalarda MÖ. 1000 yılında Shang Hanedanı döneminde akupunktur iğnelerine rastalanmıştır. Bilinen en eski tıbbi eser Huang Di Nei Jing (Tıp Kanunu) MÖ 500-300 yılları arasında meşhur Sarı İmparator döneminde derlenmiştir. Aynı zamanda Akupunktur, Lao Tzu’nun MÖ 500-600 yıllarındaki “Tao Te Ching” kitabındaki TAO öğretisi Taoizm felsefesini de rehber almaktadır. Taoizm’e göre; her şey her daim değişim dönüşüm içindedir, evren her şeyin akışıdır,  evrendeki her şey bir zıttı ile beraberdir (Yin-Yang), zıtlıkların birliği esastır ve bu zıtlık her zaman her şeyde iç içe bulunur.  

GÇT, dünyadaki tüm nesnelerin evrenin bir özeti olduğunu, tüm nesnelerin birbiri ile ilişki içinde bulunduğunu, sürekli her şeyin devinim halinde olup tüm nesnelerin birbirinin aktivitesini etkilediğini savunur. İnsan vücudu ile doğa arasında bir ilişki vardır. Doğadaki değişiklikler, insan vücudunda fizyolojik ve patolojik değişikliklere neden olur. Vücudun kendi içinde de tüm birimler, birbiri ile uyum içinde çalışmak zorundadır ve organ doku hücrelerin birinde oluşan bozukluk ve patoloji bütünün diğer parçalarını da ekiler. Evrendeki her şey canlıdır ve her şey birbiri ile sürekli iletişim enerji alışverişi halindedir. Bu haliyle; Kuantum Fiziği, Holografik Evren Teorisi, Sistemler Teorisi, Sibernetik ve Rölativite Kuramı ile gerçek bir benzerliğe sahiptir. 

GÇT ve uygulamalarda kullandığımız prensipler, “Yin-Yang, Beş Element, Qİ-Öz-Kan-Vücut Sıvıları, Meridyen ve Kollateraller, Devinim İlkeleri, Bir Bütün Olarak Organizma, Sistemlere Bağlı Hastalıkların Görünümü” ilkeleri üzerine kuruludur.

           Qİ, enerji içeren yaşam özüdür. Qİ, evrendeki her şey de bulunan yaşam enerjisidir. Akışın aralıksız şeklidir. Fiziksel, ruhsal, zihinsel seviyede mevcuttur, kendiliğinden açığa çıkan bir enerjidir. Qİ, GÇT düşüncesinin özünü, akupunktur felsefesinin kalbini oluşturur. Aslında insan da ortaya çıkan şekli CAN’dır.  Yin-Yang yukarıda bahsettiğimiz üzere, doğadaki temel zıtlığın iki kutbudur. Eril-dişil , yaz-kış, soğuk-sıcak, yer-gök, su-ateş, uzay-zaman, kuzey-güney, gece-gündüz, ay-güneş, proton-elektron, somut-soyut  gibi.... Taoizm’e göre; Qİ, Yin-Yang’ı oluşturur ve o da belirili oranlarda birleşerek beş elementi oluşturur. Bu beş elementte varlıkları oluşturan temel yapı taşıdır. Her elementte Yin ve Yang farklı oranda bulunur, her varlıkta çoğu kez bir element hakimiyeti vardır. Bu beş element; Ateş, Toprak, Metal, Su, Ağaçtır. Element, bir enerji şeklini temsil eder. Her maddenin o anda içerisinde bulunduğu enerji fazını gösterir. Bu faz bir denge ile oluşur ve sürekli denge korunur. Dengenin bozulması hastalıklara sebep olur. Vücudu çepeçevre aralıksız dolaşan ve birbirine bağlayan enerji kanalları meridyenleri oluşturur.

                Bu kapsamda beş elementin;  organ ve dokuları, duygusu, salgısı, mevsimi, duyu organı, ruhu, rengi, saati, mevsimi, tadı vardır.  Örnek üzerinden konuşacak olursak; TOPRAK elementinin organları dalak mide, iklimi yaz sonu nemlilik, saati öğleden sonra, rengi sarı, tadı tatlı, duyu organı ağız, dokusu kaslar, salgısı tükürük, ruhsal reaksiyonu aşırı düşünme, ruhu Shen (ruhun evi)’dir. Dalağın vücutta uzanan meridyeni, mide ile bağlantılıdır ve ağıza açılır. Sarı yüz rengi, toprak elementi dengesizliğini yani dalak Qİ yetersizliğini gösterir. Kasların zayıflığı yine toprak elementi dalağın zayıflığını gösterir. Ağız ve dudaklardaki kuruluk, hep tatlı isteği yine dalak yetersizliğini gösterir. Yaz sonu nemlidir, nemli ortamlardan etkilenmek dalak sorununu ifade eder. Dalağın ana görevi; suyun, yiyeceklerin ve nemliliğin dönüşüm ve naklini sağlamak, kanı kontrol etmek ve kasları yönetmektir. Dalak meridyeni ayak başparmağı iç yüzünden başlar, yukarıya doğru bacak içi yüzünde seyrettikten sonra meme hattında ikinci kaburga aralığına kadar uzanır. Yani  dalağa ilişkin herhangi bir rahatsızlığın tedavisi, ayak başparmağının iğnelenmesini gerektirebilir yada dalak meridyeninde çalışırken kaslara ilişkin sorunlar, ödem, ağız kuruluğu, balgam, obezite, aşırı düşünme hali tedavi edilebilir.

                Sonuç olarak diyebiliriz ki; birden bütüne bütünden bire devinim halinde devam eden bu evrensel yolculukta, kuantum fiziği ve holografik evren tasarımı felsefesi ile de örtüşen Akupunktur, Batı Ortodoks Tıbbı tedavi yöntemlerine destek ve tamamlayıcı olarak her zaman çok özel bir  öneme sahip olmaya devam edecektir.