fbpx AMİN DERKEN ! | Mamak Havadis

AMİN DERKEN !

AMİN DERKEN MISIR TANRISI AMON İSMİNİ Mİ SÖYLÜYORUZ?

Ellerimizi göğe açıp dua ederken Amin demeyi asla ihmal etmeyiz. Benzer şekilde Hıristiyan ve Museviler de Amen/Amon kelimesini kullanıyor. Amin kelimesi, Tek tanrılı dinlere mahsus bir kullanım. Sizce böyle bir benzerliğin aslı nereye dayanıyor olabilir? İbadetlerimizle yakından ilişkilendirdiğimiz amin kelimesinin kökeni nedir?

Dua ederken kullandığımız amin kelimesini bundan binlerce yıl önce Mısırda yapılan bir ayinde söyleniyor. Çok garip olmaz mı? Evet doğru duydunuz. Bizim el açıp dua ederken kullandığımız amin kelimesini bundan yüzlerce yıl önce Mısırlılar kullanıyordu. Milattan önce üç binlerde Mısır rahipleri ayinlerde amin diyorlar ve ibadetlerini bu söylemle tamamlıyorlardı.

Sami dillerinin hemen hepsinde aynı anlamlarda kullanılan amin kelimesinin Mısır tanrılarından Amon’dan kaynaklandığı iddiası ise en çarpıcı olanı. Neden olmasın?

Bilindiği üzere, Mısır firavunları yaşarken ve öldükten sonra Tanrı vasfı kazanırdı. Mısır firavunlarından Amenofis’in Tanrılaşma çabası Amon/Amen isminin ondan sonra ki yüzyıllarda dini literatüre yerleşmesini sağladı. Gerçekten Amenofis, halkına her duanın sonunda adımı anacaksınız emrini vermiştir. Ondan sonra bu kullanım, gelenek halini almış, dualardan sonra Amon denilmeye başlanmıştır. Amenofis’in ölümünden sonra Mısırın baş tanrısı artık onun adıyla anılan Amon oldu. Grekler onu Zeus ile eş tuttular. Netice itibariyle Mısırlıların Tanrı Amon için atfettikleri amin kelimesi, buradan kaynaklandı ve kullanılmaya başlandı.  

Yakın coğrafya da peygamberliğini ilan eden Musa peygamber, öncesinden gelen bu geleneğini bozmamış, Amen kelimesini kullanmıştır. Mısırın bulunduğu coğrafya ve kültür ile yakından temas halinde olan İbraniler için bu durum pek de şaşılacak gibi değil. Peki Hıristiyanlar? Onlarda aynı şekilde dua ederken amin kelimesini kullanmakta bir sakınca görmemiş, dini vecibelerine yerleştirmişlerdir.

Amin kelimesi Kitab-ı Mukȃddesin bir çok yerinde geçmesine rağmen Kuran-ı Kerimin hiçbir yerinde rastlanılmaz. Böyle bir kullanım nereden kaynaklanıyor olabilir? Düşünelim! Rivayetlere göre; Hz. Muhammed’in Fatiha okunduktan sonra Amin diyiniz uyarısında bulunmuştur. Bundan sonra Kuran-ı Kerimden okunan ayetlerin takribinde amin denmeye başlanmıştır. Kelime zamanla yaratana edilen duaların tamamlanması ve kabulünü beklemek adına konuşma diline yansımıştır.

Türk Dil Kurumunun verdiği bilgiye göre, Amin; öyle olsun, Allah kabul etsin anlamında duaların arasında ve sonunda kullanılan bir söz olarak ifade edilir. Dinimizin ritüelleri arasında yer alan bu kelime diğer dinlerde aynı amaçla kullanılıyor. Fakat kelimenin kökeni konusunda ileri sürülen birkaç iddia var. Bunlardan biri, Amin kelimesinin Arapçaya Süryaniceden ve İbraniceden girdiğidir. Tüm Sami dillerinde amin kelimesi y-m-n kökünden geldiği düşünülerek bu iddiaya varılmıştır. Diğer bir görüşe göre,  kelime Arapça güvenilir ve emin olmak, güvenmek anlamına gelen e-m-n kökünden türeyerek kullanılmıştır. Buradan hareketle kelimenin İbranice ve Süryaniceden gelmediği, Arapça kökenli olduğu ileri sürülmüştür.

Amin kelimesi Türkler islȃmiyete geçtikten sonra kullanılan kelimelerden biri. Amin yerine Türk destanlarında dua etmek anlamında alkış kelimesi bulunuyor. Ayrıca ettiğin olsun anlamında aytkanıñ bolsıñ/kelsiñ, yani aytmak/eytmek gibi kelimelerde kullanılmış. Bu kelime günümüz Türkçesiyle -etmek kelimesine tekabül ediyor.

Sonuçlandırmak gerekirse eğer, kökeni Mısır’a kadar uzanan amin kelimesi, günümüz tek tanrılı dinlerin ritüelleri arasında yer alıyor. Dolayısıyla kelime artık kültürlerin ortak bir mirası sayılıyor. Bu kullanımın İslamiyet’te görülmesi yakın coğrafyaların kazandırdığı kültürel birlikteliğin getirisi olabileceği gibi, Hz. Muhammed’in tebliği üzerine gelenek haline gelmiş olabilir. Ayrıca, Peygamberin mevcut kullanımı zikretmesi bir tezat değil, aksine tek Tanrılı dinlerin ortak özelliklerinden ve coğrafyanın dil alışverişinden kaynaklanıyor olabilir. Binaenaleyh, yüzyıllar geçmesine rağmen kültürümüzde işlevselliğini halen koruyan kelime, konuşma dilimizin vazgeçilmez unsurlarından biri halinde.

Umarım ön yargılarınızı bir kenara bırakarak bu yazıyı okursunuz. Amin.