fbpx Anadolu'nun Amazon (Savaşçı) Kadınları | Mamak Havadis

Anadolu'nun Amazon (Savaşçı) Kadınları

Amaozon deyince ilk akla gelen Güney Amerika’nın Yağmur Ormanları; Amazonlar’dır. Oysa Antik kaynaklara konu olan efsaneleşmiş Amazonlar Güney Amerika’nın Amazon Ormanlarından daha önce gelir. Eski bir kıta kabuğunun üzerinde yer alan Güney Amerika yüzölçümü olarak dünyanın beşinci büyük ülkesi olan Brezilya, Peru, Venezuela, Bolivya, Ekvador, Folkland Adaları, Fransız Guyanası, Kolmbiya, Paraguay, Şili ve Urguay gibi ülkelerden oluşur. Ağırlıklı olarak Brezilya, Peru ve Venezuela ülkelerinin topraklarına yayılmış Amaozon Ormanları, zengin bitki ve canlı türünü içinde barındıran geniş bir havzadır. Adını aldığı Amazon nehri ve koları ve diğer nehirlerle çevrili Amazon Ormanları Antik kaynaklarda adı geçen Amazonlar ile aynıdır. İki ayrı çoğrafyada kullanılan bu isim benzerliği; tarihe damgasını vuran savaşcı kadınlar yani Amazonlar’dan kaynaklanır. Nitekim Güney Amerika kıtasına giden İspanyol kaşif Francisco de Orellana ve ekibi kadınlarında aralarında yer aldığı savaşçıların saldırısına maruz kalır. Orellana Yağmur Ormanlarında karşılaştığı savaşçıları Yunan mitolojisinde adı geçen Amazonlar ile örtüştürerek bölgeye ve nehre Amazonlar adını verir.

Gelelim Güney Amerika’nın zengin topraklarına isim olabilecek meşhur Amazonlara! Orellana’nın da adını verdiği ve Antik kaynaklarda kabul görmüş Amazonlar kimdir? Antik kaynaklarda adından sıkça bahsedilen, diğer Antik yazarlarca kabul gören ve efsaneleşen Amazonlar; Kafkasya’dan gelen savaşçı toplulukların Türkiye sınırlarında yer alan Karadeniz Bölgesine yerleşmiş savaşaçı kadın topluluklarıdır. Rivayete göre; Amazonlar’ın kökeni Kafkasya bölgesi sakinleri olan İskitlere dayanır. Turanid (Ön Türkler) kavim oldukları kabul edilen İskitler Ata kültüne sahip, ölülerini Kurgan mezar anlayışına göre gömen savaşçı topluluklardır. Savaşçı İskitler’in bölge coğrafyasında ki hareketliliği kolayca düşman kazanmalarına neden olmuş, meydana gelen ayaklanmada İskit erkekleri öldürülmüştür. Kurtulmayı başaran İskit kadınları önceleri Azak denizi yakınlarında (Meotis Gölü) yapılanmıştır. Ardından Lysippe adında bir önder tarafından Anadolu’ya hareket eden   İskit kadınları Karadeniz Bölgesinde yer alan Thermodon Nehri (terme çayı) yakınlarında Terme yerleşkesini kurmuşlardır.

Antik kaynaklarda Amazonlar’dan ilk bahseden ve onları hikayeleştiren Tarihin Babası Herodot’tur. Amazonlar’ın İskitler olduğunu ileri süren Herodot eserinde onlara Yunanca erkekleri öldüren anlamında oirpota demiştir. Coğrafyacı Strabon ise kendinden sonra gelecek olan antik yazarlar tarafından kabul görecek değerlendirmelerde bulunmuştur. Herodot’un verdiği bilgilere ek olarak  Amazonlar’ın Anadolu’da bazı yerleşim merkezlerine isim verdiklerini yazar.  Bu kentlerin bazıları şunlardır; Ephessos, Smyrna, Kyme ve Myrina. Amazonlar’dan bahseden diğer bir antik yazar Hlikarnas Balıkçısı’dır. O, Ege’de bulunan bir çok kentin kurucusu olarak gördüğü Anaerkil Amazonlar’ın Anadolu’da bilinen Ana Tanrıça figürü Kibele’ye tapdıkları üzerinde durur. Amazonlar’ın antik kaynaklarda efsaneleşen geçmişlerini ilk kabul eden tarihçi Bizans tarihçisi Caesarea’dır. Onların Yunan kolonilerine saldıran traşlı erkeklerin kadınları olduğunu ifade eden Caesarea antik yazar Procopious’un vermiş olduğu bilgileri teyit eder. Bu bilgilere göre Amazonlar Kafkasya’da Sabiri denilen Hun kabilelerinden gelmedir. Geriye hiç bir erkeğin dönmediği Thermodon’da yerleşen kadınlar kendilerini savunmak için erkeklerin görevini üstlendiler. Böylece diğer Antik yazarların da vurguladığı gibi zaten var olan savaşçı özleliklerinin üzerine bu kimliği kazandırmış oldular. Amazon kadınları hakkında ki söylencelere göre; bu savaşcı kadınlar avcılık, bağcılık ve iyi derecede binicilik biliyordu. Yaşadıkları topraklara erkekleri sokmayan savaşçı kadınlar soylarının devamı için komşu civardaki erkeklerden olma çocukların kız olanlarını yanlarına alıyor, erkek olanlarını orada bırakıyorlardı. Kendilerine Aris unvanını veren savaşçı kadınlar iyi derecede ok ve yay kullanıyordu. Onlar savaşçı özelliklerini güçlendirmek için sağ göğüslerini çocuk yaşta aldırtıyordu. Böylelikle bellerine sarılı kemer ve silahları ile her an savaşa hazır Amazon kadınları güçlü kişilikleri ile Yunan mitolojisinde yerini almış oldu.

Amazon kadınlarının tarih sahnesinden nasıl silindikleri onların tarih sahnesine çıkışları gibi efsanevi söylenceler ile doludur. Eflatun ve Sokretes’in vermiş olduğu bilgiye göre onlar Yunanistan’a kadar ilerlemiş Atina önlerine gelmişlerdir. Herodot onların Yunanlılar ile savaştığını, bir kaç Yunan gemisini ele geçirdiklerini fakat dönüş yolunda tüm erkekleri öldürdükleri için gemiyi ehli kullanamayarak kaybolduklarından bahseder. Ayrıca başka bir bilgiye göre; Karadeniz tarafından gelen bir kavim; Amazonlar’ın sonu olmuştur. İç kısımlara ilerleyen savaşçı kadınlar tanınmamak için uzun saçlarını kesmiş, geçtikleri topraklara gömmüşlerdir. Bunlardan filizlenen bitkiler daha sonra tütün vermiştir. Tüm dünya tarihine nam salan Amazonlar’ın vatanı, günümüzde Yeşil ırmak ve Kızılırmağın suladığı verimli topraklarda yer alan Samsun ilinin Terme çayının yakınına denk gelir. Bu söylencelerin çoğrafyası olan Samsun’un arkeolojik tarihide oldukça renkli ve eskidir. Şehir tarih öncesi dönemlerde Amasya’nın bir iskelesi olarak kurulmuştur. Rumca Amisus olarak kaynaklarda geçen kentin adı Müslüman Türklerden sonra Samisun olarak zikredilmiştir. M.Ö. 3500 yıllarda Dindar Tepe’de yerleşen Gaşkalar M.Ö. 5000-3000 Anadolu’ya yerleşen Proto Hitit’lerin bir koludur. Şehir tarih öncesi devirlerin yerleşim merkezlerine ev sahipliği yapmıştır. Bölgede Tarih öncesi, Kalkolotik, Tunç, Hitit, Demir ve Hellenistik döneme ait yerleşim merkezleri bulunur. Şehrin bu zengin arkeolojik geçmişinin yanı sıra Amazonlar tarihi kente ayrı bir önem katar. Üstelik Kafkaslar’dan gelen Hititler ile tarihsel birliktelik Amazon tarihi için kaydeğerdir.

Antik yazarların verdikleri bilgilerle desteklenen Amazonlar tarihi her ne kadar ıspatlanmamış olsa da şimdilik Karadeniz çoğrafyasına ve kadınına yapılan bu yakıştırmayı hak ediyor gibi görünüyor. Nitekim çoğrafyanın zorlu koşullarına rağmen Karedeniz kadını, Anaerkilliğini ve aileyi ayakta tutan yapıcı özelliğini halen kormuştur. O, geçmişten gelen cesaret ve çevik kimliğini günümüz yaşam koşullarında yeniden şekillendirmiştir. Mamafih yüzyılar öncesinde Anadolu’da Ana Tanrıca figürü ve Anaerkil anlayışı Amazon kadınları ile örtüşür niteliktedir. Tüm bunların yanı sıra antik kaynaklarda ve mitolojide yer alan çarpıcı unsurlar Amazon tarihi için ipucu olabilir. Örneğin Yunanlılar tarafından Hitittler’in traşlı erkekler olarak tanınması olaya yeni bir boyut kazandırabilir. Nitekim Amazonların yaşadığı Samsun kentinin Hitit topraklarına bağlıdır. Herhangi bir savaş halinde gerekli asker ihtiyacı  diğer bölgelerden olduğu gibi bu bölgeden de temin edilmiştir. Yunan kaynaklarına göre Hititler traşlı erkekler olarak tasfir edilir. Hititlerin Anadolu’ya M.Ö. 2000 yıllarında Kafkaslar üzerinden gelen kavimler oldukları bilinir. Anadolu’da bir kültür sentezi oluşturan Hititler’in Asya kökenli oldukları iddası Amazonlar tarihi ile kesişen noktada dikkate değerdir. Bunların yanı sıra Yunanlıların Hititleri tasvirinde traşsız erkekleri kadın zannetmeleri olasılığını göz önüne almak gerekebilir. Yine Yunan tarihinde Hunlar’ın sık sık Roma topraklarına saldırdıkları, ölen Hun askerlerinin arasında kadınlarında varlığından bahsedilir. Ayırca Anadolu efsanelerinin bir çoğunun yaşanmış olaylardan ve kişilerden kaynaklandığını düşünmek de olayın ütopiklikten çıkmasına imkan verebilir. Bunlara binaen İskitler’in savaşcı kimlikleri ve kadın erkek savaş eğitimi almış olmaları gibi özelliklerinin Amazonlar ile aynı tarihlere denk gelen benzerlikleri göz ardı edilmemelidir. Netice itibariyle Yunan mitolojisinde adından sıkça bahsettiren Amazonlar’ın varlığı henüz ıspatlanmamış olsa da günümüzde popülerliğini halen korumaktadır. Mitolojik tarihe zengin söylenceler bırakan Amazonlar fantastik kurgulara konu teşkil edecek kadar şöhrete sahiptir. Tüm bunlar köklü ve zengin bir geçmişe sahip Anadolu’yu oldukça albenili yapar.