fbpx ANKARA’ NIN BAŞKENT OLUŞU | Mamak Havadis

ANKARA’ NIN BAŞKENT OLUŞU

Başkent demek bir ülkenin yönetildiği merkez ve şehir demektir. Yani ülke yönetimi için, gerekli olan kanunların çıkartıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Cumhurbaşkanlığının, Başbakanlığının, Bakanlıkların ve Yüksek Yargı Organlarının bulunduğu yer demektir. Ülkemizin Başkenti hepimizin de malumları olduğu üzere Ankara’dır. 
Ankara’nın tarihte başkent oluşu, gerek milli mücadele, gerekse yeni Anayasaya geçişle alakalı bir durumun oluşumuyla cereyan etmiştir.  Türkiye Cumhuriyetinden önceki devlet yapımız Osmanlı İmparatorluğuydu ve imparatorluğu başkenti’ de İstanbul’du, o dönemlerde ülkenizin işgal altında olması ve İstanbul’da can güvenliğinin olmaması ve İngiliz İşgal güçlerinin işgali altında olması sebebiyle Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK işgale karşı direnilmesi ve milli mücadelenin başlatılması amacıyla ilk hareketin başlatılması için toplanılacak en güvenli bölge olarak, kongre yapılacak yerler olarak Sivas ve Erzurum illerini seçmişti.
Bu önemli tarihi dönüm noktasından sonra 27 Aralık 1919’dan sonra Temsilciler Kurulu Üyeleriyle birlikte Ankara’ya gelmişti. O zamana kadar ülkemizin ve Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul’du. Osmanlı Mebussan Meclisi de son olarak 12 Ocak 1919 da İstanbul’da toplanmıştı. İngiliz işgal güçlerinin 16 Mart 1919’ da İstanbul’u işgaliyle İstanbul’da bulunan Osmanlı Mebbusan Meclisinin basılmasıyla pek çok mebbus tutuklanmış, tutuklanmayanlarda İstanbul’u terk ederek Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’un Ülke yönetimi için hiçbir güvenliği kalmamıştı, bu sebeple milletvekillerinin güvenli bir şekilde toplanabileceği ve kararlar alıp ülkeyi yönetebileceği güvenlikli bir bölge olması gerekirdi. O günün ülke şartlarına göre, Ankara’nın ülkenin tam ortasında olması ve tüm savaş cephelerine eşit uzaklıkta olması, etrafının dağlık bölge olması ve işgal edilebilmesinin zor olması, savaşın yönetileceği ve haberleşmenin çok kolay yürütülebileceği bir yer olması ve daha önce hiçbir düşman işgaline uğramamış olması sebebiyle Ankara’nın Başkent olmasının en isabetli bir karar olacağı değerlendirilmiştir. Ankara sadece bu özellikleriyle değil merkezi, siyasi, askeri ve coğrafi özellikleri gereği de, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti olmayı hak etmiştir.
Zaten ulusal mücadelemizin tüm kararlarının alındığı ve ülke yönetiminin milli mücadele esnasında yapıldığı ve yürütüldüğü yer Ankara olmuştur. Ulusal mücadelemizin Başkomutanı olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 19 Mayıs 1919 tarihinde bir genelge yayınlayarak Osmanlı İmparatorluğunun devlet yaşamı ve egemenliğinin sona erdiğini bildirerek meclisin, ülkenin en güvenli yeri olan Ankara’da Osmanlı Mebusanlarının ve Erzurum ile Sivas kongrelerinde seçilen temsilcilerin toplanmasını bildirmiştir. Ankara halkıda, bu topluluğu büyük bir kalabalık ve coşkuyla karşılayarak Türkiye Büyük Millet Meclisini 23 Nisan 1920 yılında Ankara’ da açmıştır.
Meclis ilk toplantısında, Mustafa Kemal Paşayı Meclisin İlk Başkanı seçmiştir. Artık yeni meclis çalışmaları Ankara’dan yapılmış, milli mücadelemizin kurtuluş planları ve çalışmaları buradan yapılmış ve icra edilmiştir. Düzenli orduların kurulması ve yönetilmesi de buradan yapılmıştır. Milli mücadelemizin zaferlerle sonuçlanması ve muharebe alanlarında başarıların sağlanması buradan gerçekleştirilmiştir. İnönü Savaşları, Kocatepe, Dumlupınar, Sakarya 30 Ağustos 1922 de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kurtuluş savaşımız tamamlanmıştır. 
Yurdumuz düşman işgali altından kurtarıldıktan sonra İsmet Paşa ve dört arkadaşı Ankara’nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisine yasa önerisi vermişler, verilen bu yasa önerisi büyük çoğunluğun oylarıyla kabul edilerek Ankara Yeni Türkiye’nin ve Türk Devletinin, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti olmuştur. Bu anlamlı günde Ankara’nın Devletimiz ve Türkiye Cumhuriyetimizin Başkenti olmasının yıl dönümünü tebrik ediyor, tüm ulusumuza hayırlı ve uğurlu olması temennilerimle yüzyıllarca ve tarih boyu, Dim dik ayakta kalacak Cumhuriyetimize ve Devletimize Başkentlik yapmasını temenni ediyor, tüm okurlarımı da saygıyla selamlıyorum.