fbpx Bu Tohumu Siz Ekebilir misiz ? | Mamak Havadis

Bu Tohumu Siz Ekebilir misiz ?

Merhaba dostlarım…

Yasamak sevmektir diyorsanız yaşama sevincinizi yitirmeyiniz...

Selamünaleyküm gönül dostları, bizleri uyandırıp bugüne sağ salim eriştiren Allah’a sonsuz hamt ve senalar olsun.
Bugün sizlerle; okumaktan keyif aldığım, çok beğendiğim ve herkesin bir ders alacağını düşündüğüm bir hikâye paylaşmak istedim. İnşallah hepimiz gerekli dersi alır, hatalı olduğumuz noktaları düzeltiriz.

Kim hırsız, bak nasıl işini bilir hırsız, çünkü mesleğini iyi yapıyor helal olsun! Tabi konumuz hırsızları savunmak, hırsızlığı tavsiye etmek değil.
Mesele başka… Mesele topluma güzellikleri, doğrulukları, insanlığı, erdemi, dürüstlükleri, ehliyet ve liyakati, dostluğu sevdirmek, enjekte etmek… 
İnanç, sevgi-saygı tohumlarını ekebilmek bütün mesele…

Buyurun, hikâyemizi okuyalım.

“BU TOHUMU SİZ EKEBİLİR MİSİNİZ?

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı..
Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız imparatoru görünce ona şöyle dedi;
"Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak..."

İmparator dudak büker;
"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;
"Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz…"

İmparator kahkaha atarak;
"Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni..." dedi.

Yoksul adam;
"Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım..
Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz..."

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;
"Ben İmparator’um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi…

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti.
"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin…"

Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar…

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve;

"Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi.
Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi…
Sonra da gülerek;
"Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter..." dedi.

Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz? "

Sosyal medyada dolaşan kime ait olduğunu bulamadığım ve günümüz için hepimizi uyandıracak güzel bir örnek güzel bir masal.
Masallar tıpkı şiirler gibi hayatımızdan çekilip uzağımızda kayboldukça birer hödüğe döndük çoğumuz. 
Ve bu toplum, hala dilinde masal ve şiiri silah gibi kullananların öldür deyince öldüren öl deyince de ölen fanatik holigan bir sürüye dönüştü.
Nerde kim söylemişti ya da okumuştum hatırlamıyorum ama “Masallar büyükleri uyandırmak küçükleri uyutmak içindir” gibi bir söz var belleğimde. 
Umuyorum okuduğumuz bu masal bizleri o tatlı sandığımız aptalca uykularımızdan uyandırır. 

Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına; niye mi paylaştım Pazar Pazar hiçbir gaile düşünmeden neşeli bir hafta sonu geçireceğiniz bir günde bu öyküyü?
Hiiiçççç…
Öylesine paylaştım işte… laf ola beri gele derler ya… Sabahın bu kör karanlığında gözüme çöp mü battı ki. 
Uyandım çünkü caminin hoparlöründen hoca şöyle sesleniyordu: Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Şahitlik ederim ki Muhammed Allah’ın elçisidir. Namaz uykudan hayırlıdır. Haydin Namaza… 
Uyumadım kalktım… ve paylaştım durduk yerde öylesine hiçbir amaç gütmeden…
Kim bilir, belki de körün taşı gibi tek tek bulur hedeflerini diye de düşünmüş olabilirim paylaşırken…

Güzel bir Pazar gününüz olsun dostlar, hoşcakalın,sevgiyle kalın...
Sevgilerin en güzeli sizinle, mutlulukların en güzeli yanınızda, huzurun en güzeli içinizde olarak yaşamanız dileğiyle, gününüz aydın, geleceğiniz umut, sevgi ve hoşgörüden geçsin...

Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir dostlar…
Gönül soframdan, gönül sofranıza sevgi ve muhabbetler gönderdim…

22.09.2019