fbpx ÇANAKKALE GEÇİLMEZ TÜRK YENİLMEZ | Mamak Havadis

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ TÜRK YENİLMEZ

Tarih 1915 yıllarını gösteriyordu, ülkemiz 27 milyon kilometre kareyi bulan yüzölçümüyle en parlak ve zafer yılları sonrası, Osmanlı İmparatorluğu çöküş dönemi içerisinde bulunuyordu.  Bunu fırsat bilen batılı güçler, her zaman ve her fırsatta olduğu gibi Türk milletini ve gücünü yok etmek, Türk Milletini tarihten silmek için harekete geçmişti.

Batılı Emperyalist güçler, Türk devletlerinin tarihin her döneminde uygarlık ve medeniyetin beşiği olması, tüm dünya uluslarına hükmetmesi sonrası, Türkün güç kaybettiğini görmesiyle ülkemizi işgal etmeye gelmişlerdi. Amaç ülkemizi işgal etmek, Türkü tarihten tamamen silmek ve tarih boyu Türk’e duyulan husumetin intikamını almak, jeopolitik ve stratejik öneme haiz ve dünyada eşi benzeri olmayan ülkemizin tamamını ele geçirmek, doğal ve yer altı zenginlik kaynaklarımıza sahip olmaktı. Bu sebeple, aynı amaç etrafında birleşen İngiliz, Fransız, İtalyan, Yeni Zelanda, Avusturalya devletleri birleşerek emperyalist hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlardı.

Emperyalist güçlerin düşünemediği ve hesaba katmadığı bir husus vardı, dünya tarihine mal olan ve tarih kitaplarına geçen, eşsiz komutan ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve emrindeki asil ve yüce Türk Milletiydi. Atatürk yaşamı boyunca hiçbir zaman savaş ve savaşmaktan yana olmayan, ileri görüşlü, sağduyu sahibi, asil ve kahraman bir devlet adamıydı. Hatta Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün “ Mecbur kalınmadıkça savaş bir cinayettir. ” sözü tüm dünyaya ve harp tarihine mal olmuş meşhur sözüdür. O yıllarda, tüm tarihe hükmetmiş, tarihin seyrine her zaman yön vermiş, koskoca bir İmparatorluk can çekişiyor, tarih boyu hür ve özgür yaşamış yüce Türk milleti esaret altında yaşamaya mahkûm edilmeye çalışılıyordu. İstanbul işgal altında ve çok sıkıntılı günler yaşıyordu. Ülkemizi işgale gelen emperyalist güçler gerek asker, gerek silah, gerek teçhizat, gerekse teknolojik olarak Osmanlı İmparatorluğundan çok üstün güce sahipti, o tarihe kadarda üstüne güneş doğmayan ve yenilmez armada bir İngiliz Donanması vardı. Hatta konuyla ilgili olarak İngiliz Donanmasının gücünü ifade etmek için, yaygın olarak kullanılan bir deyişe göre de, “Atatürk ve Türkler İngilizleri yenene kadar, İngilizleri Tanrı zannederdim” Evet bu deyiş, İngilizlerin ne büyük ve yenilmez bir güç olduğunu, bileğinin hiçbir zaman bükülemez olduğunu ifade etmek için kullanılan bir deyiştir.

Böyle bir güç timsali sömürgeci barbar devletler Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun emrindeki asil Türk milletinin sarsılmaz azim ve gücü karşısında Çanakkale’nin soğuk sularına gömüleceğinden ve savaşta büyük bir hezimet yaşayacağından habersizdi. Ulu önderin büyük bir devlet adamı oluşu, çok iyi bir teşkilatçı oluşu, çok iyi bir komutan oluşu, büyük bir öngörü sahibi ve ileri görüşlü oluşu sayesinde ülkemizi işgale gelenler güçler karşısında tüm tarih kitaplarının ve dünya tarihinin yazacağı büyük bir zafere imza atıyordu. Bu zafer sayesinde, yüce Türk Milletinin hür ve bağımsız bir şekilde günümüze kadar özgürce yaşayacağı Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılıyor. İstiklal ve bağımsızlığımızın önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Yeni devrim ve inkılaplar için zemin hazırlanmış oluyordu.

Dünya Harp Tarihine konu olan ve Türkün başarısını altın harflerle yazan Dünya Savaş Tarihi, günümüzde özgürce yaşadığımız Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin ne kadar büyük bir zafer sonrası ve ne kadar güç şartlarda yazıldığından büyük bir övgüyle bahsetmektedir.

Savaşın seyrini ve gidişatını değiştiren kahraman şehidimiz Seyit Onbaşının tam tamına 271 kiloluk mermiyi tek eliyle ve tereddüt etmeden kaldırmasıyla ve namlu ağzına mermiyi sürmesiyle, nice zaferler kazanmış ve yenilgi yüzü görmeyen İngiliz Donanmasının en büyük destroyeri Çanakkale’nin soğuk ve derin sularına gömülmüştü. Her savaşın olduğu gibi bu savaşında galip ve mağlupları vardı. Tam 550.000 kişi, insan evladı canlarını vererek şehit olmuşlar ve hayatlarına çok genç yaşlarına rağmen veda etmişlerdi. Yüzbinlerce kişi yaralanmış ve sakat kalmıştı, işsiz kalan, ailesiz, anasız, babasız kalan, yetim kalan, dul kalan, maddi ve ekonomik zararları da göz önüne alındığında, savaşın yıkımı ve etkisi çok büyük olmuştu. Savaşta 550.000 ölen kişinin 254.000 tanesi Türk Milletinin evladıydı.

Ancak bu savaşta çıkartılması gereken çok büyük bir ders vardı. Her zaman ve her yönüyle dünyaya örnek olan Ulu Önder ve ölümsüz kahramanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ ten tüm dünya ülkeleri ve harp tarihçileri övgüyle bahsederken, o yine büyüklüğünü ve eşsizliğini göstermiş, galip bir devletin komutanı gibi davranmamış, ülkesine saldırıp, işgal etmeye gelmiş ülkelerin askerlerini düşman olarak görmemiş, aksine çok mütevazı ve asil bir insan olarak hareket etmiştir. Savaşta hayatlarını kaybeden, Anzaklı askerlerin annelerine yazdığı mektupla seslenerek, “ Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız, huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur ve sükun içerisinde uyuyacaklardır. Evlatlarınız bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizimde evlatlarımız olmuşlardır. ” demek suretiyle, hem harpte canlarını kaybeden Anzaklı askerlerin annelerine seslenmek suretiyle teselli etmiş, hem de harbin yurt savunması için mecburen yapıldığını ancak Türk Milletinin dostluk, kardeşlik ve barışçıl bir millet olduğunu tüm dünyaya da duyurmuştur.

Burada ne Ulu Önderimizi ve atamızı, ne yüce asil Türk Milletini anlatmak için hiçbir kelime ve cümle yeterli gelemez, tarihin her devrine adını altın harflerle yazdıran, tarihe ve tarih sayfalarına sığmayan asil ve yüce TÜRK MİLLETİNİ burada ben nasıl köşeme sığdırabilirim. Zaten Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK söylenmesi gerekenleri, yıllar önce gerek savaş meydanlarında, gerekse insani olarak söylemiş, bizlere düşen ölümsüz kahramanlarımıza saygı, minnet ve rahmet olarak kusur etmemektir.

Bu duygularla, yüce ve asil milletimizin bugünlere ulaşmasında emeği ve katkısı bulanan başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını ve şehitlerimizi saygı, özlem, hürmet, minnet ve rahmetle anıyor. Çanakkale Zaferimizin Yıl Dönümü olması sebebiyle tüm ülkemize ve ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Zafer Yıldönümümüzü tebrik ediyorum. ÇANAKKALE GEÇİLMEZ, TÜRK ASLA YENİLMEZ. Saygı ve hürmetlerimle.