fbpx DEPREMİN AYAK SESLERİ… | Mamak Havadis

DEPREMİN AYAK SESLERİ…

“Sesimi Duyan Var mı”  Bu kelime zinciri hala hafızlarımızda yer etmiş olan o acı görüntülere şahit. Geçmiş zamanlardan bu zamanlara hep tehlikesini hissettiğimiz her an da hissedeceğimiz deprem olgusunu hiç yabana atmamak gerek. Doğru sandığımız bilgilerin esasında doğru olmadığını da zaman içerisinde anlayabiliyoruz. Bu önemli konuyla ilgili merak ettiklerimi Jeofizik Mühendisi Sayın Zeynel Ağacık’a sordum kendisi detaylı bir bilgilendirmede bulundu.

-Zeynel Bey öncelikle sizi tanımak isteriz ?

-Jeofizik mühendisiyim, evliyim ve 7 yaşında Erdem Hüseyin adında bir oğlum var. Eşimin de destekleriyle Sivil Toplum kuruluşlarında, siyaset de ve iş yaşamında katkılarımı sürdürmeye devam ediyorum. İstanbul’da özellikle afet konusunda Türkiye’de ilk defa bir SİVİL SAVUNMA çalışması yapılan TAKUT (Talatpaşa Mahallesi Arama Kurtarma Timleri) biriminde başkanlık yaptım. Boğaziçi Kandilli Rasathanesi ekibinin eğitim desteğiyle TAKUT projesini devam ettirdik. Sonra İstanbul MAGDER’i (Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği) kurduk. Yaklaşık 110 mahalleye Afet konusunda eğitim verdik ve MAG Vakfı ile beraber mahallelere Lojistik destek sağladık. 1999 yılından beri “Depremle Yaşamak” konusunda seminerler veriyorum. İstanbul Kağıthane Kaymakamlığında İnsan Hakları Komisyonunda 4 yıl görev aldım. PERSİAD (Perpa Sanayici İş Adamları Derneği Yönetim Kurlunda bir dönem görev aldım. İş Güvenliği Uzmanı olarak 2014 yılından beri ve İş Güvenliği konusunda ve Jeofizik Mühendisliği konularında Adli Bilirkişilik yapmaya devam ediyorum. Aynı zamanda çocuklara deprem bilincinin aşılanması için bir Sivil Toplum Kurumu çatısını Türkiye’de kurma çalışmalarımız devam ediyor.

-Uluslararası afet politikalarının neresindeyiz ? 

-Türkiye’deki afet yönetim sistemini uluslararası afetler politikasında 1990’lı yıllardan itibaren yaşanan değişim temelinde tüm gelişmeler raporlanmalı, afetlerle mücadelede geleneksel yaklaşımların yetersizliği irdelenerek yeni mücadele yaklaşımı tanımlanmalıdır..
Nüfus artışı ile birlikte yerleşim yerlerindeki düzensiz ve plansız gelişmeler de afet zararlarını artırmaktadır. Afet zararlarının azaltılması ve afetlerin önlenmesi ancak çok disiplinli bir yaklaşımla uygulanacak afet risk yönetimi ile mümkün olabilecektir. Tehlikelerin ve risklerin belirlenmesi, arazi çalışmaları, tehlike ve risk haritalarının hazırlanması, farklı kökenli afetlere ilişkin erken uyarı sistemlerinin kurgulanması, önlem tekniklerinin ve önlem yapılarının belirlenmesi çoğunlukla mühendislik çalışması gerektirmektedir. Mühendislik temel alanı ve özellikle, Yer Bilimleri (Jeofizik Mühendisliği) ayrıca, Meteoroloji Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Çevre Mühendisliği gibi branşların yanı sıra, sosyal bilimler alanında, coğrafya, kamu yönetimi, antropoloji, sosyoloji, psikoloji vb. alanlardaki uzmanların da sürece katılmaları gerekmektedir. Afet risk yönetimi çalışmaları, sosyal boyutu ihmal edilen ve çok disiplinli yaklaşımdan yoksun Afet Risk Yönetimi süreçlerinin başarılı olamayacağını göstermektedir. 
Özetle; teorik bilgi ve pratik beceriler kazanmış farklı alanlarda uzman ekiplerin sürece dahil edilmesi gerekmektedir. Son çalışmalar disiplinler arası çalışmaların da bazı durumlarda yetersiz kaldığını, sürece akademinin yanı sıra; sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün katılımının da sağlanması gerektiğini, afet risk yönetimi sürecinde geniş tabanlı ve çok disiplinli yaklaşımların önemini vurgulamaktadır

-Deprem nedir ?

-Yer altındaki biriken enerjinin yeryüzüne çıkması olayıdır.

-Dünyada kaydedilen en büyük deprem ve en uzun süren deprem hangisidir?

-1900 den bu yana kaydedilen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960'ta Şili’de olmuştur. En uzun süren deprem ise Endonezya’da 20 dakika sürmüştür.

-Magnitüd ve Şiddet arasındaki farklar ve benzeşmeler nelerdir? 

-Magnitüd depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.
Richter Ölçeği ise ; depremin magnitüdünü tanımlayan matematiksel bir formüldür.

-Artçı Deprem nedir? Ve ne kadar süre ile devam eder?

-Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Belli bir süresi yoktur, 1 ay da olabilir 2 yıl da olabilmektedir.

-Depremler önceden belirlenebilir mi?

-Var olan koşullarda depremin önceden belirlenmesi olanaksızdır.

-Fay nedir?

-Yer kabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.

-Kuzey Anadolu Fay Hattı nedir?

-Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu vadisi arasında doğu - batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay zonunun uzunluğu yaklaşık 1200 kilometredir; genişliği ise 100 metre ile 10 kilometre arasında değişir.

-Deprem olan her yerde fay var mıdır?

-Eğer yoksa bile yeni bir tane oluşmuştur.

-P ve S dalgası nedir?

-P dalgası Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusundadır (boyuna dalga). Yıkım etkisi düşüktür.
S dalgası Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının %60’ı ile %70’i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (enine dalga). Yıkım etkisi yüksektir.
-Sıvı Etkisi nedir?

-Kum - kil gibi gevşek malzemeden oluşan katmanların deprem sırasında sıvıların çalkalanmasına benzer bir özellik göstermesidir.

-Aletle deprem ölçümü ilk kez ne zaman yapılmıştır?

-İlk sismoskop 132 yılında Çinli filozof Chang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu aygıt ayaklı bir vazo üzerine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 tane ejderha başı ile vazonun ayağı üzerine yerleştirilmiş  8 tane kurbağadan oluşur. Kurbağaların açık olan ağızları ejderhalara doğru dönüktür. Deprem sırasında   ejderlerden bazıları ağızlarındaki bilyeyi kurbağaların ağzına düşürür. Hangi ejderin bilyesi düşmüşse sarsıntının doğrultusu o yöndedir. Aletin kendi bulunduğu yerde hissedilemeyen yaklaşık 750 km uzaklıklardaki depremleri algılayabildiği söylenmektedir. Aletin gövdesini oluşturan vazonun içerisinde ne tür bir düzenek olduğu bilinmemektedir. Bu konudaki en yaygın görüş, vazo içerisine çok duyarlı bir sarkacın yer aldığı görüşüdür.

-Deprem nerelerde oluşur?

-Deprem herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir. Genel olarak depremlerin kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir. Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve bu kesiler hep levha sınırlarıdır. Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler yeryüzünde üç ana kuşak oluşturur.

1. Kuşak (Pasifik Deprem Kuşağı) Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremleri %81’ bu kuşak üzeride gerçekleşir.
2. Kuşak (Alpine) Endonezya’dan başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik okyanusuna ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %17'si bu kuşakta oluşur.
3. Kuşak (Atlantik) Bu kuşak Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı)   boyunca uzanır.

-Deprem başladı ne yapmalıyız?

-Her şeyden önce ciddi bir DEPREM BİLİNCİNE sahip olmamız gerekiyor. Geçmişi çok kötü olan bir fay hattının ülkemizde olduğunu bilmemiz lazım. Deprem için ciddi ve çok kapsamlı araştırmaların yapılması ve hazırlanması gerekiyor. Binaları güçlendirmemiz ve panik, izdiham, yağma yaratmayacak şekilde toplanma alanlarımızın olması şart.
Sakin olun.
İçerideyseniz, masa veya benzeri sağlam bir koruyucunun yanına yaşam üçgeni pozisyonu (cenin pozisyonu) alacak şekilde yerleşin., Başınızı saklayın ve hareket etmeyin. Pencerelerden ve cam eşyalardan uzak durun.
Dışarıdaysanız, binalardan, ağaçlardan, telefon ve elektrik direklerinden uzak durun.
Araçta iseniz, üst veya alt geçitlerden uzaklaşın, açık bir alanda durun ve aracınızdan çıkmayın.

-Depremden hemen sonra yapılması gereken en önemli şeyler nelerdir?

-Kendinizin ve bulunduğunuz yerdekilerin yaralanıp yaralanmadıklarını kontrol edin ve gereken ilk yardımı yapın.
Ayakkabılarınızı giyin.
Bulunduğunuz yerin emniyetli olup olmadığını kontrol edin. Gaz, su ve elektrikle çalışan her şeyi kapatın; bulunduğunuz yapının hasarını (baca yıkılmaları, duvar çatlakları ve temeldeki hasarları) kontrol edin ve artçı sarsıntılardan etkilenip etkilenmeyeceği konusunda belirlemelerde bulunun.
Çevreye dağılan malzemeleri toplayın.
Radyonuzu açın. Yetkililerin, hayati önem taşıyan, uyarı ve açıklamalarına aynen uyun.
Acil durumlar dışında telefonunuzu kullanmayın.

-Türkiye'de kaydedilen en büyük deprem hangisidir?

-Aletsel dönemde ülkemizde kaydedilen en büyük deprem 26 Aralık 1939 Erzincan' da olmuştur. Gece yarısı olan depremde yaklaşık 33.000 kişi ölmüştür.
İstanbul’da riskli bölgeler neresidir. ?
Risk haritasına göre İstanbul'un güney kısmı tamamen risk altında. Özellikle de toprak yapısı çamurlu olan Avcılar bölgesi büyük risk içeriyor. Terkos gölüne yakın kısımlar ise en az riskli bölgeler.
İstanbul’da en son meydana gelen deprem 5,8 idi. 7,4 olsaydı arasında büyüklük ve şiddet olarak farklı olan ne olurdu ?
Kandilli'ye göre 6.0 etkisinde yaşanan son deprem ile 7 büyüklüğündeki bir deprem arasında sadece bir puan fark görünebilir. Ancak deprem büyüklüklerine göre etkileri düz bir mantıkla değil logaritmik bir ölçekle artıyor. 6 ile 7 büyüklüğündeki bir depremin yıkıcı güç etkisi tam 30 kat. Yani 7 büyüklüğündeki bir deprem İstanbul’da  en son yaşanan depremden 30 kat daha güçlü olur.