fbpx Dünya Barış Günü | Mamak Havadis

Dünya Barış Günü

Dünya Barış Günü, sürekli kaos, huzursuzluk, iç karışıklık ve savaş ortamının olduğu dünyamızda barışın sağlanması amacıyla oluşturulan anlamlı bir gündür. Dünya barışının sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler kurulmuştur. Birleşmiş Milletlerin amacı, dünya barışının sağlanması ve ulusların savaş ve iç karışıklık ortamlarından uzak bir şekilde barış içerisinde ve kardeşçe yaşamalarını sağlamaktır. 
Türkiye’de 1 Eylül tarihinde kutlanan “ Dünya Barış Günü ” 2. Dünya Savaşı’nın başlama tarihi olan, 1 Eylül 1939’da  Naziler Polonya’yı işgal ettiği ve bu işgal sırasında 60 milyon insanın hayatını kaybettiği 2. Dünya Savaşı’nın da başlangıcı oldu. İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan bu savaşın başlangıcı Birleşmiş Milletler’ in (BM) aldığı  bir kararla 1 Eylül “ Dünya Barış Günü ” olarak tarihte yerini almaktadır. 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981'deki 57. birleşiminde, Genel Kurul'un açılış günü olan her eylülün üçüncü salı gününü “ Uluslararası Barış Günü ” ilan etmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul’un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül “ Barış Günü ” olarak kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler, Barış Günü’nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Bu amaçla, her yılın 21 Eylülünde, Birleşmiş Milletler Merkezi'ndeki “ Barış Çanı ” çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretilip, yaptırılmıştır. Çanın üzerine, “ Çok Yaşa Mutlak Barış ” yazısı yazılmıştır.
İçerisinde bulunduğumuz ve yaşamımızı sürdürdüğümüz dünyamız her şeyiyle tüm insanlığa yetecek ve tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde insanlık âlemine zaten sunulmuştur. Dünyanın bize sunmuş olduğu, tüm bu doğallıklar aslında medeniyet ve uygarlık ışığı altında çalışmak ve mücadele etmek şartıyla, yani kaynakları bilinçsizce yok etmedikçe ve aklın bilimin gösterdiği doğru yol boyunca kullandığımız takdirde tüm insanlığa yetecek düzeylerdedir. İşlenmemiş zenginliklerinde işlenmesiyle tüm dünya nüfusu varlık ve bolluk, savaşlardan uzak şekilde müreffeh halde yaşama imkânı varken, peki o halde niçin savaşlarla, sınırlarla uğraşıyoruz ve birbirimizi yok ediyoruz. Şu kocaman dünya bizlere yetmiyor mu ? Tabii ki, insanoğlunun hazımsız, doyumsuz, ihtirasları bitmek tükenmek bilmiyor. Bu sorunun cevabı cevapsız kalıyor, yetersiz kalıyor.  
Tarih sayfaları incelenip bir kanıya vardığımızda maalesef koca imparatorluk ve ülkeleri silen tarihten yok eden ana nedenlerin başında kontrolsüz ve aşırı hırs, hazımsızlık, doyumsuzluk ve ihtiraslar gelmektedir. Dünya barışını da bozan budur. Ondan sonra insanoğlu kendi düzenini ve rahatını kendi eliyle bozuyor, sonra efendim Birleşmiş Milletler Örgütünü kuralım şu dünya barışını sağlayalım gibi boş işler ve vaatler peşinde koşuyor. Tarih sayfaları incelendiğinde, dünya barışını bozanların hep güçlü ülkelerin olduğu görülmektedir. Zaten aklen ve mantıken güçsüz taraflar sesini çıkarıp da kükreyip, barışı bozacak hatta sükûneti bozacak bir ortam yaratamaz, buna hem gerek duymaz hem de, maddi ve manevi olarak gücü yetmez. 
Dünya barışını tehlikeye atan birkaç olaydan örnek verecek olursak, Birinci Cihan Harbi, İkinci Cihan Harbi tamamen kendi sınırlarını aşıp, başka ülke topraklarına göz diken yayılmacı, istilacı ve emperyalist güçlerle bunların işbirlikçi güçleriyle başlatılan ve desteklenen hareketler olduğu görülmektedir. 
Kurtuluş Savaşında ülkemizi işgale gelen ve her seferinde boyunun ölçüsü alınan emperyalizmin maşası güçler ve bunların işbirlikçileri de, her zaman kendi toprak bütünlüklerini korumaktan ziyade başka ülke ve milletlerin topraklarına göz dikmeleriyle dünya barışını ve huzurunu her zaman bozup toplumsal karışıklık ve tahribat yaratmışladır. Yine yayılmacı politika izleyen ve kendinin iki süper güç den birisi olduğuna tüm dünyaya kabul ettirmiş eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (S.S.C.B-CCCP) desteğinde, Kuzey Kore’nin topraklarına sığmadığı iddiasıyla başlattığı Güney Kore topraklarının işgali. Buna benzer diğer bir durumunda, kendisini dünyanın iki süper gücünden diğer birisi olarak kabul ettiren Amerika Birleşik Devletlerinin (A.B.D.) başlattığı ve ekonomisinin iflas ettiği 12 yıl süren Vietnam harbi.
Görüldüğü üzere dünya barışı hiçbir zaman masum ve kendi halinde yaşayan ülkelerin kontrolünde ve tekelinde olan bir durum değildir, dünya barışı her zaman güçlü ülkelerin elinde olan bir üstünlük haline gelmiştir. Zaten insanlığı, uygarlığı, dünya barışını da tehdit eden budur. Özellikle içerisinde yaşamış olduğumuz ülkemiz coğrafyasının jeopolitik önemi gereği, her ülkenin hedefinde yer almamızı sağlamış olması, her zaman hedef bir ülke halinde olmamız ve sonsuza kadar, her zaman birbirimize daima sımsıkı bağlı olmak zorunda olduğumuzu gündeme getirmektedir. Siyasi görüş ve düşüncesi ne olursa olsun, tüm tarih boyunca olduğu gibi birbirimize milletçe bağlı ve çok güçlü olmalıyız. Bu duygu ve düşünceler içerisinde, 1 Eylül “ Dünya Barış Gününün ” tüm yurttaşlarımıza kutlu olmasını, bu coğrafyada millet olarak ilelebet BARIŞ ve HUZUR içerisinde yaşamamızı temenni ederim.