fbpx HANEDANLIKTAN GÜNÜMÜZE ÇİN | Mamak Havadis

HANEDANLIKTAN GÜNÜMÜZE ÇİN

Son günlerin en çok konuşulan ülkesi Çin. Korana virüsü denilince akla ilk olarak Çinliler ve yedikleri yarasa çorbası geliyor.

Bilindiği üzere Çin, dünyanın hareketli coğrafyasından oldukça uzak bir ülke. Kendi tüketim ve üretim kültürünü oluşturan bu Uzak Doğu ülkesi, kendi teknolojisini kendi üretiyor. Ayrıca geçmişten gelen kendine özgü bir siyasi yapısı var. Ülke dış ilişkilerinde oldukça temkinli ve saklı bir tutum sergiliyor.

Son yüzyıla damgasını vuran Korana virüsü, Çin üzerine yoğun bir ilgi ve alaka oluşturdu. Peki, Amerika ile olan siyasi ilişkilerinde inişler çıkışlar yaşayan Çin’de neler oluyor? Çin nasıl bir ülkedir? ABD’den sonra dünya ekonomisine ağırlığını koyan Çin’i yakinen tanımak, doğru analiz yapmayı sağlayacaktır.

Geçmişte hanedanlar ile yönetilen Çin, 1912 yılı değişime giderek, mücadeleler içinde uzayıp giden hanedanlar dönemini kapanmış oldu. Fakat bu durum ülkenin ikiye bölünmesinin ve iç savaşın önüne geçemedi. Çin’in içinde bulunduğu bu karışıklık Birleşmiş Milletlerin Çin Halk Cumhuriyetini tanımasına kadar sürdü. Bundan sonra Çin’de Mao idaresinde başlayan komünist ekonomik atılımlar, istenilen başarıya ulaşamadı. Mao’dan sonra reformcular onun politikasından uzaklaştılar, komünist politikaların yanı sıra dünyaya açılan kapitalist bir politika ile yollarına devam ettiler. Çinin uyguladığı bu politikalar başarılı oldu, ABD’den sonra en güçlü ülkelerden biri haline geldi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin idaresi tek Parti yönetimine dayanır. Eyaletler, özel bölgeler ve doğrudan merkeze bağlı şehirler, Çin Komünist Parti idaresine bağlıdır. Çin Komünist Partisinin genel sekreteri devletinde başkanıdır. Devlet Konseyi yani hükümet devlet idaresinin ve yürütmenin organıdır. Onun üzerinde ise Daimi Komite bulunur. Daimi komitenin başkanı, devletinde başkanıdır.

19. yüzyılın ekonomik çöküşü çoktan atlatan Çin, ABD’den sonra dünyanın en zengin ülkesi konumuna geldi ve ülkede kişi başına düşen refah düzeyini artırdı. Dahası Çin, büyük yatırımların yapıldığı AR-GE harcamalarında ABD’den sonra ikinci ülke haline geldi. Çin hızlı bir yükseliş yaşarken, sağlık, eğitim, sanayi, askeri ve imar bakımından büyük gelişmeler gösterdi. Geçmişte kara yolu, teren yolu, elektrik ve iletişim ağlarını güçlendiren Çin, yapı teknolojisine odaklandı ve ülkede iki yapay ada inşa etti. Özellikle son günlerde yaşanan Korana virüsü salgınına karşı aldığı bir dizi önlemler ve on gün içerisinde inşa etiği hastane niteliğine sahip sağlık merkezi, Çin’in sosyal mimari de ne denli geliştiğini gösterdi.

Çin yaklaşık 1.4 milyar nüfusa sahip bir ülke. Uzmanlar, Çin’in küresel dünyanın belirleyici bir ülke olmasını ve ekonomik yükselişinin sebeplerinin başında nüfus yoğunluğunun bir avantaj olarak, başarılı şekilde iş ve istihdama dönüştürülmesine bağlı olduğunu belirtiyor. Küresel ekonominin büyük ağırlığını oluşturan ülke, üretici ve ihracatçı olmasının yanı sıra kendine ait bir tüketim kültürüne sahip. Çin’in hali hazırda oluşan bu tüketim kültürü dolayısıyla ülkede yabancı yatırımın artmasını ve sanayinin gelişmesini sağladı. Ayrıca ülkede sosyal imar faaliyetleri, güçlü iletişim ve ulaşım ağı teknolojik gelişmeleri hızlandırdı. Öyle ki dünyanın silikon vadisi olarak anılan Shanzai, hem dünyanın elektronik çöplüğü hem de elektronik malzemelerin üretildiği merkezi haline geldi. Üstelik dünyanın 20 teknoloji şirketinin 9’u Çin’e ait. Uzay bilimlerinde ve uydu alanında önemli gelişmelere imza atan Çin’in gelecekteki ideali, uzayda bir üs kurabilmek.

Çin’in bu ekonomik yükselişinin yeni teknolojik gelişmeler ile devam edeceğini söyleyenlerin yanı sıra, kendine özgü oluşturduğu ekonomik sıçrayışın bir duraklama yaşayacağını ileri sürenler var. Küresel ağın belirleyici ülkelerinden biri olan Çin’in gelecekteki durumu, tutumu ve akıbeti için şimdilik net bir şeyler söylemek mümkün değil. Fakat Sanayi devriminin sunduğu yenidünyanın artık Korana virüsüyle değişeceği gerçeğini ve Çin’in bu noktada üstlendiği rolü göz ardı etmemek gerekiyor. Nitekim dünya ekonomisinin nabzını tutan Çin’in Korana virüsü salgınında iyileşme süreci, dünya ülkeleri tarafından endişeli bir şeklide takip edildi. Başka bir değişle, Çin’in ekonomik bir bunalım yaşaması, tüm dünyayı korkuttu. Bu dönemde yaşanan ABD – Çin politik ilişkileri dünya siyasi ilişkilerini ve barışını nereye taşıyacak, önümüzde ki süreç bunu belirleyeceğe benziyor.