fbpx KADER/KISMET | Mamak Havadis

KADER/KISMET

Kader deyip geçme bak ne diyor sırrın sahibi; “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.” ( İsra: 13 )

Kaderini seç, kaderini sev ama unutma ki son sözü hep alın yazısı söyler unutma.
Çünkü kalbin atışı, kaderin sesidir…
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Eğer yol ayrımında doğru yolu seçemediyseniz üzülüp gözyaşı dökmeyiniz çünkü ‘Kader;’ iki kardeşin oynarken kurdukları hayalleri bile gerçeğe dönüştürüyorsa, sizin gözyaşlarınızla kurduğunuz hayalleri niçin gerçeğe dönüştürmesin?

Kader konusu, üzerinde en fazla tartışılan konulardan birisidir. Ancak ne kadar tartışılsa dahi kesin yargılara varmak mümkün değildir. İnsan aklı kaderi anlayacak kapasitede değildir. Bu yüzden bazı şeylere direk iman etmek gerekir. İnsanların en büyük yanılgısı ”Allah böyle yazdıysa benim ne suçum var?” gibi söylemlerdir. Çünkü yaşadığımız bir olayı Allah yazdığı için yaşamıyoruz. Aksine Allah bildiği için yazıyor ve biz de zamanı geldiğinde onu yaşıyoruz.

Allah’ın ilmi sonsuzdur. O ne zaman ne olacağını, hangi işin nasıl sonuçlanacağını çok iyi bilir. Allah gaybı yani geleceği bilir. Onun dışında gaybı yani geleceği bilen herhangi bir varlık yoktur. Allah’ın sonsuz ilmine inanan bir Müslüman, kaza ve kadere de iman etmeli, onu asla inkâr etmemelidir.

Buna rağmen aklım yine de düşüncelerime hâkim kılıyor ve her şeyi “kader, kısmet, hayırlısı” diyerek geçiştirmenin çok da doğru olmadığın düşünüyorum, düşünenlerdenim çünkü hür irademize bırakıldığımız bu madde dünyasında aklımızla seçimleri bizler yapıyoruz.
İnsan, kendi kaderini kendisi yaratır. Şans denilen şey, doğru zamanda doğru yerde olmaktır.
Talih, senin hayata kattıklarından sana dönendir.

Kısmet, hayattan alacağın pay için yaptıklarındır. İnsanoğlunun başına bir felaket gelince; “Alın yazısı! Kader işte! Elden ne gelir! Olacağı varmış! Felek, kara talih, kara yazı, kader, kısmet, nasip!” gibi kavramların arkasına sığınır, kendini teselli eder, hatalarını görmek istemez, iradesini yok sayar ve böylece sorumluluktan kaçmaya çalışır.

Kader evrende olacak durumların nasıl olacağı gibi bilgileri Yüce Allah'ın önceden bilip görmesidir. Allah biz kullarının her zaman ne yapacağını bilir. Biz bunu bildiğimiz halde zamanımızı hayatımızı genellikle dünyalık işlerle vakit harcıyoruz.
Vakit kavramı bizim için ne kadar önemli ise kaderimizde ama Allah için zaman hiçbir zaman yoktur. Kader denilen şey tek bir an olarak bilinir. Bizim nefes aldığımız her anı Allah tarafından önceden belirlenmiştir.
Biz şuan her ne durumun içindeysek ne yaşamışsak veya yaşayacaksak hepsi Allah'ın bize hayırlısı olarak gördüğü şeylerdir ve bunu için her zaman şükretmeliyiz...
Allah bize bir ömür biçti, bizi pek çok sıfat ile donattı ve bizi özgür bıraktı. Verdiği aklı, zekâyı, irade ve yaratma gücünü kullanarak o ömrün için en iyi şekilde doldurmamızı istedi.

Yaşamımızın içini bizler kendi özgür irademiz ile dolduruyoruz. Hayatımız bizim tercihlerimizin ve çabalarımızın bir sonucu. Attığımız adımlar ve verdiğimiz kararlar yaşamımızı belirliyor.
Bana göre hayat tercihlerden ibarettir. Yanlış atılan her adım, yanlış verilen her karar bizi bir çıkmaza sürüklerken, doğru atılan her adım ve doğru verilen her karar bizi mutluluğa götürüyor.

İnsan olarak yapımız gereği her zaman ideal olanı isteriz. Kafamızda yarattığımız ideal olana ulaşma tutkusu hayalci bir yaklaşım benimsememizi sağlar. Gözümüzde büyüttüğümüz gerçeklikten uzak bu hayaller zaman zaman realitede olanları görmemize engel teşkil eder. Oysa kaderimizde ne yazıyorsa başımıza o gelecektir. Elbette irademizle kaderimizi kendimiz belirleyeceğizdir ama düzenin işleyişinde etkisi olan ilahi gücün etkisiyle kader şekillenir ve önümüze gelir. Ve hiçbir zaman ideal olana ulaşamayacağız. Ulaşacaklarımızda hep bir kusur bulacağız. İdeal olan kafamızın içinde bir yerde kalacak.

“Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” der kutsal kitabımız. Elbette alın yazımız var ama kader, bizi sonunda olmamız gereken yere götürene kadar çıkan tüm kavşakların seçimi elimizdedir. Hiçbir çaba göstermeden oturduğumuz yerden her olana kader demek tembelliğimizden başka bir şey değil. Sıra dinî meselelere gelince bunları hep “kadere” havale ederler. Hiç şüphesiz bütün bunların sebebi, hakikat onlara ağır geldiği ve sorumluluk almaktan kaçtıkları içindir. Çünkü dinî konularla alakalı tembellik onların işlerine gelmektedir. Hakiki bir tevekkül inancı yerine sözde bir tevekkülle kurtulacaklarını zannetmektedirler.

Mehmet Harmancı ’ya göre, belki de bunu en güzel şekliyle Sezai Karakoç’un şu satırlarında bulabiliriz: “İslam’da kör ve mahkûm edici alınyazısı anlayışı söz konusu değildir.
Yaşananlar bir irade imtihanı, gönül imtihanıdır” (Yitik Cennet, s. 55).

Şems-i Tebrizî’ye atfedilen, “efrâdını câmi ve ağyârını mâni” türünden olacak şu cümlelerle bu günkü yazımı noktalayalım:
Kader, “hayatımızın önceden belli olması” demek değildir.
Bu nedenle, “ne yapalım, kaderim böyle” diyerek boyun bükmek cehâlet göstergesidir. Kader, yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir; ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse; ne hayatına hâkimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin... Çünkü çaresizsen çare sensin…

“Kırma dostun kalbini; Onaracak ustası yok. Soldurma gönül çiçeğini; Sulamaya ibrik yok. “
Ne demiş bakın bu konuda 'Yunus Emre:' “Elif okuduk ötürü Pazar eyledik götürü Yaratılmışı hoş gördük Yaratandan ötürü.”

Dünyanın evrendeki kalan ömrü geçmiş ömründen azdır. İnsanında öyledir geçmiş ömrü gelecek ömründen fazladır.
Madem böyle ise gelin şu üç günlük dünyada sevelim sevilelim hayat sevince güzel ve diyelim her bir son cümlede; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir…

Ve bu gece kurtuluş, af ve arınma anlamlarına gelen Berat Kandilini idrak edeceğiz değerli dostlarım…
Ramazan ayının habercisi, af, mağfiret ve kurtuluş gecesi Berat Kandili ‘ni idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Berat Kandilinizi tebrik ediyor, bu gecenin ülkemize ve tüm İslâm âlemine hayır, bereket ve huzur getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyâz ediyorum…

Her sabah Rabbimize dua etmeyi unutmayalım. Çünkü Allah bizi uyandırmayı unutmadı. Yaşadığımız her anın kıymetini bilelim, yeni günün ışıklarıyla sıkıntılarınız gece karanlığı gibi geride kalsın, gününüz sağlıklı, huzurlu, aydın, mutlu ve sevgiyle dolu geçsin…

Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Allah bizleri affedip ellerimizi dergâhından boş çevirmeyip hepimizin dualarını kabul etsin.
Selam ve dua ile Allah"a emanet olun her şey gönlünüzce olsun…
Evet dostlarım bu günlük benden bu kadar…
Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet olsun…

07.04.2020