fbpx KORONA VİRUSU YENECEĞİZ, | Mamak Havadis

KORONA VİRUSU YENECEĞİZ,

Korona Virus, ilk kez dünyada Çin’ in Wuhan eyaletinde görülen, oradan da İtalya ve tüm dünya ülkelerine yayılan (Pandemik), yani kıtaları tehdit eden yayılma eğiliminde olan, bulaşıcı bir Viral Enfeksiyon hastalıktır.

Bu konuyla ilgili yazımı 3 ay önce ki, bir köşe yazımda da bu Corona virus enfeksiyonundan detaylı olarak bahsetmiştim. Hatta biyolojik ajan olarak bazı ülkelerce Biyolojik Terörizm amacıyla kullanılmış ya da denenmiş olabileceğinden söz etmiştim. Korona Virus Enfeksiyonunu daha iyi anlayabilmek için öncelikle, bu enfeksiyona sebebiyet veren virusun özelliklerini ifade etmek gerekmektedir.  Corona virüsler yapı olarak; tek zincirli, pozitif polariteli, zarflı RNA virüsleridir. Pozitif polariteli oldukları için RNA'ya bağımlı RNA polimeraz enzimi içermezler, ancak genomlarında bu enzimi kodlarlar. Yüzeylerinde çubuksu uzantıları vardır. Bu çıkıntıların Latince'deki “corona”, yani “taç” anlamından yola çıkılarak, bu virüslere Coronavirus (taçlı virüs) adı verilmiştir.

Coronaviruslar, Coronaviridae ailesi içinde yer alırlar. Zarflı ve tek sarmallı yapıya sahip RNA virüsleridir, başlıca dört tür olarak sınıflandırılırlar. Bunlar Alfa, Beta, Gama ve Delta Corona virüsler olarak adlandırılmaktadır. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler. Virus, yabani ve evcil hayvanlarda görülebilmektedir. Ancak bu virusun sebep olduğu ölümcül hastalıkla daha önce karşılaşılmamış olduğu için hastalık etkeninin insandan hayvana, hayvandan da insana bulaşabileceğine dair kesin ve net şekilde kanıtlar, bulgular bulunmamaktadır. Corona Virusun sebep olduğu hastalıklar;  basit soğuk algınlığından ciddi Akut Solunum Sendromuna SARS’a kadar değişkenlik gösterebilmektedir. Bunun yanında bronşit, zatürre v.s. enfeksiyonlara da sebebiyet vermektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde respiratuar (solunum), enterik (bağırsak), hepatik (karaciğer), nefrotik (böbrek) ve nörolojik (sinir) tutulumlarıyla seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. Bu klinik tablolar müstakilen tek başına görülebilirken, komplike yani birkaç organ ve sistem tutulumuyla da seyreden daha ağır ve vahim pronoz (seyir) da gösterebilmektedir.

Ülkemizde sadece bu sağlık konusunun yoğun bir gündem konusu oluşturduğu çok zor bir süreçten geçmekteyiz. Ülkemizde siyaset, ekonomi, sanayi, üretim, ziraat, hayvancılık, askerlik, inşaat v.s. hiçbir şey konuşulmamaktadır. Tamamen konumuz Halk ve Ülke Sağlığı halinde seyretmektedir. Toplumumuzun Sağlığı en üst seviyede korunmaya takip ve kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Ülkemiz şu an içerisinde bulunduğu bu süreçten en kıs sure içerisinde çıkmaya çalışmaktadır. Devletimizin ilgili kademesindeki görevli kişiler ve Sağlık Bakanı tarafından sürekli bilgilendirmeler ve uyarılar yapılmaktadır. Hastalığın yayılması, seyri ve test yapılmasına ilişkin bilgilendirmeler yapılmaktadır.

COVİD-19, şeklinde bazı yerlerde yapılan bilgilendirmelerde Corona Virus Enfeksiyonu etkeninin 2019 yılında tespit edilen tipi anlaşılmaktadır. Bu virüs başta enfeksiyon etkenini taşıyan kişilerle temasla ve solunum yoluyla geçebileceği gibi hapşırma yoluyla oluşan asılı halde bulunan damlacıkların alınmasıyla da olabileceği bilinmektedir. Ancak bu virüs ve yaymış olduğu bulaşıcı salgın şeklinde seyreden enfeksiyon hakkında bilim dünyasının elindeki bilgilerin hepsi ispatlanmış ve kesin bilgiler değildir.

COVİD-19, yüksek ateş, kuru öksürük ve nefes almada zorluk solunum yolları sıkıntısı gibi belirtilere sebebiyet vermektedir. Bu belirtilerin biri veya birkaçı görülmesi halinde hemen kendimizi izole edip diğer kişilere bulaştırma riskini ortadan kaldırarak, en yakın sağlık kuruluşuna maske takmak ve enfeksiyon yayılma zincirini kırarak müracaat etmeliyiz. Hastalık esnasında görülen belirtiler tabii ki sadece bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Bitkinlik, yorgunluk, kırgınlık, kusma, ishal, titreme, boğaz ağrısı ve baş ağrısı gibi genellikle enfeksiyonlar da görülen genel belirtileri de gösterebilmektedir.

İçerisinde bulunduğumuz şu zor şartlar altında en önemli ve hassas konu, başta sağlık çalışanları ve konuyla ilgili yetkili kişilerin çağrılarına tereddütsüz ve harfiyyen uyacağız. Çok zorunlu olmadıkça evden dışarı çıkmayacağız. Ben bu hastalığın risk grubu içerisinde değilim gibi yanlış düşüncelerle rahat hareket içerisinde bulunmayacağız. Ülkemizde 2 günlük bir bebeğin Corona Enfeksiyonu ile enfekte olduğunu, İran ve İspanyada 2,5 ve 6 yaşında çocuk ölümlerinin olduğunu unutmayacağız. Çünkü bu virüs daha kendisini insanlara ve bilim dünyasına tanıtmadı. Bilim insanları, olanca çaba ve gayret sarf ederek bu olayın şifrelerini çözmeye çalışmaktalar. Dünyamızda ve ülkemizde pek çok sağlık çalışanı bu enfeksiyon sebebiyle birinci derece olarak, risk ve tehdit altındadır. Hayatları pahasına insanlığa ve topluma hizmet etmeye çalışmaktalar. Dünyada ve ülkemizde de şu ana kadar çok hekim bu enfeksiyon sebebiyle hayatlarını kaybettiler. Bende bir hekim olarak, bu olaylardan hastalığın vermiş olduğu tahribattan büyük üzüntü duymaktayım.  

Bu enfeksiyonun en önemli hususu bulaşmanın önüne geçilmesi, önlemlerin harfiyyen uygulanmasıdır. Enfekte kişilerden uzak durmalıyız, sokağa mümkün olduğunca çıkmamalıyız, çıkılması zorunlu olması hallerinde de gerekli ve zorunlu sağlık tedbirlerini almalıyız. Kişisel ve Genel Hijyen tedbirlerine kesinlikle uymalıyız. Sağlıklı ve dengeli halde beslenmeliyiz. Ellerimizi sık sık sabunla en az 20 saniye boyunca yıkamalıyız, bulunduğumuz ortamı sık sık havalandırarak hava sirkülasyonunu sağlamalıyız. Bazen sosyal medya hesaplarından pek çok kişi tarafından, yalan yanlış yayımlanan bilgi mahiyetinde olmayan sansasyonel duyurulara fazla itibar etmeyelim. Moral ve motivasyonumuzu çok yüksek tutalım, stress, sıkıntı ve psikolojik gerginliklerden uzak olalım.

Ben hayatım boyunca hiçbir mücadelede pes etmedim. Hatta şartlar çok kötü ve içerisinden çıkılması imkânsız olsa bile mutlaka başaracağım azim ve iradesiyle savaştım. Mücadelelerden hep azim ve kararlılığım sayesinde başarılı olarak çıktım. Milletimizin de tarih sayfasındaki her mücadeleyi kazandığı gibi bunu da kazanacağından hiç şüphem yoktur. Türk Milleti çok mücadeleci ve büyük bir millettir. Yeter ki, AKLIN, VİCANIN ve BİLİM’ in yol gösterdiği, hatta emrettiği şekilde ön yargısız ve SAĞDUYULU davranalım. Dünya Nüfusunu acımasızca katleden bu biyolojik silah, nasıl ki her gün evrimleşmek ve mutasyon geçirmek suretiyle yeni kimlik kazanıyorsa, kazanmış olduğu bu yeni kimlik alacağımız tedbirlerle, aşı ve ilaç üretimleriyle, virüs mutasyonunun olumlu (pozitif) yönde mutasyon geçirmesiyle çok kısa bir süre içerisinde yok olarak insanlık ve bilim dünyası bu virüs savaşını kazanacak inancını taşımaktayım.

Yeter ki,  Salgını ve Bulaşıcılığı Kontrol edelim, EVDE KALALIM. Bunları yapmadığımız takdirde hastalık kendi kendine yok olmaz, mücadelesiz hiçbir savaş kazanılmaz. Bu duygularla tüm ülkem insanına ve dünya insanına bilim dünyasına hastalıklardan uzak neşeli, mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler, mutlu yarınlar diliyorum.