fbpx KORONAVİRÜS’ ÜN DÜNYADAKİ SAFLAŞMASI | Mamak Havadis

KORONAVİRÜS’ ÜN DÜNYADAKİ SAFLAŞMASI

SINIFI GEÇEN SİSTEM, SINIFTA KALAN SİSTEM

1

COVİD- 19 ile insanlığın sağlığı dünyanın merkezine oturdu. Dünyamız ise yeniden şekillenmeye hızla devam ediyor. Siyasi, ekonomik ve kültürel saflaşma giderek belirginleşiyor. Yıllardır süregelen liberal sistemle, kamucu sistem arasındaki saflaşma netleşiyor. Eskiden pratikten çıkan bir teori vardı. “Ya savaşlar devrime yol açar, ya devrim savaşı önler” Geçmişteki toplumsal devrimler, ya savaşlar sonucu ya da ekonomik ve sosyal patlamalar sonucu gerçekleşmiştir. Nitekim 1. ve 2. dünya savaşı sonucunda, dünyada bir dizi ülke milli demokratik devrimini gerçekleştirdi. Bizim kurtuluş savaşımız’ da bu süreç’ te gerçekleşti. Yani toplumsal mücadelelerde belli süreçler, dönemeçler, olaylar, sınıf mücadeleleri birbiriyle mücadele içindedir. Bu mücadeleler belli dönemlerde keskinleşir ve berraklık kazanır. 

Bunun konumuzla ilgisi nedir ?
Yukarıda bahsettiğimiz saflaşma zaten vardı. Ancak COVİD- 19 bu süreci hızlandırdı ve daha belirgin hale getirdi. İnsanlık sorununun belki’ de en önemlisi olan sağlık dersinde, sınıfta kalan devletler var sınıfı geçen devletler var. Ya da şöyle de söyleyebiliriz. Sınıf’ ta kalan sistem, sınıf’ ı geçen sistem. Liberal sınıfın iflas ettiğini, insanlığa ve topluma yıkımdan başka bir çözümü sunmadığını göstermiş oldu. Liberalizmin “ ideologları” bile liberalizmi tartışmaya ve sorgulamaya başladı.
Liberalizmin merkezi olan ABD- İngiltere- Almanya- Fransa başta olmak üzere, bu süreçte KAMUCU ve DEVLETÇİ uygulamalara giriştiler. Merkezi sağlık kuruluşlarının zayıf olduğunu, birçok özel sağlık kuruluşlarını devletleştireceklerini itiraf ettiler. Pratik şunu gösterdi. Kapitalist ve emperyalist sistemin merkezi can çekişiyor. O “büyük patron ABD” artık yok. Kendi başının çaresine bakmaktan bile aciz. AB ülkeleri’ de aynı durumda. Liberalizm’ in” Gemisini kurtaran kaptan” felsefesi çatırdıyor. Ama kendi gemilerini’ de kurtaramayacaklar. Birbirlerine sahip çıkamadılar.
Toplumculuk, insanlık, sağlıklı yaşam, yardımlaşma, paylaşma, mutluluk gibi değer yargılar dersinde, liberal sistemin sınıfta kaldığını insanlık yaşayarak gördü. İngiltere yaşlı nüfus’ u gözden çıkararak “ sürü bağışıklık” açıklamasıyla, aslında canavarlığını itiraf etti.
Önümüzdeki süreçte artık liberalizm bu ülkeleri zor yönetecek. Kamuculuk damgasını vuracak. Bu süreç Avrupa’ da yeni toplumsal mücadele dönemi başlayabilir.

Peki bunun karşısında gelişen ve insanlığa damgasını vuran nedir?
 Hatta insanlık ve toplumculuk uğruna, can çekişen liberalizm’ in imdadına yetişen kimdir?
Burada’ da yine pratik devreye giriyor. Sosyalist sistemle, ağırlıklı Kamucu ve Devlet eliyle yönetilen ÇİN dünyaya örnek oldu. İlk COVİD- 19 un merkezi olmasına rağmen, 3 aylık kısa sürede kontrol altına aldı ve hayat normal’ e dönmeye başladı. Toplumun çıkarını esas aldı, disiplin içinde hareket etti. Seferberlik ilan etti. Bütün olanaklarını insanlığın hizmetine soktu. Bu’ da yetmedi Avrupa dahil birçok ülkeye yardım ediyor. COVİD- 19 tedavisinde önemli çalışmaları var.
Küba ve Venezuella yine sosyalist sistem’ le yönetiliyor. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeye büyük yardımlarda bulundular. 
Sosyalist sistemle yönetilmeyen, ancak kamu ağırlıklı, bağımsız devlet anlayışıyla hareket eden birçok ülkeyi’ de kendi ülkelerinde esas olarak başarılı mücadele ediyor.
Özetle önümüzdeki dönem; kamuculuk’ mu, liberalizm’ mi sorusu dünyanın merkezine oturacaktır.

Türkiye’ ye gelince, 
Özellikle 12 Eylül 1980 darbesiyle emperyalizmin dayattığı liberal sistem, Türkiye’ de dikiş tutmamaya başladı. Liberal sistemin krizi öteden beri vardı. Vatan partisi bu krizi önceden görmüş ve çözüm programını dört maddede özetlemişti. 1- Gıda güvenliği, 2- Güvenliğin güvenliği, 3- Sağlık güvenliği, 4- Eğitim güvenliği
. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri’ de yer, yer istihdam ve yatırımdan bahsediyorlardı. Ancak, somut bir adım yoktu. 
Türkiye CORİN- 19 la mücadelede sınıfı geçen devletler safındadır. Kamucu ve toplumcu bir yönelişe girmiştir. Türkiye’ yi kimse bu yönelişten alı koyamaz.  İleride gelişmeler ne olacak? başarı oranımız ne aşamada olacak bu ayrı. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti devleti esas olarak doğru bir yol izliyor. Başta sağlık bakanımız ve bütün sağlık ordumuzu kutluyoruz. 
Devlet ve millet olarak bu badireyi’ de atlatacağımızdan umudumuz tamdır.
Şimdi, devleti ve milleti daha büyük başarılara götürecek, 19 Mayıs’ ta Samsun bandırma vapuru önündeki
“ TÜRKİYE İTTİFAKI” nı kurma zamanıdır. 

Bir çift sözümüz’ de bozguncu ve fesatçılara;
Her mücadele dönemlerinde olduğu gibi, bu dönemde’ de ABD beslemeli bozguncular, vatansızlar, FETÖ- ve PKK propagandacıları işbaşında. Bu mücadeleyi zaafa uğratmak için, sosyal medya aracılığıyla kara propaganda yapmaktadırlar.
Vatandaşlarımız kesinlikle bunlara itibar etmeyecek. Hevesleri kursaklarında kalacak.
Bu mücadeleden Türkiye zaferle çıkacak.