fbpx Küçük Şeyler | Mamak Havadis

Küçük Şeyler

Belli bir yaşı aştıktan sonra, daha az konuşup, daha çok susuyor, geçmiş günlerin, dumanlı hatıralarında demlenmeye başlıyor insan. Bazen, bir şarkı sözü tetikliyor belki de uykuya yatmış anıları... İçini acıtsa da çoğu zaman, bir yıldan diğerine sek sek oynar gibi zıplayıveriyor düşünceler... Ama acı, ama tatlı yaşanmışlıklar, seriliyor önüne bir bir ve solgun siluetler podyuma çıkıyor hafızanın dehlizlerinden,modası çoktan geçmiş tozlu kıyafetleriyle...

Eski fotoğraflara bakıyorsun, o günlerden kim var yanında şimdi diye... Kimi öte aleme göç etmiş, kimi uzaklara gitmiş, kimileri de gönülden düşüp gidivermiş. Başlıyor bir hesaplaşma, muhasebe... Geçmiş, bugün ve gelecek. Acaba bugünden yarına kimler kalacak? Kim gerçek, kim ne kadar doğru, kim yalan, kimler sahte? Sonuçta hep kendine kalıyor ya insan!
     Bir zamanlar, içinde deli gibi atan, o bir yerlere gitme isteği de köreliyor zamanla... Örselenen heveslerinle beraber, ayaklarından prangaları, kollarından kelepçeleri çıkaramayacağını geç de olsa anlıyorsun. Teslim olup, daha bir sıkı tutunuyorsun çaresizliğine...
     Telaşsız bir vapur seyahatinde, uçan martıların kanatlarında, yaşama sevincini görür gibi oluyorsun o kısacık bir anda ve belli belirsiz... Mutluluk görülebilen, duyulabilen ya da varılan bir hedef değil çünkü. YA DA alınan , satılan, elinde tutulan, el değiştiren, takas edilen bir şey değil. Geçen yılların içinden süzülüp kalan en bilge deneyim de bu oluyor insana... KÜÇÜK ŞEYLER' den "mutlu " olmayı öğreniyorsun...