fbpx MİNA URGAN | Mamak Havadis

MİNA URGAN

İngiliz dili ve edebiyatı profesörü, , değerli bir filolog, Balzac, Aldous Huxley, Graham Greene, William Golding, John Galsworthy ve Shakespeare’in eserlerini edebiyatımıza kazandırmış bir çeviri duayeni, ünlü şair Cahir Irgat’ın eşi, oyuncu Zeynep Irgat ile şair sinema yazarı Mustafa Irgat'ın annesi. Atatürk’le vals yapmıştır. Edip Cansever’le balığa çıkmıştır. Halide Edip Adıvar’a asistanlık yapmıştır. Sait Faik Abasıyanık’la rakı içmiştir. Abidin Dino’yla sabahlara kadar sohbet etmiştir. Berna Moran’la oyunlar oynamıştır. Vedat Günyol’la sıkı dost olmuş, Aydın Boysan’la hatıralar biriktirmiştir. 

Yüzlerce kimliğe sahip bu değerli şahsiyet, “Bir dinozorun anıları” ile, “Bir dinazorun gezileri” adlı kitapların yazarı , şahsına münhasır bir kişilik olan Mina Urgandır. Kimliğindeki sayfalar dolusu sıfatlar benim için elbette değerlidir ama asıl beni çeken meziyeti, samimi dilidir. Kimi zaman kahkahalar atmama, kimi zamansa gözlerime yaşlar dolmasına neden olan samimiyeti karşısında içimden gelen tek his, keşke karşımda olsa da , ona sıkı sıkı sarılsam hissidir. Bu duyguyu şu ana kadar okuduğum hiçbir kitapta hissetmediğimi söylemem bir abartı olmaz sanırım. 

Herhangi bir edebi bir kaygı taşımadan, hayatını dürüstçe aktardığı, şu ana kadar 84 baskı yaparak, en çok satanlar listesine giren 1998 yılında yazdığı “ Bir dinozorun anıları “ adlı kitap, bilge bir bakış açısıyla yaşanmış hayatının kitabıdır. 83 yıllık hayatını kendisiyle dalga geçen bir dille, düzenin bozukluğunu bazen kızgın, bazen de kara komedi tarzında aktardığı kitap, bence başucu kitabı olması gereken kitaplardan birisidir. "Benim gibi bir koca karının hayatını kim merak eder ki" çekincesiyle kaleme aldığı “Bir Dinozorun Anıları” başta kendisi olmak üzere herkesi şaşırtarak yüzbinlerce okura ulaşmış, kitabının bu kadar çok satması karşısında da “Acaba bir şeyleri yanlış mı yaptım?” kaygısını ise ölene kadar yaşamıştır. 

Alabildiğine alçakgönüllü, ufak tefek, sürekli sigara içen, sözünü sakınmadan komünist ve ateist olduğunu söyleyebilen bir İngiliz edebiyatı profesörünün özellikle kendiyle alay etmeyi ihmal etmeden ve hemen hemen her satıra sindirilmiş yaşama sevinciyle kaleme aldığı anı ve tanıklıklarının içtenliği her kesimden okurun çok büyük ilgisiyle karşılandı. 

Birçok kadının aksine hiçbir zaman estetik kaygısı olmadı. Her ne ise o olmaktan vazgeçmediği için de çok sevildi. Argo diline, sürekli içtiği sigaraya, erkeksi ses tonuna rağmen, her zaman dikkat çekmeyi başaran bir kadın figürü olarak herkesi şaşırttı. Necip Fazıl Kısakürek’in “Sen solcusun, sivri fikirlerin var. Nasılsa seni bir gün asacaklar. Onun için soyadın ‘Urgan’ olsun” dediği için Urgan soyadını alması bile hayatı nasıl yaşadığının bir kanıtıdır. 

Önemli bir şahsiyet olan Mina Urgan’ı tanımanızı önemle tavsiye ederim. 2000 yılında kaybettiğimiz bu tatlı kaçık yazarı tanımaktan hiç pişman olmayacak, tam aksine, büyük bir katılıkla yaşadığınız hayatınızı yumuşatmanıza neden olacağı için çok ama çok seveceksiniz.