fbpx ŞANLI URFA’DAN BİR KAHRAMANLIK HİKAYESİ: Mustafa DİŞLİ.  | Mamak Havadis

ŞANLI URFA’DAN BİR KAHRAMANLIK HİKAYESİ: Mustafa DİŞLİ. 

1

Sunay AKIN’nın ,KAFA DERGİSİ Nisan sayısın da yazmasıyla birçoğumuzun  unuttuğu,birçoğumuzun adını bile bilmediği Mustafa DİŞLİ ‘yi tekrar hatırlama yada öğrenme şansımız oldu. 

Urfa'nın ilk kadın terzisi olan Mustafa Dişli(1926-1985), tek geçim kaynağı olan dikiş makinesini satarak, parasıyla Ankara’ya giden otobüse bilet alır. Mola sirasında bir şişe suyun içine biraz ilaç katar. Başbakan'ın karşısına çıktiğında şişeyi uzatır ve şairliğini de kullanarak başlar konuşmaya:
"Size Urfalıların gözyaşını getirdim. 
Size çeşme başında su almak için birbiriyle dövüşen bacıların gözyaşını getirdim.
Size suyu bekleyen cenaze sahiplerinin gözyaşını getirdim. 
Size akşam evinde yemek pişirmek için su bekleyen anaların gözyaşını getirdim.”
Toplantı sona erdiğinde Mustafa’nın yüzü gülmektedir. İstediğini başarmış,Urfa'nın içme suyu projesi için Başbakan'ın sözünü almıştır. Bu, Terzi Mustafa'nın ilk eylemi de değildir. Adana'da öğretmen okuluna gittiği dönemde, Milli Eğitim Bakanı Hasan Áli Yücel'in Urfa'ya geleceğini duyunca,trenin geçeceği yollara şu pankarti asar."7000 yıllık Urfa'ya bir lise açmadan dönme." Bununla da kalmaz.Hasan Ali Yücel'in ziyaret esnasında dinlenmek için uğradığı kahvelerdeki fincanlara, çay bardaklarına "Urfa'ya lise istiyoruz" diye yazar. İbrahim Tatlises'in "Oxford vardi da biz mi gitmedik?" dediği Urfa'ya ilk liseyi açtırtan Mustafa Dişli'dir. 
Şanlıurfa Inci Sineması o akşam, Terzi Mustafa ceketinin yakasındaki bir toplu iğneyi çıkarıp havaya atsa yere düşmeyecek kadar kalabalıktır. Urfaliların yoğun ilgi gösterdiği, gazeteci Savaş Ay'ında annesi olan ünlü şarkıcı Şükran Ay'dir. Gecenin sunuculuğunu yapan Mustafa Dişli, yeteneğine güvendiği Urfalı bir gence bir yolunu bulup tūrkü söylemesi için yer açar proğramda. Mikrofonu eline alıp "işte karşınızda İbrahim" der ve orada kalır, sözün gerisini getiremez. Perdenin arkasındaki genç adama döner, "Soyadın neydi senin?" "Tatlı" yanıtını alınca, salonda şu ses duyulur: Karşınızda İbrahim TATLISES! Evet, bir dönemin çok dinlenen türkücüsüne adını veren de Mustafa Dişli'dir. Kendini Urfa ve Urfalılara hizmete adayan kentin ilk kadın terzisi Mustafa, Ibrahim TATLISES'i Ankara'ya götürerek sahneye çıkarır. Yine gelecekte başanlı olacağına inandığı bir genç türkücüyü de Ankara'ya götürdüğü için ibrahim Tatlıses'le arası açılır. O genç türkücü de Mahmut olarak ünlenir.
Şanlıurfa denilince akıllara gelen tarihi mekanların başında Balıklı Göl gelir. Mustafa Dişli'nin en çok göründüğü yerlerden biri de bu havuzun kıyısıdır. Hayır, bir gölgeye oturmuş balıkları seyretmemektedir! Tam tersi, ayaktadır ve havuza doğru yüksek sesle konuşmaktadır. Balıklı Göl'de çalıştırdığı su topu takımı ve yüzücüler, yedi altın madalya kazandırır denizin olmadığı Şanlrurfa'ya. Spor alanında kentine sadece su topu ve yüzme alanlarında hizmet etmez Mustafa Dişli. Urfaspor'u kurar ve takımin renklerinin sarı-yeşil olmasına karar verir, logoyu tasarlar. Futbol hakemliği de yapan Dişli,”Birezilya,Urfa maç yapsa hakem ben olsam Urfa kazanır” diyerek kentine sevgisini dile getirir.
Mustafa Dişli'nin yönettiği maçlar, ülkemizde futbol tarihinin en renkli karşılaşmaları olur.
Şanlıurfa'da çıkan 26 Kasım 1962 tarihli Demokrat Türkiye gazetesinin spor sayfasında yer alan, Uyanışspor ve Gençlikspor maçının haberini okuyoruz: Uyanışlı Mustafa'nın rakip kaleci Beder’i öpmesi ve Gençlikli Halil'in de Mustafa’ya yumruk atması her ikisinin de oyundan atilmalarına neden oluyor. Devrenin bitimine beş dakika kala Mustafa Dişli yan hakemi  de oyundan atıyor! Urfaspor'un bir maçında, yan ağlara giden bir topa gol düdüğü çalınca hakemlik hayatı sona erer. Olsun, umurunda bile değildir, maçı kentinin takımı kazanmıştır. Öylesine sevdalıdır ki kentine, kartvizitinde sadece şunlar yazılıdır: Mustafa Dişli/Urfa'da.

Mustafa Dişli aynı zamanda tiyatro yazarı ve oyuncudur . Kaleme aldığı "Asvalt Yolda Şaşırmışam", "Yurdum için Kore’ye Gidiyorum", "11 Nisan Urfa'nin Kurtuluşu” oyunları Şanlurfa'da ve birçok kentte oynanır. Şiirler de yazar. Şanlıurfa’ da çekilen sinema filmlerinde de roller alır. "Mezarımı Taştan Oyun da Hüseyin Peyda'yla görürüz onu. Erkek Ali’ de Eşref Kolçak'la. "Hudutların  Kanunu'nda Yılmaz Güney'ledir.” Ne acıdır ki cok sevdigi Şanlıurfa'nın işgalden kurtuluşu 11 Nisan günü, 1959 yılından sonra hayatının en karanlik günüdür. O gün, kurtuluş törenlerini sunmak görevi her yıl olduğu gibi Terzi Mustafa’ya verilir. Ateşler içinde yanan dört yaşındaki oğlunu evde bırakarak alana koşar. Geri döndüğünde oğlunu yatakta cansız yatarken bulur.  O günden sonra da kısa sürede ağarır saçlar. Dönemin belediye başkanı, Urfa'yı çevreleyen tarihi surlann güneybati yönünde olan tarihi Sultan Murat Kapısı'nı yıkacağın söyler.  Bağdat seferi dönüşü 4. Murat'ın kente girdiği kapı olarak bilinen o eserin bir gecede yıkılması üzerine Mustafa Dişli valiyi kente sahip çıkmadığı için eleştirir ve geceyi nezarette geçirir, hakarete uğrar, hırpalanır. 12 Eylül darbesinde de faşizmin karanlık hücreleriyle tanışır emekçi Mustafa. Çıkınca yokluk, yoksulluk çeker ama her zaman olduğu gibi bir terzi şıklığı ve zarafetiyle yürür sokaklarda. Hakkında kitap derleyen Abuzer Akbıyık şöyle anlatır, bu büyük Urfa aşığını: Mustafa hayattayken şanssızdı, şanssızlığı ölümünden sonra da devam etti .
 1978 yılında bir gece, sağ görüşlü teröristler bomba atarlar Mustafa Dişli'nin evine. Oğlu Yusuf Sabri yaralanır ve o gecenin mirası olan aksayan ayağıyla koşamaz, arkadaşlarının oyunlarına katılamaz bir daha.Yusuf Sabri, okulun bahçesinde 23 Nisan provalanını oturduğu yerden seyrederken babasını karşısında bulur birden. Yanında da üç tekerli bir bisiklet!. "Benim mi?" diye sorar heyecandan yutkunarak."Hayır," der Mustafa Dişli, "kiraladım, sen de bununla 23 Nisan'a katılacaksın.
Mustafa Dişli terzi dükkanının yanında bulunan marangoz arkadaşına yaptırdığı tahta at başını bisiklete monte eder. Bayram yerinde tüm Urfalılar, tören geçis esnasında Kurtuluş Savaşı süvarisi kıyafetindeki çocuğu coşkuyla alkışlar. Mustafa Dişli'nin oğlu Yusuf Sabri başında kalpağı, güneş altında parlayan üniformasıyla Vali'nin önünden geçerken kılıcını çıkarıp bağırır.”YA İSTİKLAL ,YA ÖLÜM.”Oğluna tüm gece kostüm diken Terzi Mustafa'nın uykusuz gözlerinden yaşlar akmaktadır.
Bir sonraki 23 Nisan bayramında Urfalılar, üç tekerlekli bisikletin bir vapur olup yüzdüğünü görürler. Kaptan köşkünde beyaz deniz üniformasıyla Kaptan Yusuf Sabri oturmaktadır. Mustafa Dişli Urfa'ya "Kahramanlık ünvanının verilmesi için mücadele edenlerin de başında gelir. Öyle ki kente gelen siyasiler halka hitaben yaptığı konuşmalara "Kahraman Urfalılar diyerek başlar. Tarihi kaleye "Kahraman Urfa" diye yazılır. Ama olmaz! "Kahraman" ünvanını alamayan Urfa da Mustafa Dişli adında bir kahraman yaşamıştır.

Sunay Akın sayesinde böyle bir değeri hatırlamış yada öğrenmiş olduk. 
Böylesine şehrine,doğasına,tarihine,kültürüne sahip çıkacak insanlara ne çok ihtiyacımız var. 
Böyle gönül insanlarını, böyle gençliğe model olacak insanları ne çok özledik.  Fırsatcılığın,bencilliğin,adam kayırmacılığın ,çıkarcılığın,yağmacılığın,talancılığın alıp yürüdüğü bu günlerde  yeni Mustafa Dişlilerin çıkması umuduyla diyelim. 

*Evde kal,sağlıklı kal TÜRKİYEM. 
*Karanlıklar bitecek,güneş doğacak BİRGÜN

mustafaakgul06@gmail.com