fbpx #Uzm. Psikolog Saadet Elevli | Mamak Havadis

#Uzm. Psikolog Saadet Elevli

KÜÇÜK YÜZLERDEKİ BÜYÜK HÜZÜNLER: ÇOCUKLUK  DEPRESYONU  HÜZNÜN YAŞI YOK !!

Depresyon çoğunlukla yetişkinlere özgü bir hastalık olarak bilinse de yapılan araştırmalar çocuk depresyonunun önemli bir orana sahip olduğunu göstermektedir. Çocuk depresyonunun en önemli belirtilerinden biri suçluluk duygusudur. Depresif çocuk kendini üzgün, mutsuz, neşesiz, çaresiz ve sıkıntılı hisseder. Ancak bu duygularını açıkça ifade edemeyebilir. Çünkü bu olumsuz duygularını tanımlayacak yeterli sözcük dağarcığı yoktur.

UÇAK FOBİSİ VE EMDR TERAPİSİ İLE TEDAVİSİ

Korku, kişiyi tehlikelerden koruma amacı güden,  savunma amaçlı doğal bir duygudur. Korku duygusunun en temel işlevi, kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Korku, kişiye, olası tehlikeleri işaret etmek için, kendini koruması ve yaşamsal tehditlerle ilgili önlemleri alması için bir uyarı sinyalidir. Korku duygusu kişiye şu mesajı verir: “Tehlikedesin! Kendini korumak için kaçmalı ya da savaşmalısın! Aksi taktirde, yaşamın sona erebilir!” 

DEPRESYON (ÇÖKKÜNLÜK)

   

1

               

Depresyon çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta ortaya çıkabilen, erkeklere göre kadınlarda daha fazla görülen, bazı durumlarda yaşamı tehdit eden ancak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Depresyon hayatın pek çok yanını olumsuz yönde etkiler.

Depresyon intihar riski yüksek bir hastalıktır!

İNSANIN KENDİNE OLAN AŞKI; NARSİSİZM

Kişinin kendini diğerlerinden üstün görmesi, diğerlerinden kendini farklı ve ayrıcalıklı görmesi olarak tanımlanan Narsisizm, kısaca kişinin kendine âşık olması olarak da ifade edilebilir. Her insanın diğerleri tarafından beğenilme, özel olma, takdir edilme, eşsiz ve biricik olma ihtiyacı vardır ancak, Narsist kişilikler bunu olması gerekenden çok daha fazla abartmaktadırlar. Her birimiz alsında kendi içinde eşsiz, benzersiz ve özel varlıklarız ancak, eşit ve ortak da pek çok yönlerimiz var.

HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR…

“Sosyal tembellik” kavramını, bir grup insanın azalan  sorumluluk bilinci olarak adlandırabiliriz. Bu şu demektir: Bir olay karşısında insanlar bireysel olarak var olduklarında daha fazla sorumluluk duygusuyla hareket ederlerken, grup halinde olduklarında her bir bireyin daha az sorumluluk duygusu hissetmesi ve bunun sonucunda da grubun olaylar karşısında daha pasif ve eylemsiz kalması demektir.

BOŞANMA VE ÇOCUK

Evliliğin hukuki olarak sona ermesi olarak adlandırabileceğimiz boşanmanın en olumsuz yönlerinden bir tanesi çocuklar üzerindeki etkisidir. Hangi yaşta olursa olsun, çocuklar anne babalarını mutlu görmek isterler ve ayrılığı kabullenmek istemezler. Çünkü cinsiyetleri ne olursa olsun çocuklar anne babalarına farklı ihtiyaçlarla bağlıdırlar. 

Çocuk güven duygusunu hayatının ilk yıllarında  anne babaları ile kurdukları sevgi ilişkisi ile oluştururlar. 

YAŞAMSAL BAĞLILIĞIN GÖSTERGELERİ, PENCERE ÖNÜ ÇİÇEKLERİ

            Hayata bağlılığın, insanın içindeki yaşama sevincinin, yaşama coşkusunun pek çok göstergesi var aslında, bunlardan biri de evimizdeki çiçekler, pencere önündeki küçük menekşeler ya da balkon demirlerinden sarkan küsen çiçekleri, begonyalar, karanfiller, sardunyalar, güller, nergisler…

HAYATTA KALMAK; BİR ANNE BABANIN KALBİNDEN DOĞMAK…

Bir çocuğu evlat edinme süreci anne baba için oldukça güç aşamaları içermektedir.  Evlat edinme kararı öncesinde anne babanın farklı nedenlerden kaynaklı çocuk sahibi olamamaları ve bu süreçte yaşadıkları, tedavi süreçleri, çiftlerde karşılıklı başarısızlık algıları, hayal kırıklıkları.. vb gibi. Pek çok zor aşamaları içeren bir süreçten sonra evlat edinme kararını alan çift için, hem yasal hem de psikolojik aşamaları içeren yeni bir süreç başlar… Evlat edinme kararı alan çiftlerin, beklentilerini ve isteklerini çok iyi sorgulamaları gerekmektedir.

KARANTİNA GÜNLERİ VE AİLE İÇİ ŞİDDET PAMDEMİSİ

Coronavirüs pandemisini kontrol altına alabilmek, daha fazla hayat kurtarabilmek için, insanlara “evde kal” derken, başka bir tehlikenin kapıları açıldı: Aile içi şiddet.  Karantina süreci boyunca dünyadan gelen tüm veriler, izolasyonun en çok kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti arttırdığını gösteriyor.