fbpx Türk Dilimiz ;Türkçemiz | Mamak Havadis

Türk Dilimiz ;Türkçemiz

26 Eylül 1932 yılında  ilk Türk Dili Kurultayı’nın açılışı yapılarak, Türk Dil Bayramı kabul edilen bu güzel günümüzün 87. yılını tamamlıyoruz. Kutlu olsun…

Bir ülkenin kurulması için gerekli olan 5 unsur vardır. Bunlar: Vatan, millet, bayrak, marş ve dildir. Bu 5 unsur ortak olduktan sonra, diğeri unsurlar; bu harcı bozamaz. Anayasamızın 3. maddesine bakarsak; ‘‘değişmeyen ve değiştirilmesi teklif edilemeyen unsurlar Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkentidir.’’ Bunlar ülkenin parçalanmaması, yekvücut olabilmesi için; en önemli etkendir.  

Hangi ülkeye giderseniz gidin; ister gelişmiş, ister gelişmekte olan, isterse geri kalmış ülke olsun; mutlaka bir anadili vardır. Hatta devlet kurmayan Kızıl Derililer, Eskimolar, Aborjinler….. Hepsinin ortak bir dili vardır! ‘Dil neden bu kadar önemlidir’; sorusu geliyor aklımıza… Dil; kişinin düşünce, duygu ve bilgilerini dile getirebilen, geçmiş-bugün-gelecek arasında bağ kurulmasını sağlayabilen en önemli unsurlardan birisidir. Bulunduğumuz çevreye, aileye, sosyal ortama göre farklı farklı diller ve lehçeler kullanırız. Kendi bulunduğumuz sosyal ortamdan, farklı bir ortama geçtiğimiz zaman çoğu kişi, o yörenin lehçesini pek kullanmaz ve geldiği toplumun konuşmasına ayak uydurur. Örneğin Ankara ve civarındaki memleketlerden olanlar ‘’k ‘’harfine ‘’g ‘derken, Trabzon ve civarındaki memleketlerde olanlar ‘’ı’’ harfini ‘’i’’ harfi olarak telaffuz eder ama farklı bir ortamda konuşurken, toplumun konuşmasına ayak uydurur ve harfleri doğru telaffuz ederler… Ülkemizde birçok evde Lazca, Arapça, Kütçe, Boşnakça, Arnavutça, Kırgızca… gibi 36 farklı dil konuşuluyor. Amerika’ya gidersek bu sayı 256 farklı dil çıkıyor karşımıza... Peki Amerika’da ana dil nedir? Kaç farklı dil kullanılıyor? Tabi ki; her ülkede olduğu gibi resmi tek dil; İngilizce!

 Almanya’dan örnek verelim… Almanya’da Almanlardan sonra en kalabalık topluluk Türklerdir! Evde Türkçe konuşulur ama iş yerinde, okulda, üniversitede, hastanede, havaalanında… her yerde Almanca. Düşünsenize; birisi Türkçeden başka bir dil bilmiyor, diğeri Almancadan başka bir dil bilmiyor. Nasıl devlet sektöründe işini yaptıracak? Okulda öğretmeni konuyu nasıl anlayacak ve öğrenci nasıl anlayacak? Çarşıya gidince, nasıl anlaşacak? Ülkenin anadilini bilmeyen kişiler, kendini geliştiremez ve eve kapanan, sadece tanıdıkları ile irtibat kurabilen, asosyal olurlar! 

Bizler Türkçemizin tarihini pek bilmeyiz ama Türkçemizin tarihine baktığımız zaman, aslında kökeni çok eskilere dayanır. Bizim yerimizde başka bir millet olsa, bunu övüne övüne anlatırdı…‘‘250 yıl geriye giderseniz Amerikalı bulamazsınız, 900 yıl geriye giderseniz Rus bulamazsınız 1200 yıl geriye gidin İngiliz yok. 1700 yıl geriye gidin Fransız, 2000 yıl geriye gidin Alman bulamazsınız. İnsanlık tarihinde ne kadar geriye giderseniz gidin Türk'e rastlarsınız’’ sözü bence çok anlamlı. Türk tarihi çok eski olduğu için de Türkçeyi çok eski yazıtlarda da görebiliriz. Bana en ilginç gelen Mu Adası ile ilgili yazıtlar idi…

Mustafa Kemal Atatürk’ün, o dönemde yapılan araştırmalardan, haberi oluyor ve Mu Adası diye bir adanın bulunduğunu öğreniyor. Asya kıtası ile Amerika kıtası arasında yer alan yerde Avusturalya’dan daha geniş batan ada fark ediliyor. O dönemde, buradan Asya, Afrika ve Amerika’ya göç olduğu tahmin ediliyor. Zaten Amerika keşfedildiğinde Kızılderili, İnka ve Maya tarihlerinin olması da zaten bunu göstermiyor mu? Önce Mezopotamya’da hayat başladı denilip; daha sonra Afrika’da Homo Sapiens denilmedi mi? Asıl ilginç olan, yapılan çalışmalar, kazılar ve bulunan yazıtların da Türkçe olduğunu gösteriyordu. Atatürk bunu duyunca araştırmayı yapan James Churchward’dan bilgi alıyordu. Daha sonra konunun araştırılması için Meksika’ya Tahin beyi büyükelçi olarak atadı ve araştırmalar, Türklerin, MÖ 12.000’lerde bir doğal afet sonunda Pasifik Okyanusu’nda sulara gömülen Kayıp Kıta Mu’dan, Orta Asya’ya göç ettiğini gösteriyordu. Çünkü Türkçe olduğu tahmin edilen yazıtlarla karşılaşıyorduk!!!

Osmanlı İmparatorluğu döneminde 3 kıtaya yayılmamıza karşın, herkesi inanç-dil gibi öznel değerlerinde serbest bıraktığımız için, herkes Türkçe konuşmuyordu. Oysa diğer sömürge ülkelere gidin; İspanyolca, İngilizce, Fransızca konuşturulduğunu gözlemleyeceksiniz. Birçok sömürü ülkesinin kamu kurumlarında bile, sömürü ülkelerinin dilleri konuşuyordu…  İngilizce diyoruz, biraz önce İngilizlerin tarihinin nereye kadar gittiğini yazdığım için, bir şey söylemek istemiyorum. Diğer dillerde de aynı şey geçerli… Tek soru: Aslen dünyanın her tarafına yayılmış Türkçemizi gerçekten iyi kullanabiliyor muyuz? Kendi dilimizi; değil yabancılara, okullarda kendi çocuklarımıza tam olarak öğretebiliyor muyuz? Hiç zannetmiyorum. Farklı bir ülkede vatandaş olmak istediğiniz zaman ilk değerlendirilen unsurdur; dil! Farklı nedenlerle (iş, evlilik gibi) hatta mecburi olarak (göçmen, kaçak, sığınmacı gibi) o ülkeye giden kişilerin birçoğuna da; ücretsiz özel dil dersleri veriyorlar; kendi dilleri konuşulsun diye.. Türkiye’de bulunan yabancı bir şirkete gidin… Üst düzey toplantıların tamamı, kendi dillerinde olur; ‘‘biz bu ülkeye geldik ben yönetici olarak tek yabancıyım, gittiğim yerin dilini konuşayım’’  demez! Hatta yönetici olduğu için, şirketi kendisine özel ders verip; Türkçeyi öğretmiştir ama yabancılar bilinçlidir ve dillerine sahip çıkarlar! Teknolojik ürünler, daha önce batı üretildiği için, ürünlerin üzerinde Avrupa’daki diller vardır. Oysa şu anda teknoloji Çin, Hindistan taraflarında üretim daha fazla ama bunu en iyi yapabilenler değil; en güzel sunabilenler kazanıyor dünyada…    İnsanın sahip olduklarının değerini bilebilmesidir; önemli olan… Biz gerçekten biliyor muyuz? Hiç sanmıyorum. Oysa İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Osmanlıca, Türkçe ve Arapça bilen ve birçok yabancı kitapları okumuş olan önderimiz Atatürk; dilin önemini nasıl fark etmiş! Bir fark edebilsek bu ışığı; işte o gün biz de göreceğiz; dilin anlam ve önemini!

Dünyadaki farklı ırklardan, milliyetlerden olanların seneler önce sayımı yapılıyor ve en kalabalık topluluk Türkler çıkıyor. Peki biz bunu biliyor muyuz? Basın bunu veriyor mu? ‘‘Nasıl mı’’; hep beraber bakalım… Türkiye haricinde, Türki Cumhuriyetleri olarak Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk toplulukları olarak (çoğu Rusya’nın içinde) olarak Özerk Altay Cumhuriyeti, Başkurtistan, Balkayra (Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi'nde), Çuvaşistan Cumhuriyeti (Rusya’nın ortasında), Dağıstan Cumhuriyeti, Gagavuzya, Doğu Türkistan,  Hakasya, Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti, Tataristan, Tuva, Yakutistan ve Kırım bölgesi, Çin’de Sincan-Uygur bölgesi, Şunhua Salar bölgesi… Kosova, Bosno Hersek, Karadağ gibi yerlerde de Almanya’da olduğumuz gibi, oldukça kalabalık bir kitleler var; Türkçe konuşan…  

Bu kadar kadim bir geçmişi olan, dünyanın her tarafında devletler, topluluklar kurmuş, Roma İmparatorluğu’nu Doğ bir millet olarak Türkçemizi gerçekten değerini biliyor muyuz; gerçekten hakkını vererek kullanabiliyor muyuz? Bununla ilgili geniş bir çalışma yapmış bir kişi olarak; ben hiç zannetmiyorum! 

Ülkemizde en geniş iktisadi ve idari bilimler sözlüğünü 15 yıl meşakkatli bir çalışma sonunda hazırlamış bir kişi olarak; Türk Dil Kurumu, YÖK gibi kurumlardan da destek alamamam bunun göstergesi değil mi? Bana ilginç gelen bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Türk Dil Kurumu 2 ayrı bölümden oluşuyor; biri Türk dili üzerinde çalışmalar yapmak, diğeri ise, Türk dilinin güncel sorunlarını bularak; çözüm üretmek. Hem Türk Dil Kurumu yayın yönetmeni, hem de Türk dili bölümünün yetkilisi olarak Mehmet Ölmez’in kendisi ile görüşmek için randevu almıştım. İTÜ’de kendisi ile görüştüm ve şunu söyledim: ‘’Ülkemizde en geniş kapsamlı İİBF öğrencilere sözlük hazırlamaktayım. %80 akademisyenlerden olmasına karşın; bulamadığım kelimeleri Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakarak bulmak istedim. Birçok yeni çıkan kelimenin anlamı yoktu. Daha sonra ‘ileti’ mail olarak, ‘yazıcı’ ‘printer’, ‘binek araç’ taksi’, ‘tarayıcı’ printer, ‘güdü’ motivasyon, ‘yön buldurucu’ navigaston, ‘özçekim’ selfie gibi kelimelerle tanımlanıyor. Benim yaptığım çalışmalarda, Türkçemize birçok sözcüğün anlamını hemen vermiş olacağım; diğer kelimeler ise akademik tanımlar olarak Türkçemize kazandırılacak.’’  Dediğim zaman, ‘’Ebru hanım, biz Türk Dil Kurumu olarak, bir kelimenin 2 yıl kullandığını görmeden, Türkçe karşılığı olan kelimeyi vermeyiz’’ demesi, bana çok ilginç gelmişti. Birkaç ay kullanılsın, fark edildikten sonra 2 yıl geçsin; zaten ondan sonra Türkçe karşılığını kullanmayız ki… Teyp, flash bellek, cd gibi kelimeleri karşılığını bilen var mı? 

Dünya üzerinde, bu kadar kadim bir geçmiş, bu kadar geniş bir alan, bu kadar geniş bir topluluğa yayılmış olan Türkçemizin, Malazgirt sonrasında Türkçeyi Araplara öğretmek için 1072-1074 arasında Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı ilk sözlük olan Divanü Lugat-i Türk’ü, ilk kez dilimizin kıymetini Anadolu Selçuklu Devleti döneminde halka fark ettiren 1277 yılında devlet yazışmalarının Türkçe yapılması talimatını veren Karamanoğlu Mehmet beyi, Orhun Abidelerinde Göktürk yazıtları ile taçlandırılan 12 destanı, Manas Destanı ile daha iyi bizlerin geçmişini anlatan yazıtlarımızı ve yazılarımızı kaç kişi okudu?       

Tarih hayattan ders almayı, dil bilgiyi alabilmeyi ve verebilmeyi sağlar. Bu ikilinin olmadığı veya eksik olduğu ülkelerin bugüne kadar yükselmesine, ilerlemesine tanık olunmamamıştır. Bu nedenle tarihten ders alarak, Atatürk döneminde olduğu gibi, Türkçemizin çok daha ileri seviyeye gelmesi dileğiyle; Türk Dil Bayramımız hepimize kutlu olsun!    

                                                           www. ebrununsozlugu.com